6 Mart 2010 Cumartesi

Sahici Kadının Günü

Yasemin

E-posta kutumuza mesaj düşüyor. X Bar, Dünya Kadınlar Günümüzü Kutlar, bizi gece bilmemkaçtan sonra başlayacak bilmemne partisine davet edermiş. İçkiler yüzde bilmemkaç ucuzmuş, üstelik sadece kadınlaraymış.


Yasemin

Elimiz "cevapla" tuşuna gidiyor. "Hay sizin Dünya Kadınlar Günü kutlamanıza", diyoruz. "Bizim Kadınlar Günü'nden anladığımız bu değil. Bizim kadından anladığımız yaratmadan tüketen, tükettiği midesini bozdukça kusan o berbat süs bebeği olmadı. Kendisine ait, belki de tek anlamlı günü ucuza içtiği içkilerle şişiren o kadın değil bizim kadından anladığımız. Bizim kadından anladığımız için ekteki fotoğraflara bakın lütfen. Sonra da iletişim adreslerimizi silin."


Bizim kadından anladığımız, 11. İstanbul Bienali'ndeki Mor Çatı Sığınma Vakfı'na ait yerleştirmedeki Yasemin çünkü. Yasemin ve Yasemin gibi sahici kadınlar kendine ait o günün sömürülmesine izin vermez. Yasemin ve Yasemin gibi samimi kadınlar kendilerine sunulan seçeneklerin hangisinin gerçek, hangisinin yalan dolan olduğunu görür. Lüzumsuzlara papuç bırakmaz.


Hadi Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanan 8 Mart'tan "Emekçi" sözcüğünü çoktan attırdınız. Bari zekasıyla üreten, kadın kimliği defalarca ayaklar altına alınmasına karşın hala ayakta durmakta direnen, özgüvenine yönelik tüm alçaltma çabalarına rağmen benliğini savunan kadının koca 365 günde bir defa kutlanan gününü rahat bırakın, basitleştirmeyin.


8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü müzikle kutlamaksa mevzu bahis, IKSV Salon'da 1895-1940 arasında İstanbul'da sahne almış "efsane hanımlar"ın, İstanbul'da âşık olunan kadınların ve İstanbul'un şarkılarını güzelim Sema'nın sesinden dinlemek ya da Fransız Kültür Merkezi'nde Ajda Ahu Giray'ın sesinden Edith Piaf, Barbara, Dalida, Juliette Greco, ve Patricia Kaas şarkılarına kulak vermek günü hakkıyla kutlamak adına çok daha anlamlı seçenekler.


Not: Fransız Kültür Merkezi'nde Ajda Ahu Giray'ın konseri 19:30'da başlıyor, Sema konseri ise 21:00'de başlayacak, kapılar 20:15'te açılıyor.

Sahici Kadının Günü

Yasemin

E-posta kutumuza mesaj düşüyor. X Bar, Dünya Kadınlar Günümüzü Kutlar, bizi gece bilmemkaçtan sonra başlayacak bilmemne partisine davet edermiş. İçkiler yüzde bilmemkaç ucuzmuş, üstelik sadece kadınlaraymış.


Yasemin

Elimiz "cevapla" tuşuna gidiyor. "Hay sizin Dünya Kadınlar Günü kutlamanıza", diyoruz. "Bizim Kadınlar Günü'nden anladığımız bu değil. Bizim kadından anladığımız yaratmadan tüketen, tükettiği midesini bozdukça kusan o berbat süs bebeği olmadı. Kendisine ait, belki de tek anlamlı günü ucuza içtiği içkilerle şişiren o kadın değil bizim kadından anladığımız. Bizim kadından anladığımız için ekteki fotoğraflara bakın lütfen. Sonra da iletişim adreslerimizi silin."


Bizim kadından anladığımız, 11. İstanbul Bienali'ndeki Mor Çatı Sığınma Vakfı'na ait yerleştirmedeki Yasemin çünkü. Yasemin ve Yasemin gibi sahici kadınlar kendine ait o günün sömürülmesine izin vermez. Yasemin ve Yasemin gibi samimi kadınlar kendilerine sunulan seçeneklerin hangisinin gerçek, hangisinin yalan dolan olduğunu görür. Lüzumsuzlara papuç bırakmaz.


Hadi Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanan 8 Mart'tan "Emekçi" sözcüğünü çoktan attırdınız. Bari zekasıyla üreten, kadın kimliği defalarca ayaklar altına alınmasına karşın hala ayakta durmakta direnen, özgüvenine yönelik tüm alçaltma çabalarına rağmen benliğini savunan kadının koca 365 günde bir defa kutlanan gününü rahat bırakın, basitleştirmeyin.


8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü müzikle kutlamaksa mevzu bahis, IKSV Salon'da 1895-1940 arasında İstanbul'da sahne almış "efsane hanımlar"ın, İstanbul'da âşık olunan kadınların ve İstanbul'un şarkılarını güzelim Sema'nın sesinden dinlemek ya da Fransız Kültür Merkezi'nde Ajda Ahu Giray'ın sesinden Edith Piaf, Barbara, Dalida, Juliette Greco, ve Patricia Kaas şarkılarına kulak vermek günü hakkıyla kutlamak adına çok daha anlamlı seçenekler.


Not: Fransız Kültür Merkezi'nde Ajda Ahu Giray'ın konseri 19:30'da başlıyor, Sema konseri ise 21:00'de başlayacak, kapılar 20:15'te açılıyor.

4 Mart 2010 Perşembe

5 Mart Cuma: Kabuk Değiştiriyorum


Mart ayı ile aram pek yoktur. Oldum olası hep asık suratlı gelmiştir bana. Ne kıştır, ne bahar. Erik, kiraz, şeftali ağaçları en çok Mart'ta aldanırlar. Önce tomurcuklanır, sonra o tomurcukları aniden bastırıveren soğuklarda dökerler. Hüzünlü bir görüntüdür.


En çok Mart ayında sahte gülümsemişimdir insanların yüzüne. Sevmediğim insanların doğumgünleri ile doludur Mart. Doluydu yani. Şanslıyım ki, hepsi bir bir hayatımdan çıktı. Kalanlara en içten gülümsememle hala "mutlu yıllar" diyecek olmak güzel.


Bizim Ece yazmış. 2010 bana iyi gelmedi diye. Ben anlamadım bana nasıl geldi bu yıl. Bir gün içim içime sığmıyor, akşamında dünya başıma yıkılıyor. Biteviye bir rutin. Çok elim kolum bağlı gibi. İçime havan topları, hadi o kadar da değil de el bombaları düşüyor. İşte öyle bir hissiyat.



Bendeki bu tuhaf hallere karşın, hayatımda güzel insanlar var. Güzel haberler alıyorum. Elim kolum bağlı hissiyatını öylece unutuyorum. Uyuyorum, sabah bir umut. Bazen tam tersi, sabahları berbat, gece 1'den sonra sessiz bir huzur.


Yarın 5 Mart Cuma. Kenara not almışım ben: Tim Burton'ın Alice In Wonderland'i vizyonda. Blogunu keyifle okuduğum Elif Savaş'ın yeni kitabı "Büyüklere 17 Masal" Yitik Ülke Yayınları'nın baskısıyla raflarda. IKSV Salon'da benim pek sevdiğim, kendi hayat soundtrackime pek yakıştırdığım !DelaDap sahnede. Tango dinlemek istersem Daniel Melingo Ghetto'da. Hiçbir şey yapmak istemezsem evimdeki müzikçalar, içindeki Soul Kitchen Soundtrack'i ile hizmetimde.


Elimde acı kahvem, içinde biraz kanyak. Kabuk değiştiriyorum sanırım. Bir şeyler değişiyor ama ne?

5 Mart Cuma: Kabuk Değiştiriyorum


Mart ayı ile aram pek yoktur. Oldum olası hep asık suratlı gelmiştir bana. Ne kıştır, ne bahar. Erik, kiraz, şeftali ağaçları en çok Mart'ta aldanırlar. Önce tomurcuklanır, sonra o tomurcukları aniden bastırıveren soğuklarda dökerler. Hüzünlü bir görüntüdür.


En çok Mart ayında sahte gülümsemişimdir insanların yüzüne. Sevmediğim insanların doğumgünleri ile doludur Mart. Doluydu yani. Şanslıyım ki, hepsi bir bir hayatımdan çıktı. Kalanlara en içten gülümsememle hala "mutlu yıllar" diyecek olmak güzel.


Bizim Ece yazmış. 2010 bana iyi gelmedi diye. Ben anlamadım bana nasıl geldi bu yıl. Bir gün içim içime sığmıyor, akşamında dünya başıma yıkılıyor. Biteviye bir rutin. Çok elim kolum bağlı gibi. İçime havan topları, hadi o kadar da değil de el bombaları düşüyor. İşte öyle bir hissiyat.



Bendeki bu tuhaf hallere karşın, hayatımda güzel insanlar var. Güzel haberler alıyorum. Elim kolum bağlı hissiyatını öylece unutuyorum. Uyuyorum, sabah bir umut. Bazen tam tersi, sabahları berbat, gece 1'den sonra sessiz bir huzur.


Yarın 5 Mart Cuma. Kenara not almışım ben: Tim Burton'ın Alice In Wonderland'i vizyonda. Blogunu keyifle okuduğum Elif Savaş'ın yeni kitabı "Büyüklere 17 Masal" Yitik Ülke Yayınları'nın baskısıyla raflarda. IKSV Salon'da benim pek sevdiğim, kendi hayat soundtrackime pek yakıştırdığım !DelaDap sahnede. Tango dinlemek istersem Daniel Melingo Ghetto'da. Hiçbir şey yapmak istemezsem evimdeki müzikçalar, içindeki Soul Kitchen Soundtrack'i ile hizmetimde.


Elimde acı kahvem, içinde biraz kanyak. Kabuk değiştiriyorum sanırım. Bir şeyler değişiyor ama ne?

A, Alice In Chains Geliyor. Ooo, Manowar da Orada Olacakmış


Ayrıntılı programı merakla beklenen Sonisphere Festival'in İstanbul ayağında sahne alacak isimler bugün açıklandı. Heavy metal, black metal ve rock sevenlerin aklını uçuracak bir kadroya sahip olan festivalde yer alacak fantastik dörtlü şöyle: Metallica, Slayer, Megadeth ve Anthrax. Festivalde çalacak isimler bu kadarla da kalmıyor, Rammstein, Manowar, Heaven & Hell ve benim gibi fanatik hayranları sıkı dursun: Alice In Chains. Stone Sour, Mastodon, Hayko Cepkin, Manga ve Blacktooth da orada olacak diğer isimler. Festival afişinde yazdığına göre dahası varmış, süpriz isimler de yoldaymış. Hoş, bu kadarı bile yeterdi.


Festival programını görünce ağzı açık kalanlar için kenara yazılması gereken tarihler 25-26-27 Haziran, yer ise İnönü Stadyumu. Biletler yarından itibaren Biletix'te satışta, festivalin şimdiden kopardığı gürültüye bakılırsa elimizi çabuk tutmakta fayda var.


Dahası festivalin websitesinde.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons