konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2011 Salı

Elektronik Müzik, Ama En Alternatifinden




Müzikseverler bugüne kadar elektronik müzik icra eden müzisyenleri çoğu zaman amacı yalnızca müzik dinlemek olmayan insanların arasında, kalabalık gece kulüplerinde ve geç saatlerde dinleyebildi. Hâl böyle olunca, ne müzisyenler müziğini istediği kitleye çalabildi, ne de dinleyici müziği tam manasıyla hissedebildi. Gece kulüplerinin hafta sonu programlarına uygun olmayan müzik yapan gruplar için sessiz sakin çalacakları mekân arayışındaki müzisyenler biraraya geldi ve Dielectric Sessions projesini yarattı. Dielectric Sessions'ın ilk icraatı bu cumartesi günü yalnızca 80 kişilik kapasitesi olan Kumbara 36'da gerçekleşecek. Şehrin en yeni müzik projesi hakkında biz sorduk, projeye katılan müzisyenler yanıtladı...



Dielectric Sessions'u kağıt üzerinde -lafın gelişi, aslında ekranda- biraz okuduk. Projenin çıkış amacı 'gece kulüplerinin hafta sonu programlarına uygun olmayan müzik yapan gruplar için, sessiz sakin çalacakları bir mekân ihtiyacı' olarak özetlenmiş. Projenin özet olmayan hikâyesini anlatın desek?


Klasik müzik veya caz dinlemeye giden insanlar bunun sessiz sakin bir ortamda dinlenebileceğini baştan kabul etmiş durumda. Bu tür müzikler de kendi içinde farklı alt tarzlar ihtiva etmelerine rağmen hemen hemen benzer ortamlarda icra edilip dinleniyorlar. Göz ardı edilen şu ki elektronik müzik de kendi içinde bir çok farklı alt tür içeriyor fakat ismi söylendiğinde akla ilk gelen şey kulüplerde dans edip deşarj olunacak müzik (Tabii ki dans müziğini de seviyoruz). Hepimiz benzer ortamlarda müzik yaptık ama 'insanları nasıl eğlendirsek' fikrinin müziğin önüne geçmesi sıkıcı bir durum. Bu yüzden insanların sadece müziğe odaklanabileceği bir oluşum olan Dielectric Sessions fikri ortaya çıktı.

Dielectric Sessions'ın kapısı hangi müzisyenlere açık? Dielectric Sessions'dan hangi müzikseverler hazeder?


Fikir elektronik müzik temelinden çıkmış olsa da, oturarak müzik dinleyecek bir kitleye müzik icra etmekten hoşlanacak, ve müziğini paylaşmak için daha uygun bir ortam bulamayacağını düşünen her tür müzisyene kapımız açık. Projeye dahil olmak isteyen müzisyenler bizimle internet sitemiz üzerinden irtibata geçebilirler. Dinleyicilere gelince; kulağı elektronik tınılara aşina olan, olmasa da müzikal anlamda açık fikirli olan dinleyicilerin performanslarımızdan hoşlanacağını düşünüyoruz.


'Nezih bir ortam' ihtiyacındaki sebep, İstanbul'da elektronik müziğin değerini bilmeyen, 'ortama dans müziği olsun' diyen işletme sahiplerine bir tür karşı çıkış mı?


Aslında bir tepkiden değil bir ihtiyaçtan doğdu bu proje. Müziği üretip icra edenlerin ihtiyacından. Hazır konu açılmışken şöyle de bakmak lazım, yığın müziğine daha yakın, daha geniş kitleler tarafından takip edilen bir çok elektronik müzik türü varken yine de bunların İstanbul gece hayatında kapladıkları yer çok az. Dans müziği kısmında bile hemen her mekan aynı tarz (disco, deep house) çalıyorken gerçekten bir elektronik müzik ortamı var mı acaba diye düşünmek lazım. Bildiğimiz takip ettiğimiz bir çok insan var İstanbul'da elektronik müziğin daha alternatif kısmında müzik üreten. Bu proje umarız onlara da istedikleri müziği icra etmeleri için bir fırsat olacak.


Dielectric Sessions ilk icraatını hangi gün, hangi mekânda, kimlerle gerçekleştirecek? İlk tanışmanın ambiyansı nasıl olacak?


Dielectric Sessions'ın ilk konseri Kumbara isimli mekanda, 26 Mart Cumartesi gecesi saat 20:00'da olacak (etkinlikle ilgili detaylar Facebook'taki event sayfasından ya da websitemizden öğrenilebilir) Gruplar sırasıyla Onor Bumbum, Fuji Kureta ve Fecr-i Ati. İlk tanışma, bizim açımızdan adrenalini yüksek bir ambiyansta gerçekleşecek. Bu gerçekten hem İstanbul alternatif sahnesi, hem de biz performans sergileyecek müzisyenler için yepyeni ve heyencan verici bir yaklaşım. Dolayısıyla alacağımız tepkiler bizim için önemli ölçüde yol gösterici olacak. Dinleyicilerimizin de bu heyecanımıza ortak olmalarını, destekleriyle bizi yüreklendirmelerini diliyoruz.




Dielectric Sessions şehrin en yeni müzik projesi olarak, kendi müziğini yapan tanınmamış müzisyenlerle arasını nasıl tutacak? Projelere yeni müzisyenler dahil edilecek mi?


Dediğimiz gibi, bizimle hemfikir olan ve bu projeye gecesini gündüzünü katarak dahil olmak isteyen müzisyenlere kapımız açık. İlerki konserlerin hepsinde illa ki bu ilk konserdeki üç grup yer almayacak; o yüzden elektronik altyapıları da kullanan, eski-yeni tüm gruplarla işbirliği yapmaya hazırız.


Dielectric Sessions'ın ajandası nelerle dolacak? Proje kapsamında önümüzdeki günlerde neler göreceğiz?


Bu ilk konserin sonucunda alacağımız tepkiler, nereye doğru evrileceğimizi bize gösterecek aslında. Şimdilik, Internet üzerinden çok pozitif yorumlar aldık, bir çok kişi projemizi çok meşru ve yerinde bulduğunu bize bildirdi. Volume I'den sonrasi için de gözümüz yükseklerde :) Dielectric Sessions Volume II, III vs için İstanbul'un ve hatta başka şehirlerin itibarlı sergi mekanlarını, sanat atölyelerini, konser-tiyatro salonlarını hedefliyoruz, tabii ki başka müzisyen arkadaşlarımızı da bünyemize katıp büyüyerek.

Elektronik Müzik, Ama En Alternatifinden




Müzikseverler bugüne kadar elektronik müzik icra eden müzisyenleri çoğu zaman amacı yalnızca müzik dinlemek olmayan insanların arasında, kalabalık gece kulüplerinde ve geç saatlerde dinleyebildi. Hâl böyle olunca, ne müzisyenler müziğini istediği kitleye çalabildi, ne de dinleyici müziği tam manasıyla hissedebildi. Gece kulüplerinin hafta sonu programlarına uygun olmayan müzik yapan gruplar için sessiz sakin çalacakları mekân arayışındaki müzisyenler biraraya geldi ve Dielectric Sessions projesini yarattı. Dielectric Sessions'ın ilk icraatı bu cumartesi günü yalnızca 80 kişilik kapasitesi olan Kumbara 36'da gerçekleşecek. Şehrin en yeni müzik projesi hakkında biz sorduk, projeye katılan müzisyenler yanıtladı...



Dielectric Sessions'u kağıt üzerinde -lafın gelişi, aslında ekranda- biraz okuduk. Projenin çıkış amacı 'gece kulüplerinin hafta sonu programlarına uygun olmayan müzik yapan gruplar için, sessiz sakin çalacakları bir mekân ihtiyacı' olarak özetlenmiş. Projenin özet olmayan hikâyesini anlatın desek?


Klasik müzik veya caz dinlemeye giden insanlar bunun sessiz sakin bir ortamda dinlenebileceğini baştan kabul etmiş durumda. Bu tür müzikler de kendi içinde farklı alt tarzlar ihtiva etmelerine rağmen hemen hemen benzer ortamlarda icra edilip dinleniyorlar. Göz ardı edilen şu ki elektronik müzik de kendi içinde bir çok farklı alt tür içeriyor fakat ismi söylendiğinde akla ilk gelen şey kulüplerde dans edip deşarj olunacak müzik (Tabii ki dans müziğini de seviyoruz). Hepimiz benzer ortamlarda müzik yaptık ama 'insanları nasıl eğlendirsek' fikrinin müziğin önüne geçmesi sıkıcı bir durum. Bu yüzden insanların sadece müziğe odaklanabileceği bir oluşum olan Dielectric Sessions fikri ortaya çıktı.

Dielectric Sessions'ın kapısı hangi müzisyenlere açık? Dielectric Sessions'dan hangi müzikseverler hazeder?


Fikir elektronik müzik temelinden çıkmış olsa da, oturarak müzik dinleyecek bir kitleye müzik icra etmekten hoşlanacak, ve müziğini paylaşmak için daha uygun bir ortam bulamayacağını düşünen her tür müzisyene kapımız açık. Projeye dahil olmak isteyen müzisyenler bizimle internet sitemiz üzerinden irtibata geçebilirler. Dinleyicilere gelince; kulağı elektronik tınılara aşina olan, olmasa da müzikal anlamda açık fikirli olan dinleyicilerin performanslarımızdan hoşlanacağını düşünüyoruz.


'Nezih bir ortam' ihtiyacındaki sebep, İstanbul'da elektronik müziğin değerini bilmeyen, 'ortama dans müziği olsun' diyen işletme sahiplerine bir tür karşı çıkış mı?


Aslında bir tepkiden değil bir ihtiyaçtan doğdu bu proje. Müziği üretip icra edenlerin ihtiyacından. Hazır konu açılmışken şöyle de bakmak lazım, yığın müziğine daha yakın, daha geniş kitleler tarafından takip edilen bir çok elektronik müzik türü varken yine de bunların İstanbul gece hayatında kapladıkları yer çok az. Dans müziği kısmında bile hemen her mekan aynı tarz (disco, deep house) çalıyorken gerçekten bir elektronik müzik ortamı var mı acaba diye düşünmek lazım. Bildiğimiz takip ettiğimiz bir çok insan var İstanbul'da elektronik müziğin daha alternatif kısmında müzik üreten. Bu proje umarız onlara da istedikleri müziği icra etmeleri için bir fırsat olacak.


Dielectric Sessions ilk icraatını hangi gün, hangi mekânda, kimlerle gerçekleştirecek? İlk tanışmanın ambiyansı nasıl olacak?


Dielectric Sessions'ın ilk konseri Kumbara isimli mekanda, 26 Mart Cumartesi gecesi saat 20:00'da olacak (etkinlikle ilgili detaylar Facebook'taki event sayfasından ya da websitemizden öğrenilebilir) Gruplar sırasıyla Onor Bumbum, Fuji Kureta ve Fecr-i Ati. İlk tanışma, bizim açımızdan adrenalini yüksek bir ambiyansta gerçekleşecek. Bu gerçekten hem İstanbul alternatif sahnesi, hem de biz performans sergileyecek müzisyenler için yepyeni ve heyencan verici bir yaklaşım. Dolayısıyla alacağımız tepkiler bizim için önemli ölçüde yol gösterici olacak. Dinleyicilerimizin de bu heyecanımıza ortak olmalarını, destekleriyle bizi yüreklendirmelerini diliyoruz.




Dielectric Sessions şehrin en yeni müzik projesi olarak, kendi müziğini yapan tanınmamış müzisyenlerle arasını nasıl tutacak? Projelere yeni müzisyenler dahil edilecek mi?


Dediğimiz gibi, bizimle hemfikir olan ve bu projeye gecesini gündüzünü katarak dahil olmak isteyen müzisyenlere kapımız açık. İlerki konserlerin hepsinde illa ki bu ilk konserdeki üç grup yer almayacak; o yüzden elektronik altyapıları da kullanan, eski-yeni tüm gruplarla işbirliği yapmaya hazırız.


Dielectric Sessions'ın ajandası nelerle dolacak? Proje kapsamında önümüzdeki günlerde neler göreceğiz?


Bu ilk konserin sonucunda alacağımız tepkiler, nereye doğru evrileceğimizi bize gösterecek aslında. Şimdilik, Internet üzerinden çok pozitif yorumlar aldık, bir çok kişi projemizi çok meşru ve yerinde bulduğunu bize bildirdi. Volume I'den sonrasi için de gözümüz yükseklerde :) Dielectric Sessions Volume II, III vs için İstanbul'un ve hatta başka şehirlerin itibarlı sergi mekanlarını, sanat atölyelerini, konser-tiyatro salonlarını hedefliyoruz, tabii ki başka müzisyen arkadaşlarımızı da bünyemize katıp büyüyerek.

16 Mart 2011 Çarşamba

Türkiye'nin Genç ve Usta Caz Yorumcuları Caz Ağacı'nda Ella Fitzgerald'ı Anacak



Türk cazının ustaları ve yeni isimleri, ‘Caz Ağacı’ şemsiyesi altında, Billie Holiday’den sonra bu sefer caz tarihinin unutulmaz seslerinden Ella Fitzgerald’ı, 30’lu ve 40’lı yıllarının büyülü ambiyansında, hayranlıkla selamlıyor.


Garanti Bankası’nın ana sponsorluğunda ve Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında, Vedat Özdemiroğlu’nun keyifli sunumuyla, eski Casablanca Gazinosu, yeni Romeo&Juliet’te, 18 Mart günü 22.00’de gerçekleşecek gecede, cazın güçlü seslerine piyanoda Burak Bedikyan, saksofonda Engin Recepoğulları, kontrbasta Ozan Musluoğlu ve davulda Ediz Hafızoğlu eşlik edecek.




Bu da Bizden Olsun


Caz Ağacı Vol.2 konserine davetiye kazanmak için 17 Mart Perşembe günü saat 17:00'e kadar yan menüdeki "izle" butonuna basarak Alternatif-İstanbul'u takibe almak ve ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınız ve soyadınız ile birlikte davetiye istediğinizi bildiren bir e-posta iletmek. E-posta gönderen okuyucularımız arasında random.org ile gerçekleştireceğimiz çekilişle belirlenecek iki talihli çift kişilik davetiyenin sahibi olacak.


Türkiye'nin Genç ve Usta Caz Yorumcuları Caz Ağacı'nda Ella Fitzgerald'ı Anacak



Türk cazının ustaları ve yeni isimleri, ‘Caz Ağacı’ şemsiyesi altında, Billie Holiday’den sonra bu sefer caz tarihinin unutulmaz seslerinden Ella Fitzgerald’ı, 30’lu ve 40’lı yıllarının büyülü ambiyansında, hayranlıkla selamlıyor.


Garanti Bankası’nın ana sponsorluğunda ve Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında, Vedat Özdemiroğlu’nun keyifli sunumuyla, eski Casablanca Gazinosu, yeni Romeo&Juliet’te, 18 Mart günü 22.00’de gerçekleşecek gecede, cazın güçlü seslerine piyanoda Burak Bedikyan, saksofonda Engin Recepoğulları, kontrbasta Ozan Musluoğlu ve davulda Ediz Hafızoğlu eşlik edecek.




Bu da Bizden Olsun


Caz Ağacı Vol.2 konserine davetiye kazanmak için 17 Mart Perşembe günü saat 17:00'e kadar yan menüdeki "izle" butonuna basarak Alternatif-İstanbul'u takibe almak ve ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınız ve soyadınız ile birlikte davetiye istediğinizi bildiren bir e-posta iletmek. E-posta gönderen okuyucularımız arasında random.org ile gerçekleştireceğimiz çekilişle belirlenecek iki talihli çift kişilik davetiyenin sahibi olacak.


3 Mart 2011 Perşembe

Glass Candy 3 Mart Perşembe Akşamı Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Ida No ve The Chromatics'den tanıdığımız Johnny Jewel, Glass Candy adını verdikleri projeyle bu akşam Salon İKSV'ye konuk oluyorlar.


Glass Candy, "Metal Gods" ve "Johnny Are You Queer" single'larının ardından Love Love Love adlı ilk stüdyo albümünü 2003'te yayımladı. İkilinin dikkatleri üzerine çekmesini sağlayan ise rock müzikten diskoya geçişi sağlayan üçüncü albüm B/E/A/T/B/O/X oldu.


"Feeling Without Touching" adlı single'ı 2010 yılında yayımlayan ve italo disko'dan krautrock'a harmanlayan Glass Candy, 70'li yıllarda çekilmiş filmlerdeki disko sahnelerini izlemekten haz duyanlar için takip edilesi bir proje. Kendinizi umarsızca dansın kollarına bırakmak için bu akşam Salon İKSV'deki büyük disko topu altında yerinizi alın.


Dinleme Noktası


Feeling Without Touching


Dijital Versicolor


Bu da Bizden Olsun


Glass Candy konserine davetiye kazanmak için bugün saat 17:00'e kadar yan menüdeki "izle" butonuna basarak blogu takibe almak ve ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınız ve soyadınız ile birlikte davetiye istediğinizi bildiren bir e-posta iletmek. E-posta gönderen okuyucularımız arasında random.org ile gerçekleştireceğimiz çekilişle belirlenecek bir talihli çift kişilik davetiyenin sahibi olacak.


Glass Candy 3 Mart Perşembe Akşamı Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Ida No ve The Chromatics'den tanıdığımız Johnny Jewel, Glass Candy adını verdikleri projeyle bu akşam Salon İKSV'ye konuk oluyorlar.


Glass Candy, "Metal Gods" ve "Johnny Are You Queer" single'larının ardından Love Love Love adlı ilk stüdyo albümünü 2003'te yayımladı. İkilinin dikkatleri üzerine çekmesini sağlayan ise rock müzikten diskoya geçişi sağlayan üçüncü albüm B/E/A/T/B/O/X oldu.


"Feeling Without Touching" adlı single'ı 2010 yılında yayımlayan ve italo disko'dan krautrock'a harmanlayan Glass Candy, 70'li yıllarda çekilmiş filmlerdeki disko sahnelerini izlemekten haz duyanlar için takip edilesi bir proje. Kendinizi umarsızca dansın kollarına bırakmak için bu akşam Salon İKSV'deki büyük disko topu altında yerinizi alın.


Dinleme Noktası


Feeling Without Touching


Dijital Versicolor


Bu da Bizden Olsun


Glass Candy konserine davetiye kazanmak için bugün saat 17:00'e kadar yan menüdeki "izle" butonuna basarak blogu takibe almak ve ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınız ve soyadınız ile birlikte davetiye istediğinizi bildiren bir e-posta iletmek. E-posta gönderen okuyucularımız arasında random.org ile gerçekleştireceğimiz çekilişle belirlenecek bir talihli çift kişilik davetiyenin sahibi olacak.


11 Şubat 2011 Cuma

Ólafur'un Karartma Gecesi



Sevgili Ólafur,



Seni ilk kez İstanbul'da bir evin küçük bir odasında dinledim. Oda karanlıktı ve dışarıdaki soğuk havanın etkisiyle camlar buğulanmıştı. Müziğinin bende bıraktığı ilk his, uzun bir kuraklık döneminin ardından bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun ardından gelen ferahlama duygusunun bir benzeriydi. Uzunca bir süre ışıkları açmadan öylece oturdum. Eulogy For Evolution uzunca bir süre CD çalarda döndü, döndü, döndü.


Dün gece seninle yine karanlık bir salonda buluştuk. Hatta o kadar karanlıktı ki; ne sen bizi, ne de biz seni görebildik önce. Gözlerimiz ışıksızlığa alıştığında ise, önce uzun bir bekleyişin ardından gelen buluşmanın heyecanıyla merhabalaştık. Önce üç keman ve bir çellodan oluşan yaylılar giriş yaptı müziğe, sonra senin piyanonun sesi duyuldu. Yorgunluğum yavaş yavaş yerini huzura bırakmaya başladı. Karanlık ise, ışık oyunlarıyla usulca dağıldı. Deniz yıldızları ve yelkenlilerin gölgesi belirdi sahnede. Sonra kuşlar... Önce iplere bağlı olarak kanat çırptılar. Müzik doruğa çıktığında, kuşlar iplerinden kurtulup özgür kaldılar. O sırada piyanonun üzerinde beyaz bir kuşun kanat çırptığını gördüm. Melodilere ışık efektleri, piyanoya yaylılar eşlik etti.


"İstanbul'da ay alaşağı duruyor." dedin. İstanbul öyledir. Keşke hava güneşli ve açık olsa da, dünyada eşi benzeri olmayan maviliği, piyanonun üzerinde kanat çırpan kuşa benzeyen martıları da görebilseydin. Yaz ortasında birdenbire bastıran yağmuru, hemen ardından beliriveren güneşi, şehrin bir yakasını kapkara yağmur bulutları kaplamışken, öteki yakasının güneşin sarıdan kızıla tonlara boyanmasını en az tuhaf ve aykırı İstanbullu ayı sevdiğin gibi severdin eminim ki.


Seni dinlemeye geldiğimiz için birkaç defa teşekkür ettin şarkı aralarında. Bir kez etmen yeterdi ama öyle içten ve minnet doluydun ki, bunu dinleyicinle paylaşmak istedin. Belki sen göremedin, ama İstanbul'daki karartma gecesinde müziğini dinlemeye gelen herkes içtenliğine içtenlikle karşılık verdi. Hatta, eve dönüş yolunda bir kadının "arkadaşı için çaldığını söylediği parçada kaybettiğim arkadaşım aklıma geldi." dediğini duydum. Müzik böyle bir şeydi işte, köprüler ve bağlar kurulmasına vesile oluyor, öyküler yazdırıyor ve hatıraları canlandırıyordu, özeldi.


Bugün yine İstanbul'da, aynı karanlık salondasın. Bir başka karartma gecesinde yelkenlilerini yüzdürecek, kuşları özgür bırakacaksın. Eminim ki, bu İstanbul ile son buluşman olmayacak. Güneşli ve bulutların bembeyaz olduğu, sanki yeryüzündeymiş gibi göründükleri bir günde yine gelecek, bize yeniden "iyi ki müzik var" dedirteceksin.


Değil mi?


Dip Not: Video, Ólafur Arnalds'sın İstanbul konserinde çaldığı son şarkı esnasında çekilip Youtube'a eklenmiş. Ekleyen kişiye teşekkür etmeli, o anı yeniden yaşattığı için.

Ólafur'un Karartma Gecesi



Sevgili Ólafur,



Seni ilk kez İstanbul'da bir evin küçük bir odasında dinledim. Oda karanlıktı ve dışarıdaki soğuk havanın etkisiyle camlar buğulanmıştı. Müziğinin bende bıraktığı ilk his, uzun bir kuraklık döneminin ardından bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun ardından gelen ferahlama duygusunun bir benzeriydi. Uzunca bir süre ışıkları açmadan öylece oturdum. Eulogy For Evolution uzunca bir süre CD çalarda döndü, döndü, döndü.


Dün gece seninle yine karanlık bir salonda buluştuk. Hatta o kadar karanlıktı ki; ne sen bizi, ne de biz seni görebildik önce. Gözlerimiz ışıksızlığa alıştığında ise, önce uzun bir bekleyişin ardından gelen buluşmanın heyecanıyla merhabalaştık. Önce üç keman ve bir çellodan oluşan yaylılar giriş yaptı müziğe, sonra senin piyanonun sesi duyuldu. Yorgunluğum yavaş yavaş yerini huzura bırakmaya başladı. Karanlık ise, ışık oyunlarıyla usulca dağıldı. Deniz yıldızları ve yelkenlilerin gölgesi belirdi sahnede. Sonra kuşlar... Önce iplere bağlı olarak kanat çırptılar. Müzik doruğa çıktığında, kuşlar iplerinden kurtulup özgür kaldılar. O sırada piyanonun üzerinde beyaz bir kuşun kanat çırptığını gördüm. Melodilere ışık efektleri, piyanoya yaylılar eşlik etti.


"İstanbul'da ay alaşağı duruyor." dedin. İstanbul öyledir. Keşke hava güneşli ve açık olsa da, dünyada eşi benzeri olmayan maviliği, piyanonun üzerinde kanat çırpan kuşa benzeyen martıları da görebilseydin. Yaz ortasında birdenbire bastıran yağmuru, hemen ardından beliriveren güneşi, şehrin bir yakasını kapkara yağmur bulutları kaplamışken, öteki yakasının güneşin sarıdan kızıla tonlara boyanmasını en az tuhaf ve aykırı İstanbullu ayı sevdiğin gibi severdin eminim ki.


Seni dinlemeye geldiğimiz için birkaç defa teşekkür ettin şarkı aralarında. Bir kez etmen yeterdi ama öyle içten ve minnet doluydun ki, bunu dinleyicinle paylaşmak istedin. Belki sen göremedin, ama İstanbul'daki karartma gecesinde müziğini dinlemeye gelen herkes içtenliğine içtenlikle karşılık verdi. Hatta, eve dönüş yolunda bir kadının "arkadaşı için çaldığını söylediği parçada kaybettiğim arkadaşım aklıma geldi." dediğini duydum. Müzik böyle bir şeydi işte, köprüler ve bağlar kurulmasına vesile oluyor, öyküler yazdırıyor ve hatıraları canlandırıyordu, özeldi.


Bugün yine İstanbul'da, aynı karanlık salondasın. Bir başka karartma gecesinde yelkenlilerini yüzdürecek, kuşları özgür bırakacaksın. Eminim ki, bu İstanbul ile son buluşman olmayacak. Güneşli ve bulutların bembeyaz olduğu, sanki yeryüzündeymiş gibi göründükleri bir günde yine gelecek, bize yeniden "iyi ki müzik var" dedirteceksin.


Değil mi?


Dip Not: Video, Ólafur Arnalds'sın İstanbul konserinde çaldığı son şarkı esnasında çekilip Youtube'a eklenmiş. Ekleyen kişiye teşekkür etmeli, o anı yeniden yaşattığı için.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Heyecanlıyım

Jazz GuysOrtala


"Yeni bir şeyler bulsam da dinlesem" diye darı arayan tavuk gibi etrafı eşelediğim günlerde keşfettiğim Ólafur Arnalds 10-11 Şubat'ta Salon İKSV'de. Güzel insanlar ve güzel müzisyenler diyarı İzlanda'dan gelen, kafa kağıdında yazan doğum tarihi ile (1987) fena kıskandıran, insanın içine uzun bir kuraklıktan sonra yağmur yağmış da ortalık serinlemiş gibi bir his bırakan bir müzik insanı kendisi. İlk defa İstanbul'da konser verecek Ólafur Arnalds için heyecanlıyım.




Eliane Elias
, 17 Şubat'ta İş Sanat'ta konser verecek. Son günlerde en fazla dinlediğim albümlerden olan Bossa Nova Stories'i canlı dinleyeceğim için heyecanlıyım.


Babylon önümüzdeki aylarda konuk edeceği sanatçıları açıkladı: Junip, The Wailers, The Walkmen, Twin Shadow, Gonja Sufi, Skream and Benga, Mercury Rev, Gogol Bordello ve Kate Nash. +24 engeline rağmen İstanbul'da dinleyebileceğimiz iyi müzisyenler için heyecanlıyım.



Ajansa yeni haber düştü: 20 Mayıs The Charlatans Ghetto'da, 21 Mayıs'ta Marianne Faithfull Aya İrini'de imiş. Sponsor, Avea imiş. Daha önce Babylon'a geldiğinde kaçırdığım Marianne Faithfull için heyecanlıyım.

Heyecanlıyım

Jazz GuysOrtala


"Yeni bir şeyler bulsam da dinlesem" diye darı arayan tavuk gibi etrafı eşelediğim günlerde keşfettiğim Ólafur Arnalds 10-11 Şubat'ta Salon İKSV'de. Güzel insanlar ve güzel müzisyenler diyarı İzlanda'dan gelen, kafa kağıdında yazan doğum tarihi ile (1987) fena kıskandıran, insanın içine uzun bir kuraklıktan sonra yağmur yağmış da ortalık serinlemiş gibi bir his bırakan bir müzik insanı kendisi. İlk defa İstanbul'da konser verecek Ólafur Arnalds için heyecanlıyım.




Eliane Elias
, 17 Şubat'ta İş Sanat'ta konser verecek. Son günlerde en fazla dinlediğim albümlerden olan Bossa Nova Stories'i canlı dinleyeceğim için heyecanlıyım.


Babylon önümüzdeki aylarda konuk edeceği sanatçıları açıkladı: Junip, The Wailers, The Walkmen, Twin Shadow, Gonja Sufi, Skream and Benga, Mercury Rev, Gogol Bordello ve Kate Nash. +24 engeline rağmen İstanbul'da dinleyebileceğimiz iyi müzisyenler için heyecanlıyım.



Ajansa yeni haber düştü: 20 Mayıs The Charlatans Ghetto'da, 21 Mayıs'ta Marianne Faithfull Aya İrini'de imiş. Sponsor, Avea imiş. Daha önce Babylon'a geldiğinde kaçırdığım Marianne Faithfull için heyecanlıyım.

Onor Bumbum 9 Şubat'ta Ghetto'da, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da!


Kısa sürede elektronik müzik cambazları arasında gösterilen Onor Bumbum, kendi icadı olan yazılım ve enstrümanları kullanan müzisyen. Müziğini yaparken olduğu kadar, duyurmak için de teknolojinin bütün nimetlerinden yararlanıyor. Podcastler hazırlıyor, konserlerini internet üzerinden canlı olarak yayınlıyor, yayınladığı haftalık bültenlerle çalışmalarını duyuruyor. Yani, yeni çağda müzik üretiminin gerektirdiği her türlü icraatı yapıyor, ama hepsinden de ötesi bütün bunları iyi müzik üreterek yapıyor.


Diyorum ki adındaki albümünü yakın zamanda çıkaran Onor Bumbum, modern zaman aşk hikayelerini anlatan downtempo şarkılar bestelemiş. Albümden Dokun isimli şarkıyı etrafımda sıkça duymaya başlasam da, hem sözleri, hem de melodisiyle benim en sevdiğim şarkısı Bi Dur oldu. Tabii şimdilik.




Onor Bumbum ile tanışmak isteyenler, 9 Şubat Çarşamba akşamı GHETTO'da yerlerini alabilirler.




Bu da Bizden Olsun!


Friendfeed üzerinde gerçekleştirdiğimiz yarışmaya katılan üç Alternatif-İstanbul okuyucusu Onor Bumbum konserine davetiye kazanıyor!

Onor Bumbum 9 Şubat'ta Ghetto'da, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da!


Kısa sürede elektronik müzik cambazları arasında gösterilen Onor Bumbum, kendi icadı olan yazılım ve enstrümanları kullanan müzisyen. Müziğini yaparken olduğu kadar, duyurmak için de teknolojinin bütün nimetlerinden yararlanıyor. Podcastler hazırlıyor, konserlerini internet üzerinden canlı olarak yayınlıyor, yayınladığı haftalık bültenlerle çalışmalarını duyuruyor. Yani, yeni çağda müzik üretiminin gerektirdiği her türlü icraatı yapıyor, ama hepsinden de ötesi bütün bunları iyi müzik üreterek yapıyor.


Diyorum ki adındaki albümünü yakın zamanda çıkaran Onor Bumbum, modern zaman aşk hikayelerini anlatan downtempo şarkılar bestelemiş. Albümden Dokun isimli şarkıyı etrafımda sıkça duymaya başlasam da, hem sözleri, hem de melodisiyle benim en sevdiğim şarkısı Bi Dur oldu. Tabii şimdilik.




Onor Bumbum ile tanışmak isteyenler, 9 Şubat Çarşamba akşamı GHETTO'da yerlerini alabilirler.




Bu da Bizden Olsun!


Friendfeed üzerinde gerçekleştirdiğimiz yarışmaya katılan üç Alternatif-İstanbul okuyucusu Onor Bumbum konserine davetiye kazanıyor!

28 Ocak 2011 Cuma

Ayhan Sicimoğlu Latin All Stars'la Ghetto'da, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Ayhan Sicimoğlu İtalyan keteninden takım elbiselere, damak şenlendiren şaraplara, soslu makarnalara, dünyanın altını üstüne getirmeye, zarif kadınlara, güzel şehirlere ve müziğe 'hasta'. Biz de onun gustosunun ve kendine özgülüğünün 'hastasıyız'.


Peki, onu hiç müziğini icra ederken sahnede izlediniz mi? Kendinizi kimse bakmıyorken yaptığınız dans figürlerini yüzlerce kişi arasında sergilerken buluyorsunuz.



Daha önce hiç Ayhan Sicimoğlu performansı izlemediyseniz, kenara yazın: Kendisi Latin All Stars ile 29 Ocak gecenizi fıkırdatmaya geliyor.


Bu da Bizden Olsun


Alternatif-İstanbul Ghetto'daki bu nefis performansa üç okuyucusunu (bir arkadaşlarıyla birlikte) davet ediyor. Yapmanız gereken, 29 Ocak saat 17:00'e kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınız-soyadınızı da ekleyerek e-posta atmak! random.org aracılığı ile yapacağımız çekilişle belirleyeceğimiz üç kişi davetiyesini kazanacak!


Not: Davetiye kazanan okuyucularımızın saat 23:00'e kadar mekana giriş yapmaları rica olunur, aksi taktirde Ghetto'nun davetiyeyi geçersiz sayma hakkı doğabilir.

Ayhan Sicimoğlu Latin All Stars'la Ghetto'da, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Ayhan Sicimoğlu İtalyan keteninden takım elbiselere, damak şenlendiren şaraplara, soslu makarnalara, dünyanın altını üstüne getirmeye, zarif kadınlara, güzel şehirlere ve müziğe 'hasta'. Biz de onun gustosunun ve kendine özgülüğünün 'hastasıyız'.


Peki, onu hiç müziğini icra ederken sahnede izlediniz mi? Kendinizi kimse bakmıyorken yaptığınız dans figürlerini yüzlerce kişi arasında sergilerken buluyorsunuz.



Daha önce hiç Ayhan Sicimoğlu performansı izlemediyseniz, kenara yazın: Kendisi Latin All Stars ile 29 Ocak gecenizi fıkırdatmaya geliyor.


Bu da Bizden Olsun


Alternatif-İstanbul Ghetto'daki bu nefis performansa üç okuyucusunu (bir arkadaşlarıyla birlikte) davet ediyor. Yapmanız gereken, 29 Ocak saat 17:00'e kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınız-soyadınızı da ekleyerek e-posta atmak! random.org aracılığı ile yapacağımız çekilişle belirleyeceğimiz üç kişi davetiyesini kazanacak!


Not: Davetiye kazanan okuyucularımızın saat 23:00'e kadar mekana giriş yapmaları rica olunur, aksi taktirde Ghetto'nun davetiyeyi geçersiz sayma hakkı doğabilir.

27 Ocak 2011 Perşembe

Moğollar "Umut Yolunu Bulur" Albümüyle Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da

Moğollar, düzinelerce kaydı, sayısız deneysel performansı ve birçok ulusal ve uluslararası ödülü içeren uzun soluklu kariyerine beş yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz sene yayımlanan Umut Yolunu Bulur adlı albümle devam ediyor. Yapımını Emre Plak'ın üstlendiği son albümün miksleri Jamiroquai ve Underworld gibi dünyaca tanınan grupların prodüktörü Mike Nielsen, masteringi ise Pink Floyd ve Bob Geldof gibi isimlerle çalışmış efsanevi ses mühendisi Andy Jackson tarafından gerçekleştirildi.


Türk rock müziğinin öncü temsilcisi Moğollar, klasikleşmiş parçalarının yanında yeni albümdeki şarkıları da 29 Ocak Cumartesi günü Salon İKSV'de dinleyicileriyle paylaşacak.


Etkinlikle ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.


Bu da Bizden Olsun


İki şanslı okuyucumuz, 29 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Moğollar konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki basit soruya yanıt vermeniz yeterli:




Moğollar, 2008 yılında kaçıncı yılını Türkiye turnesine çıkarak kutladı?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan kişiler arasından random.org aracılığı ile belirleyeceğimiz iki kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!


Moğollar "Umut Yolunu Bulur" Albümüyle Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da

Moğollar, düzinelerce kaydı, sayısız deneysel performansı ve birçok ulusal ve uluslararası ödülü içeren uzun soluklu kariyerine beş yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz sene yayımlanan Umut Yolunu Bulur adlı albümle devam ediyor. Yapımını Emre Plak'ın üstlendiği son albümün miksleri Jamiroquai ve Underworld gibi dünyaca tanınan grupların prodüktörü Mike Nielsen, masteringi ise Pink Floyd ve Bob Geldof gibi isimlerle çalışmış efsanevi ses mühendisi Andy Jackson tarafından gerçekleştirildi.


Türk rock müziğinin öncü temsilcisi Moğollar, klasikleşmiş parçalarının yanında yeni albümdeki şarkıları da 29 Ocak Cumartesi günü Salon İKSV'de dinleyicileriyle paylaşacak.


Etkinlikle ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.


Bu da Bizden Olsun


İki şanslı okuyucumuz, 29 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Moğollar konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki basit soruya yanıt vermeniz yeterli:




Moğollar, 2008 yılında kaçıncı yılını Türkiye turnesine çıkarak kutladı?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan kişiler arasından random.org aracılığı ile belirleyeceğimiz iki kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!


Turna Sesli Sabahat Akkiraz Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Sene 2002. Bir yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden birbirini tanımayan bir sürü insan toplanmışız. Diyarbakırlı bir kızla sohbet ediyorum. Ona okuldaki konser salonunda Sabahat Akkiraz konserinin afişlerinin asıldığını gördüğümü söylüyorum. O anda gözleri parlıyor. Çok güzel bir haber verdiğimi söyleyerek bana sıkıca sarılıyor. Birimiz doğudan, birimiz batıdan iki kadın Türkiye'nin ortasında müzikle, türküyle ortak noktamızı buluyoruz.



O günden sonra ne zaman Sabahat Akkiraz'ın adı geçse bu görüntü ve Diyarbakırlı arkadaşımın parlayan gözleri geliyor aklıma. Mesela şimdi İstanbul'daymış, Alternatif-İstanbul'a girmiş, kendisinden bahsettiğimi okumuş, beni anımsamış ve konsere gitmiş. Ne güzel bir hayal, değil mi? Gerçekleşmesi imkânsız da bir hayal değil, dünya sandığımızdan daha küçük zira.


Doğu felsefelerinin en eskilerinden biri olan Alevi-Bektaşi müziğinin deyiş geleneğini bugüne taşıyan Sabahat Akkiraz, 28 Ocak Cuma akşamı Salon İKSV sahnesinde müziğini yine, yeniden dinleyicisyle paylaşacak. Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım türküsünü bir de onun sesinden dinlemenin bir yapbozun eksik parçasını tamamlamak gibi olacağını düşünüyorum. Daha önce kendisini birkaç defa sahnede izlemiş bir dinleyicisi olarak bana Mercedes Sosa'yı anımsatan Sabahat Akkiraz'ın dünyaya uzanmış ama samimi müziğinin tanığı olmaktan mutlu olacağınızdan eminim.


Konserle ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.


Dinleme Noktası


Bana Yücelerden Seyreden Dilber


Sen Köksün Ben de Dal


Harputtan Ötesine


Bu da Bizden Olsun!


İki şanslı okuyucumuz, 28 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Sabahat Akkiraz konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki basit soruya yanıt vermeniz yeterli:


Sanatçı Fikret Otyam Sabahat Akkiraz için hangi benzetmeyi yapmıştır?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan kişiler arasından random.org aracılığı ile belirleyeceğimiz iki kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!

Turna Sesli Sabahat Akkiraz Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Sene 2002. Bir yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden birbirini tanımayan bir sürü insan toplanmışız. Diyarbakırlı bir kızla sohbet ediyorum. Ona okuldaki konser salonunda Sabahat Akkiraz konserinin afişlerinin asıldığını gördüğümü söylüyorum. O anda gözleri parlıyor. Çok güzel bir haber verdiğimi söyleyerek bana sıkıca sarılıyor. Birimiz doğudan, birimiz batıdan iki kadın Türkiye'nin ortasında müzikle, türküyle ortak noktamızı buluyoruz.



O günden sonra ne zaman Sabahat Akkiraz'ın adı geçse bu görüntü ve Diyarbakırlı arkadaşımın parlayan gözleri geliyor aklıma. Mesela şimdi İstanbul'daymış, Alternatif-İstanbul'a girmiş, kendisinden bahsettiğimi okumuş, beni anımsamış ve konsere gitmiş. Ne güzel bir hayal, değil mi? Gerçekleşmesi imkânsız da bir hayal değil, dünya sandığımızdan daha küçük zira.


Doğu felsefelerinin en eskilerinden biri olan Alevi-Bektaşi müziğinin deyiş geleneğini bugüne taşıyan Sabahat Akkiraz, 28 Ocak Cuma akşamı Salon İKSV sahnesinde müziğini yine, yeniden dinleyicisyle paylaşacak. Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım türküsünü bir de onun sesinden dinlemenin bir yapbozun eksik parçasını tamamlamak gibi olacağını düşünüyorum. Daha önce kendisini birkaç defa sahnede izlemiş bir dinleyicisi olarak bana Mercedes Sosa'yı anımsatan Sabahat Akkiraz'ın dünyaya uzanmış ama samimi müziğinin tanığı olmaktan mutlu olacağınızdan eminim.


Konserle ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.


Dinleme Noktası


Bana Yücelerden Seyreden Dilber


Sen Köksün Ben de Dal


Harputtan Ötesine


Bu da Bizden Olsun!


İki şanslı okuyucumuz, 28 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Sabahat Akkiraz konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki basit soruya yanıt vermeniz yeterli:


Sanatçı Fikret Otyam Sabahat Akkiraz için hangi benzetmeyi yapmıştır?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan kişiler arasından random.org aracılığı ile belirleyeceğimiz iki kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!

22 Ocak 2011 Cumartesi

Ninja Tune Cumartesi Gecesi Ateşini Ghetto'da Yakıyor, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'dan Geliyor!


GHETTO sizi, Londra’nın kült, bağımsız plak şirketi Ninja Tune’un elektronik, hip-hop, nu-jazz, drum’n bass ve chillout gibi türleri barındıran dünyasına davet ediyor! Gecede Ninja Tune’un en eski ve tanınan sanatçılarından DJ Vadim ve Ollie Teeba (The Herbaliser) DJ setinin başında olacaklar.

DJ Vadim


Müzik dünyasının en çalışkan isimlerinden, hip-hop’un John Coltrane’I olarak anılan DJ Vadim Rusya doğumlu ancak hayatını Londra, Berlin ve New York gibi metropol şehirlerde sürdürüyor. Yıllar boyunca dünyada adım atmadık yer bırakmayan DJ Vadim, farklı dil ve kültürlerden, ister tanınmış olsun, ister müzik dünyasına yeni adım atmış olsun bir çok sanatçıyla işbirliği yapmış, günümüzün en önemli bağımsız müzik yapımcılarından. Kimi zaman raggea stili kimi zaman soul vokalleri, hip-hop ritimleri ve dans müziğinin kalbinizi kımıldatacak beat’lerini DJ Vadim’in performansında bir arada duyabilirsiniz!



Ollie Teeba (The Herbaliser)


Jake Wherry ve Ollie Teeba’dan oluşan Batı Londralı ikili, The Herbaliser, 15 yılı aşkındır hip-hop, groove, funk ve caz için olan tutkularını Ninja Tune aracılığıyla müzik dünyasıyla paylaşıyorlar. En yeni sampling teknikleri, konuk rapper’lar ve vokalistler, bakır üflemeliler ve yaylı çalgıların sinematik dokusundan oluşan The Herbaliser’ın kendine özgü müziği, grubun bugün dünyanın her köşesinde, bir çok festivalde gördüğü aşırı ilginin şüphesiz başlıca sebebi. 22 Ocak, Ninja Tune gecesinde, The Herbaliser’ın Ollie Teeba’sı, GHETTO dinleyicileri ile buluşacak!


Bu da Bizden Olsun!


Beş şanslı okuyucumuz, 22 Ocak 'ta Ghetto'da gerçekleşecek olan Ninja Tune performansını bir arkadaşıyla birlikte Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için bugün (22 Ocak Cumartesi) saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atanilk beş kişiden biri olmanız yeterli. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!


Ninja Tune Cumartesi Gecesi Ateşini Ghetto'da Yakıyor, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'dan Geliyor!


GHETTO sizi, Londra’nın kült, bağımsız plak şirketi Ninja Tune’un elektronik, hip-hop, nu-jazz, drum’n bass ve chillout gibi türleri barındıran dünyasına davet ediyor! Gecede Ninja Tune’un en eski ve tanınan sanatçılarından DJ Vadim ve Ollie Teeba (The Herbaliser) DJ setinin başında olacaklar.

DJ Vadim


Müzik dünyasının en çalışkan isimlerinden, hip-hop’un John Coltrane’I olarak anılan DJ Vadim Rusya doğumlu ancak hayatını Londra, Berlin ve New York gibi metropol şehirlerde sürdürüyor. Yıllar boyunca dünyada adım atmadık yer bırakmayan DJ Vadim, farklı dil ve kültürlerden, ister tanınmış olsun, ister müzik dünyasına yeni adım atmış olsun bir çok sanatçıyla işbirliği yapmış, günümüzün en önemli bağımsız müzik yapımcılarından. Kimi zaman raggea stili kimi zaman soul vokalleri, hip-hop ritimleri ve dans müziğinin kalbinizi kımıldatacak beat’lerini DJ Vadim’in performansında bir arada duyabilirsiniz!



Ollie Teeba (The Herbaliser)


Jake Wherry ve Ollie Teeba’dan oluşan Batı Londralı ikili, The Herbaliser, 15 yılı aşkındır hip-hop, groove, funk ve caz için olan tutkularını Ninja Tune aracılığıyla müzik dünyasıyla paylaşıyorlar. En yeni sampling teknikleri, konuk rapper’lar ve vokalistler, bakır üflemeliler ve yaylı çalgıların sinematik dokusundan oluşan The Herbaliser’ın kendine özgü müziği, grubun bugün dünyanın her köşesinde, bir çok festivalde gördüğü aşırı ilginin şüphesiz başlıca sebebi. 22 Ocak, Ninja Tune gecesinde, The Herbaliser’ın Ollie Teeba’sı, GHETTO dinleyicileri ile buluşacak!


Bu da Bizden Olsun!


Beş şanslı okuyucumuz, 22 Ocak 'ta Ghetto'da gerçekleşecek olan Ninja Tune performansını bir arkadaşıyla birlikte Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için bugün (22 Ocak Cumartesi) saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atanilk beş kişiden biri olmanız yeterli. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!


Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons