bronx pi sahne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bronx pi sahne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2010 Cumartesi

İyi Müzik Şehirde


Fotoğraf: Gökşen Çalışkan


Aslında tüm enerjimizi dün gece Melissa Auf Der Maur'un sahnesinde bıraktık. Kulaklarımız katıksız, saf rock'n roll'a nasıl hasret kalmış, anladık. Melissa'nın ve saz arkadaşlarının bass'ını damarlarlarımıza kadar hissettik. Black Sabath'a ince ince gönderilen selama bir 'merhaba' da biz ekledik. Sonra bitti. Her güzel şey gibi. Sabah başı biraz fazla sallamaktan sebep hafif hafif ısıran boyun ağrısı. Artar da, doktor yolları gözükürse eğer, faturası Salon İKSV'ye. Bir tazminat da bana Lee Scratch Perry'i kaçırttıkları için. Aklım Babylon'da kaldı doğrusu.



Gün Cumartesi. Dün saçlarını savura savura danseden kız gitti, yerine poğaça pişiren, Eliane Elias'ın Bossa Nova Stories albümüne dalıp giden ve yeni başlangıçların neşesine kapılan sakin ruh geldi. Televizyonda bir Zeki Müren filmi. Takvimden bana doğru bakan notlarımı okuyorum. Bu akşam Mystery Jets Salon İKSV sahnesinde. Zaten diyorum ki, Salon bize kenarda bir yatak atsın. Eve gitmeye yorulmayalım. Bu kadar iyi konserle baş etmek zor yoksa. Bir fikir olarak sunuyorum, içimde kalmasın. Neyse. Suede ve Pulp dendi mi eski günlere dönenler bunu severler. Son albüm Serotonin adına yakışır lezzette doğrusu. Canlı dinlemesi de güzel olur. Suede'i anmışken sahi, bir de Suede gelse İstanbul sahnesine, ne harikulade olurdu. Bir neyse daha.


Dün sormuştuk ya, bu konser hareketliliği rüya mı, kabus mu diye? Bugün de peşimizi bırakmıyor bu soru. Richard Dorfmeister ve Rupert Huber'ın müşterek projesi Tosca Sirkeci Garı'nda olacak mesela. No Hassle albümünü canlı çalmanın yanı sıra, Sirkeci Garı'nın duvarlarına müzikle paralel görseller yansıyacak. Indie artık baydı, devir artık elektronik devri diyenlere seçenek.


Bu kalabalıkta açık söylemek gerekirse Bronx Pi Sahne'deki The Wedding Present konserinin Londra'da yağan kardan ötürü ertelenmesine memnunuz. Aksi taktirde, indie'nin eskisi ve yenisi arasında seçime zorlanacaktık. Daha boş bir takvimde gelsinler, aklımız bir yerlerde kalmadan dinleyelim.


Bakalım. Çalışmaktan gözbebeklerimiz büyümezse, lodos başımızı ağrıtmazsa, pijamanın sıcaklığı cumartesi gecesi ateşini söndürmezse birinden birindeyiz.

İyi Müzik Şehirde


Fotoğraf: Gökşen Çalışkan


Aslında tüm enerjimizi dün gece Melissa Auf Der Maur'un sahnesinde bıraktık. Kulaklarımız katıksız, saf rock'n roll'a nasıl hasret kalmış, anladık. Melissa'nın ve saz arkadaşlarının bass'ını damarlarlarımıza kadar hissettik. Black Sabath'a ince ince gönderilen selama bir 'merhaba' da biz ekledik. Sonra bitti. Her güzel şey gibi. Sabah başı biraz fazla sallamaktan sebep hafif hafif ısıran boyun ağrısı. Artar da, doktor yolları gözükürse eğer, faturası Salon İKSV'ye. Bir tazminat da bana Lee Scratch Perry'i kaçırttıkları için. Aklım Babylon'da kaldı doğrusu.



Gün Cumartesi. Dün saçlarını savura savura danseden kız gitti, yerine poğaça pişiren, Eliane Elias'ın Bossa Nova Stories albümüne dalıp giden ve yeni başlangıçların neşesine kapılan sakin ruh geldi. Televizyonda bir Zeki Müren filmi. Takvimden bana doğru bakan notlarımı okuyorum. Bu akşam Mystery Jets Salon İKSV sahnesinde. Zaten diyorum ki, Salon bize kenarda bir yatak atsın. Eve gitmeye yorulmayalım. Bu kadar iyi konserle baş etmek zor yoksa. Bir fikir olarak sunuyorum, içimde kalmasın. Neyse. Suede ve Pulp dendi mi eski günlere dönenler bunu severler. Son albüm Serotonin adına yakışır lezzette doğrusu. Canlı dinlemesi de güzel olur. Suede'i anmışken sahi, bir de Suede gelse İstanbul sahnesine, ne harikulade olurdu. Bir neyse daha.


Dün sormuştuk ya, bu konser hareketliliği rüya mı, kabus mu diye? Bugün de peşimizi bırakmıyor bu soru. Richard Dorfmeister ve Rupert Huber'ın müşterek projesi Tosca Sirkeci Garı'nda olacak mesela. No Hassle albümünü canlı çalmanın yanı sıra, Sirkeci Garı'nın duvarlarına müzikle paralel görseller yansıyacak. Indie artık baydı, devir artık elektronik devri diyenlere seçenek.


Bu kalabalıkta açık söylemek gerekirse Bronx Pi Sahne'deki The Wedding Present konserinin Londra'da yağan kardan ötürü ertelenmesine memnunuz. Aksi taktirde, indie'nin eskisi ve yenisi arasında seçime zorlanacaktık. Daha boş bir takvimde gelsinler, aklımız bir yerlerde kalmadan dinleyelim.


Bakalım. Çalışmaktan gözbebeklerimiz büyümezse, lodos başımızı ağrıtmazsa, pijamanın sıcaklığı cumartesi gecesi ateşini söndürmezse birinden birindeyiz.

16 Aralık 2010 Perşembe

17 Aralık Cuma: Rüya mı, Kabus mu?





Aşk mı, para mı? Bebek mi, kariyer mi? Ölüm mü, kalım mı? Avrupa Birliği mi, Ortadoğu Birliği mi? Güzellik mi, zeka mı? Demokrasi mi, oligarşi mi? Süper mi, dizel mi? Birinci Köprü mü, ikinci köprü mü? Vapur mu, metrobüs mü? Şemsiye taşımak mı, yağmurda ıslanmak mı? Sarışın mı, esmer mi? Ağlamak mı, gülmek mi? A şıkkı mı, E şıkkı mı? O fakülte mi, bu yüksekokul mu? İstifayı basmak mı, yoksa kalıp biraz daha dayanmak mı? O anlayışsız kadına/adama haddini bildirmek mi, susup sineye çekmek mi? Yumurta atmak mı, uzun eşek oynamak mı? Çarşaf liste mi, blok liste mi? Ak mı, kara mı? Sevmek mi, sevilmek mi? Türban mı, mini etek mi? Radyo mu, televizyon mu? Kıvanç Tatlıtuğ mu, Kenan İmirzalıoğlu mu? Gönül doldurmak mı, cep doldurmak mı? Güneş mi, kar mı? Acı mı, tatlı mı? Uzaylılar var mı, yok mu? Tanrı var mı, yok mu? İşi bilmek mi, işe gitmemek mi? Akıl mı, vicdan mı? Saz mı, caz mı? Etrafta gördüklerimiz madde mi, yoksa sadece birer mana mı?



Bırakın bunları düşünmeyi. Ya da şöyle diyeyim, bütün bunları düşünmeyi mesai saatlerine bırakın.


Saatler 18:30'u gösterdiğinde aklınızın iplerini serbest bırakın. Düşüneceğiniz tek şey müzik olsun.


Zira bu akşam İstanbul için hergünden biraz daha fazla müzikal bir akşam.

Bu akşam dertleri koyverin gitsin. Hergün zaten yüzyüze kaldığınız/kalacağınız tercihleri rafa kaldırın. Tek düşüneceğiniz müzik olsun. Reagge ve dub üstadı, 50 küsür yıllık büyük efsane Lee 'Scratch' Perry'le Babylon hasbıhali mi? Birbirinden lezzetli melodiler ve içe dokunan sözlerle tekrar tekrar dinlenilesi şarkılara imza atan ve bu akşam yine yeniden Ghetto'ya gelecek Beady Belle mi? Kendisini pek tanımayan İstanbul sahnesi'ne ilk adımı Salon İKSV'de atacak olan ve Hürriyet'ten Barış Akpolat'a verdiği röportajda çok sıcak ve ateşli bir gecenin dinleyiciyi beklediğini müjdeleyen Melissa Auf Der Maur mu? Ankara'nın İstanbul sahnesine en güzel armağanlarından biri olan, defalarca canlı dinlenseler bile şarkılarının güzelliği sayesinde asla bıktırmayan ve Bronx Pi'de sahne alacak olan Sakin mi? Kısa öykülerden güzel şarkılar yazan, canlı performansının güzelliğiyle akıllara kazınan, ilk debüsünden bu yana 10 yıllık bir zamanı deviren ve yeniden Hayal Kahvesi'ni şenlendirecek olan Aylin Aslım mı? Yaptıkları müziği 'şiirsel sözlü melodik pop' olarak tanımlayan, 'Buried Inside' şarkısı hala müzikçalarda yerini koruyan ve Roxy sahnesini ikinci ev belleyen Soaked mı?


İşimiz zor. Bu akşam yapacağımız tercihlerin özü özeti aslında şu olacak gibi: İstanbul'daki canlı performans mekanları arasındaki rekabet güzel bir rüya mı, yoksa bir kabus mu?



17 Aralık Cuma: Rüya mı, Kabus mu?





Aşk mı, para mı? Bebek mi, kariyer mi? Ölüm mü, kalım mı? Avrupa Birliği mi, Ortadoğu Birliği mi? Güzellik mi, zeka mı? Demokrasi mi, oligarşi mi? Süper mi, dizel mi? Birinci Köprü mü, ikinci köprü mü? Vapur mu, metrobüs mü? Şemsiye taşımak mı, yağmurda ıslanmak mı? Sarışın mı, esmer mi? Ağlamak mı, gülmek mi? A şıkkı mı, E şıkkı mı? O fakülte mi, bu yüksekokul mu? İstifayı basmak mı, yoksa kalıp biraz daha dayanmak mı? O anlayışsız kadına/adama haddini bildirmek mi, susup sineye çekmek mi? Yumurta atmak mı, uzun eşek oynamak mı? Çarşaf liste mi, blok liste mi? Ak mı, kara mı? Sevmek mi, sevilmek mi? Türban mı, mini etek mi? Radyo mu, televizyon mu? Kıvanç Tatlıtuğ mu, Kenan İmirzalıoğlu mu? Gönül doldurmak mı, cep doldurmak mı? Güneş mi, kar mı? Acı mı, tatlı mı? Uzaylılar var mı, yok mu? Tanrı var mı, yok mu? İşi bilmek mi, işe gitmemek mi? Akıl mı, vicdan mı? Saz mı, caz mı? Etrafta gördüklerimiz madde mi, yoksa sadece birer mana mı?



Bırakın bunları düşünmeyi. Ya da şöyle diyeyim, bütün bunları düşünmeyi mesai saatlerine bırakın.


Saatler 18:30'u gösterdiğinde aklınızın iplerini serbest bırakın. Düşüneceğiniz tek şey müzik olsun.


Zira bu akşam İstanbul için hergünden biraz daha fazla müzikal bir akşam.

Bu akşam dertleri koyverin gitsin. Hergün zaten yüzyüze kaldığınız/kalacağınız tercihleri rafa kaldırın. Tek düşüneceğiniz müzik olsun. Reagge ve dub üstadı, 50 küsür yıllık büyük efsane Lee 'Scratch' Perry'le Babylon hasbıhali mi? Birbirinden lezzetli melodiler ve içe dokunan sözlerle tekrar tekrar dinlenilesi şarkılara imza atan ve bu akşam yine yeniden Ghetto'ya gelecek Beady Belle mi? Kendisini pek tanımayan İstanbul sahnesi'ne ilk adımı Salon İKSV'de atacak olan ve Hürriyet'ten Barış Akpolat'a verdiği röportajda çok sıcak ve ateşli bir gecenin dinleyiciyi beklediğini müjdeleyen Melissa Auf Der Maur mu? Ankara'nın İstanbul sahnesine en güzel armağanlarından biri olan, defalarca canlı dinlenseler bile şarkılarının güzelliği sayesinde asla bıktırmayan ve Bronx Pi'de sahne alacak olan Sakin mi? Kısa öykülerden güzel şarkılar yazan, canlı performansının güzelliğiyle akıllara kazınan, ilk debüsünden bu yana 10 yıllık bir zamanı deviren ve yeniden Hayal Kahvesi'ni şenlendirecek olan Aylin Aslım mı? Yaptıkları müziği 'şiirsel sözlü melodik pop' olarak tanımlayan, 'Buried Inside' şarkısı hala müzikçalarda yerini koruyan ve Roxy sahnesini ikinci ev belleyen Soaked mı?


İşimiz zor. Bu akşam yapacağımız tercihlerin özü özeti aslında şu olacak gibi: İstanbul'daki canlı performans mekanları arasındaki rekabet güzel bir rüya mı, yoksa bir kabus mu?



26 Kasım 2010 Cuma

27 Kasım Cumartesi: İstanbul Evde Oturmasın Şenliği







Yarın muhtemelen yazamayacağız. Çünkü İstanbul'daki konser bolluğunda hangisine gideceğimizi düşünmekten zamanımız kalmayacak. Duyduk ki, yarın İstanbul'da evde oturabilmeyi başaranlara kırmızı kurdaleli madalya takıyorlarmış. Bence hoş bir şey. Herkes dışarıdayken evde olmak yani, hoş.


Neyse. Biz evde oturma rehberi değiliz. Size yarın İstanbul sınırları içinde olup biteni aktarmamız içeriğimiz gereği. Öncelikle, yarın İstanbul'da özellikle Beyoğlu civarında metrekareye Türk'ten çok Avrupalı'nın düşeceğini söylemekle işe başlayalım. Üstelik, çoğu çalgıcı takımından. Yarın İstanbul semalarında yankılanacak sesleri bayraklara göre sıralamak gerekirse, Norveç, Danimarka (İsveç, Hollanda ve Belçika da gelse, İsveç-Norveç-Danimarka, Belçika Belçika Hollanda esprisi yapardık), Almanya, Kanada. Biraz açmak gerekirse; Datarock (Norveç), Jazzanova (Almanya), You Say Party (Kanada) ve Efterklang (Danimarka) yarın İstanbul sahnesine konuk olacak müzik grupları.


Konuyu daha da açalım. 27 Kasım konser takviminin ortak noktası 'farklı janrlarda iyi müzik'. Acid Jazz, indie, elektronik, dance punk ya da rock. Hepsi farklı sahnelerde aynı potada. Seçmesi zor. Şöyle bir liste var önümüzde;


Yaylılar ve vokal gücüyle destekli etkileyici müzikler ilginizi cezbediyorsa Efterklang Babylon sahnesinde.


Kıpır kıpır bir sahne ve dans ettiren melodiler arıyor, punk ve new wave ile aranızı hoş tutuyorsanız canlı performanslarının etkileyici olduğunu duyduğumuz You Say Party Bronx Pi Sahne'de.


Norveç, Bergen'den insanın içini kanırtan müzik grupları çıkar önermesini çürüten Datarock 2007'deki konserin tadı daha hala damaklardayken yine Ghetto'da.


Nu Jazz ve Acid Jazz türlerine aşinaysanız, Jazzanova aralarında Detroit’li (A.B.D) müzisyen ve Funk Jazz vokalisti Paul Randolph’un da bulunduğu 9 yetenekli müzisyenden oluşan orkestrayla Tamirane'de.


Bizden söylemesi, sizden seçmesi.


Size bir de güzellik. Şarkıları dinleyin, konserinizi seçin.


You Say Party - Lonely's Lunch




Datarock - Dance!




Jazzanova - Coffee Talk




Efterklang - Blowing Lungs Like Bubbles



27 Kasım Cumartesi: İstanbul Evde Oturmasın Şenliği







Yarın muhtemelen yazamayacağız. Çünkü İstanbul'daki konser bolluğunda hangisine gideceğimizi düşünmekten zamanımız kalmayacak. Duyduk ki, yarın İstanbul'da evde oturabilmeyi başaranlara kırmızı kurdaleli madalya takıyorlarmış. Bence hoş bir şey. Herkes dışarıdayken evde olmak yani, hoş.


Neyse. Biz evde oturma rehberi değiliz. Size yarın İstanbul sınırları içinde olup biteni aktarmamız içeriğimiz gereği. Öncelikle, yarın İstanbul'da özellikle Beyoğlu civarında metrekareye Türk'ten çok Avrupalı'nın düşeceğini söylemekle işe başlayalım. Üstelik, çoğu çalgıcı takımından. Yarın İstanbul semalarında yankılanacak sesleri bayraklara göre sıralamak gerekirse, Norveç, Danimarka (İsveç, Hollanda ve Belçika da gelse, İsveç-Norveç-Danimarka, Belçika Belçika Hollanda esprisi yapardık), Almanya, Kanada. Biraz açmak gerekirse; Datarock (Norveç), Jazzanova (Almanya), You Say Party (Kanada) ve Efterklang (Danimarka) yarın İstanbul sahnesine konuk olacak müzik grupları.


Konuyu daha da açalım. 27 Kasım konser takviminin ortak noktası 'farklı janrlarda iyi müzik'. Acid Jazz, indie, elektronik, dance punk ya da rock. Hepsi farklı sahnelerde aynı potada. Seçmesi zor. Şöyle bir liste var önümüzde;


Yaylılar ve vokal gücüyle destekli etkileyici müzikler ilginizi cezbediyorsa Efterklang Babylon sahnesinde.


Kıpır kıpır bir sahne ve dans ettiren melodiler arıyor, punk ve new wave ile aranızı hoş tutuyorsanız canlı performanslarının etkileyici olduğunu duyduğumuz You Say Party Bronx Pi Sahne'de.


Norveç, Bergen'den insanın içini kanırtan müzik grupları çıkar önermesini çürüten Datarock 2007'deki konserin tadı daha hala damaklardayken yine Ghetto'da.


Nu Jazz ve Acid Jazz türlerine aşinaysanız, Jazzanova aralarında Detroit’li (A.B.D) müzisyen ve Funk Jazz vokalisti Paul Randolph’un da bulunduğu 9 yetenekli müzisyenden oluşan orkestrayla Tamirane'de.


Bizden söylemesi, sizden seçmesi.


Size bir de güzellik. Şarkıları dinleyin, konserinizi seçin.


You Say Party - Lonely's Lunch




Datarock - Dance!




Jazzanova - Coffee Talk




Efterklang - Blowing Lungs Like Bubbles



Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons