salon iksv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
salon iksv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2011 Perşembe

Glass Candy 3 Mart Perşembe Akşamı Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Ida No ve The Chromatics'den tanıdığımız Johnny Jewel, Glass Candy adını verdikleri projeyle bu akşam Salon İKSV'ye konuk oluyorlar.


Glass Candy, "Metal Gods" ve "Johnny Are You Queer" single'larının ardından Love Love Love adlı ilk stüdyo albümünü 2003'te yayımladı. İkilinin dikkatleri üzerine çekmesini sağlayan ise rock müzikten diskoya geçişi sağlayan üçüncü albüm B/E/A/T/B/O/X oldu.


"Feeling Without Touching" adlı single'ı 2010 yılında yayımlayan ve italo disko'dan krautrock'a harmanlayan Glass Candy, 70'li yıllarda çekilmiş filmlerdeki disko sahnelerini izlemekten haz duyanlar için takip edilesi bir proje. Kendinizi umarsızca dansın kollarına bırakmak için bu akşam Salon İKSV'deki büyük disko topu altında yerinizi alın.


Dinleme Noktası


Feeling Without Touching


Dijital Versicolor


Bu da Bizden Olsun


Glass Candy konserine davetiye kazanmak için bugün saat 17:00'e kadar yan menüdeki "izle" butonuna basarak blogu takibe almak ve ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınız ve soyadınız ile birlikte davetiye istediğinizi bildiren bir e-posta iletmek. E-posta gönderen okuyucularımız arasında random.org ile gerçekleştireceğimiz çekilişle belirlenecek bir talihli çift kişilik davetiyenin sahibi olacak.


Glass Candy 3 Mart Perşembe Akşamı Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Ida No ve The Chromatics'den tanıdığımız Johnny Jewel, Glass Candy adını verdikleri projeyle bu akşam Salon İKSV'ye konuk oluyorlar.


Glass Candy, "Metal Gods" ve "Johnny Are You Queer" single'larının ardından Love Love Love adlı ilk stüdyo albümünü 2003'te yayımladı. İkilinin dikkatleri üzerine çekmesini sağlayan ise rock müzikten diskoya geçişi sağlayan üçüncü albüm B/E/A/T/B/O/X oldu.


"Feeling Without Touching" adlı single'ı 2010 yılında yayımlayan ve italo disko'dan krautrock'a harmanlayan Glass Candy, 70'li yıllarda çekilmiş filmlerdeki disko sahnelerini izlemekten haz duyanlar için takip edilesi bir proje. Kendinizi umarsızca dansın kollarına bırakmak için bu akşam Salon İKSV'deki büyük disko topu altında yerinizi alın.


Dinleme Noktası


Feeling Without Touching


Dijital Versicolor


Bu da Bizden Olsun


Glass Candy konserine davetiye kazanmak için bugün saat 17:00'e kadar yan menüdeki "izle" butonuna basarak blogu takibe almak ve ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınız ve soyadınız ile birlikte davetiye istediğinizi bildiren bir e-posta iletmek. E-posta gönderen okuyucularımız arasında random.org ile gerçekleştireceğimiz çekilişle belirlenecek bir talihli çift kişilik davetiyenin sahibi olacak.


11 Şubat 2011 Cuma

Ólafur'un Karartma Gecesi



Sevgili Ólafur,



Seni ilk kez İstanbul'da bir evin küçük bir odasında dinledim. Oda karanlıktı ve dışarıdaki soğuk havanın etkisiyle camlar buğulanmıştı. Müziğinin bende bıraktığı ilk his, uzun bir kuraklık döneminin ardından bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun ardından gelen ferahlama duygusunun bir benzeriydi. Uzunca bir süre ışıkları açmadan öylece oturdum. Eulogy For Evolution uzunca bir süre CD çalarda döndü, döndü, döndü.


Dün gece seninle yine karanlık bir salonda buluştuk. Hatta o kadar karanlıktı ki; ne sen bizi, ne de biz seni görebildik önce. Gözlerimiz ışıksızlığa alıştığında ise, önce uzun bir bekleyişin ardından gelen buluşmanın heyecanıyla merhabalaştık. Önce üç keman ve bir çellodan oluşan yaylılar giriş yaptı müziğe, sonra senin piyanonun sesi duyuldu. Yorgunluğum yavaş yavaş yerini huzura bırakmaya başladı. Karanlık ise, ışık oyunlarıyla usulca dağıldı. Deniz yıldızları ve yelkenlilerin gölgesi belirdi sahnede. Sonra kuşlar... Önce iplere bağlı olarak kanat çırptılar. Müzik doruğa çıktığında, kuşlar iplerinden kurtulup özgür kaldılar. O sırada piyanonun üzerinde beyaz bir kuşun kanat çırptığını gördüm. Melodilere ışık efektleri, piyanoya yaylılar eşlik etti.


"İstanbul'da ay alaşağı duruyor." dedin. İstanbul öyledir. Keşke hava güneşli ve açık olsa da, dünyada eşi benzeri olmayan maviliği, piyanonun üzerinde kanat çırpan kuşa benzeyen martıları da görebilseydin. Yaz ortasında birdenbire bastıran yağmuru, hemen ardından beliriveren güneşi, şehrin bir yakasını kapkara yağmur bulutları kaplamışken, öteki yakasının güneşin sarıdan kızıla tonlara boyanmasını en az tuhaf ve aykırı İstanbullu ayı sevdiğin gibi severdin eminim ki.


Seni dinlemeye geldiğimiz için birkaç defa teşekkür ettin şarkı aralarında. Bir kez etmen yeterdi ama öyle içten ve minnet doluydun ki, bunu dinleyicinle paylaşmak istedin. Belki sen göremedin, ama İstanbul'daki karartma gecesinde müziğini dinlemeye gelen herkes içtenliğine içtenlikle karşılık verdi. Hatta, eve dönüş yolunda bir kadının "arkadaşı için çaldığını söylediği parçada kaybettiğim arkadaşım aklıma geldi." dediğini duydum. Müzik böyle bir şeydi işte, köprüler ve bağlar kurulmasına vesile oluyor, öyküler yazdırıyor ve hatıraları canlandırıyordu, özeldi.


Bugün yine İstanbul'da, aynı karanlık salondasın. Bir başka karartma gecesinde yelkenlilerini yüzdürecek, kuşları özgür bırakacaksın. Eminim ki, bu İstanbul ile son buluşman olmayacak. Güneşli ve bulutların bembeyaz olduğu, sanki yeryüzündeymiş gibi göründükleri bir günde yine gelecek, bize yeniden "iyi ki müzik var" dedirteceksin.


Değil mi?


Dip Not: Video, Ólafur Arnalds'sın İstanbul konserinde çaldığı son şarkı esnasında çekilip Youtube'a eklenmiş. Ekleyen kişiye teşekkür etmeli, o anı yeniden yaşattığı için.

Ólafur'un Karartma Gecesi



Sevgili Ólafur,



Seni ilk kez İstanbul'da bir evin küçük bir odasında dinledim. Oda karanlıktı ve dışarıdaki soğuk havanın etkisiyle camlar buğulanmıştı. Müziğinin bende bıraktığı ilk his, uzun bir kuraklık döneminin ardından bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun ardından gelen ferahlama duygusunun bir benzeriydi. Uzunca bir süre ışıkları açmadan öylece oturdum. Eulogy For Evolution uzunca bir süre CD çalarda döndü, döndü, döndü.


Dün gece seninle yine karanlık bir salonda buluştuk. Hatta o kadar karanlıktı ki; ne sen bizi, ne de biz seni görebildik önce. Gözlerimiz ışıksızlığa alıştığında ise, önce uzun bir bekleyişin ardından gelen buluşmanın heyecanıyla merhabalaştık. Önce üç keman ve bir çellodan oluşan yaylılar giriş yaptı müziğe, sonra senin piyanonun sesi duyuldu. Yorgunluğum yavaş yavaş yerini huzura bırakmaya başladı. Karanlık ise, ışık oyunlarıyla usulca dağıldı. Deniz yıldızları ve yelkenlilerin gölgesi belirdi sahnede. Sonra kuşlar... Önce iplere bağlı olarak kanat çırptılar. Müzik doruğa çıktığında, kuşlar iplerinden kurtulup özgür kaldılar. O sırada piyanonun üzerinde beyaz bir kuşun kanat çırptığını gördüm. Melodilere ışık efektleri, piyanoya yaylılar eşlik etti.


"İstanbul'da ay alaşağı duruyor." dedin. İstanbul öyledir. Keşke hava güneşli ve açık olsa da, dünyada eşi benzeri olmayan maviliği, piyanonun üzerinde kanat çırpan kuşa benzeyen martıları da görebilseydin. Yaz ortasında birdenbire bastıran yağmuru, hemen ardından beliriveren güneşi, şehrin bir yakasını kapkara yağmur bulutları kaplamışken, öteki yakasının güneşin sarıdan kızıla tonlara boyanmasını en az tuhaf ve aykırı İstanbullu ayı sevdiğin gibi severdin eminim ki.


Seni dinlemeye geldiğimiz için birkaç defa teşekkür ettin şarkı aralarında. Bir kez etmen yeterdi ama öyle içten ve minnet doluydun ki, bunu dinleyicinle paylaşmak istedin. Belki sen göremedin, ama İstanbul'daki karartma gecesinde müziğini dinlemeye gelen herkes içtenliğine içtenlikle karşılık verdi. Hatta, eve dönüş yolunda bir kadının "arkadaşı için çaldığını söylediği parçada kaybettiğim arkadaşım aklıma geldi." dediğini duydum. Müzik böyle bir şeydi işte, köprüler ve bağlar kurulmasına vesile oluyor, öyküler yazdırıyor ve hatıraları canlandırıyordu, özeldi.


Bugün yine İstanbul'da, aynı karanlık salondasın. Bir başka karartma gecesinde yelkenlilerini yüzdürecek, kuşları özgür bırakacaksın. Eminim ki, bu İstanbul ile son buluşman olmayacak. Güneşli ve bulutların bembeyaz olduğu, sanki yeryüzündeymiş gibi göründükleri bir günde yine gelecek, bize yeniden "iyi ki müzik var" dedirteceksin.


Değil mi?


Dip Not: Video, Ólafur Arnalds'sın İstanbul konserinde çaldığı son şarkı esnasında çekilip Youtube'a eklenmiş. Ekleyen kişiye teşekkür etmeli, o anı yeniden yaşattığı için.

27 Ocak 2011 Perşembe

Moğollar "Umut Yolunu Bulur" Albümüyle Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da

Moğollar, düzinelerce kaydı, sayısız deneysel performansı ve birçok ulusal ve uluslararası ödülü içeren uzun soluklu kariyerine beş yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz sene yayımlanan Umut Yolunu Bulur adlı albümle devam ediyor. Yapımını Emre Plak'ın üstlendiği son albümün miksleri Jamiroquai ve Underworld gibi dünyaca tanınan grupların prodüktörü Mike Nielsen, masteringi ise Pink Floyd ve Bob Geldof gibi isimlerle çalışmış efsanevi ses mühendisi Andy Jackson tarafından gerçekleştirildi.


Türk rock müziğinin öncü temsilcisi Moğollar, klasikleşmiş parçalarının yanında yeni albümdeki şarkıları da 29 Ocak Cumartesi günü Salon İKSV'de dinleyicileriyle paylaşacak.


Etkinlikle ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.


Bu da Bizden Olsun


İki şanslı okuyucumuz, 29 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Moğollar konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki basit soruya yanıt vermeniz yeterli:




Moğollar, 2008 yılında kaçıncı yılını Türkiye turnesine çıkarak kutladı?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan kişiler arasından random.org aracılığı ile belirleyeceğimiz iki kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!


Moğollar "Umut Yolunu Bulur" Albümüyle Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da

Moğollar, düzinelerce kaydı, sayısız deneysel performansı ve birçok ulusal ve uluslararası ödülü içeren uzun soluklu kariyerine beş yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz sene yayımlanan Umut Yolunu Bulur adlı albümle devam ediyor. Yapımını Emre Plak'ın üstlendiği son albümün miksleri Jamiroquai ve Underworld gibi dünyaca tanınan grupların prodüktörü Mike Nielsen, masteringi ise Pink Floyd ve Bob Geldof gibi isimlerle çalışmış efsanevi ses mühendisi Andy Jackson tarafından gerçekleştirildi.


Türk rock müziğinin öncü temsilcisi Moğollar, klasikleşmiş parçalarının yanında yeni albümdeki şarkıları da 29 Ocak Cumartesi günü Salon İKSV'de dinleyicileriyle paylaşacak.


Etkinlikle ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.


Bu da Bizden Olsun


İki şanslı okuyucumuz, 29 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Moğollar konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki basit soruya yanıt vermeniz yeterli:




Moğollar, 2008 yılında kaçıncı yılını Türkiye turnesine çıkarak kutladı?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan kişiler arasından random.org aracılığı ile belirleyeceğimiz iki kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!


Turna Sesli Sabahat Akkiraz Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Sene 2002. Bir yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden birbirini tanımayan bir sürü insan toplanmışız. Diyarbakırlı bir kızla sohbet ediyorum. Ona okuldaki konser salonunda Sabahat Akkiraz konserinin afişlerinin asıldığını gördüğümü söylüyorum. O anda gözleri parlıyor. Çok güzel bir haber verdiğimi söyleyerek bana sıkıca sarılıyor. Birimiz doğudan, birimiz batıdan iki kadın Türkiye'nin ortasında müzikle, türküyle ortak noktamızı buluyoruz.



O günden sonra ne zaman Sabahat Akkiraz'ın adı geçse bu görüntü ve Diyarbakırlı arkadaşımın parlayan gözleri geliyor aklıma. Mesela şimdi İstanbul'daymış, Alternatif-İstanbul'a girmiş, kendisinden bahsettiğimi okumuş, beni anımsamış ve konsere gitmiş. Ne güzel bir hayal, değil mi? Gerçekleşmesi imkânsız da bir hayal değil, dünya sandığımızdan daha küçük zira.


Doğu felsefelerinin en eskilerinden biri olan Alevi-Bektaşi müziğinin deyiş geleneğini bugüne taşıyan Sabahat Akkiraz, 28 Ocak Cuma akşamı Salon İKSV sahnesinde müziğini yine, yeniden dinleyicisyle paylaşacak. Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım türküsünü bir de onun sesinden dinlemenin bir yapbozun eksik parçasını tamamlamak gibi olacağını düşünüyorum. Daha önce kendisini birkaç defa sahnede izlemiş bir dinleyicisi olarak bana Mercedes Sosa'yı anımsatan Sabahat Akkiraz'ın dünyaya uzanmış ama samimi müziğinin tanığı olmaktan mutlu olacağınızdan eminim.


Konserle ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.


Dinleme Noktası


Bana Yücelerden Seyreden Dilber


Sen Köksün Ben de Dal


Harputtan Ötesine


Bu da Bizden Olsun!


İki şanslı okuyucumuz, 28 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Sabahat Akkiraz konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki basit soruya yanıt vermeniz yeterli:


Sanatçı Fikret Otyam Sabahat Akkiraz için hangi benzetmeyi yapmıştır?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan kişiler arasından random.org aracılığı ile belirleyeceğimiz iki kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!

Turna Sesli Sabahat Akkiraz Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Sene 2002. Bir yurt odasında Türkiye'nin dört bir köşesinden birbirini tanımayan bir sürü insan toplanmışız. Diyarbakırlı bir kızla sohbet ediyorum. Ona okuldaki konser salonunda Sabahat Akkiraz konserinin afişlerinin asıldığını gördüğümü söylüyorum. O anda gözleri parlıyor. Çok güzel bir haber verdiğimi söyleyerek bana sıkıca sarılıyor. Birimiz doğudan, birimiz batıdan iki kadın Türkiye'nin ortasında müzikle, türküyle ortak noktamızı buluyoruz.



O günden sonra ne zaman Sabahat Akkiraz'ın adı geçse bu görüntü ve Diyarbakırlı arkadaşımın parlayan gözleri geliyor aklıma. Mesela şimdi İstanbul'daymış, Alternatif-İstanbul'a girmiş, kendisinden bahsettiğimi okumuş, beni anımsamış ve konsere gitmiş. Ne güzel bir hayal, değil mi? Gerçekleşmesi imkânsız da bir hayal değil, dünya sandığımızdan daha küçük zira.


Doğu felsefelerinin en eskilerinden biri olan Alevi-Bektaşi müziğinin deyiş geleneğini bugüne taşıyan Sabahat Akkiraz, 28 Ocak Cuma akşamı Salon İKSV sahnesinde müziğini yine, yeniden dinleyicisyle paylaşacak. Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım türküsünü bir de onun sesinden dinlemenin bir yapbozun eksik parçasını tamamlamak gibi olacağını düşünüyorum. Daha önce kendisini birkaç defa sahnede izlemiş bir dinleyicisi olarak bana Mercedes Sosa'yı anımsatan Sabahat Akkiraz'ın dünyaya uzanmış ama samimi müziğinin tanığı olmaktan mutlu olacağınızdan eminim.


Konserle ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.


Dinleme Noktası


Bana Yücelerden Seyreden Dilber


Sen Köksün Ben de Dal


Harputtan Ötesine


Bu da Bizden Olsun!


İki şanslı okuyucumuz, 28 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Sabahat Akkiraz konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki basit soruya yanıt vermeniz yeterli:


Sanatçı Fikret Otyam Sabahat Akkiraz için hangi benzetmeyi yapmıştır?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan kişiler arasından random.org aracılığı ile belirleyeceğimiz iki kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!

26 Ocak 2011 Çarşamba

Yaratıcılığın sınıra ihtiyacı var mı ?


“Yaratıcılık sınırlara ihtiyaç duyar”

İngilizce söyleyince daha havalı oluyor nedense : “Creativity needs boundaries”

Dün İKSV Salon’da “Dijital Dünyada Yaratıcılık” ana temasıyla gerçekleşen seminer boyunca kulaklarımda çınlayan bu sözler, semineri organize eden SAE Türkiye Ofisi Kurucusu Hakan Kurşun’a ait.

Hakan Kurşun adını duymayalı yıllar, cismini görmeyeli adeta yüzyıllar olmuştu; dün gerçekleşen etkinlik şu anda SAE aracılığıyla ne işler yaptığını ve gelecekte ne gibi başarılı işlere imza atılacağını öğrenmemiz adına da beni çok sevindirdi.

Başlığa geri dönecek olursak. Hakan Kurşun bu sözleri ilk sarfettiğinde, “nasıl yani?” diye sordum. Biz, yaratıcılığın sınır tanımadığı, özgür düşüncenin önünün açılması gerektiğini düşünen insanlarız ne de olsa. Ne demekti “sınır koymak” , nasıl olurdu da yaratıcılık “sınıra” ihtiyaç duyabilirdiİ?

Muhtemelen Hakan Kurşun da söylediğinin yanlış anlaşılabileceğini fark etti ki açıklama gereği duydu. Ve şu şekilde devam etti:

Teknolojik değişim ve dönüşüm, hayatımızı her anında kolaylaştıracak, bizi daha fazla “çaba sarfetmekten” daha da kötüsü “düşünmekten” uzaklaştıracak bir dizi unsuru önümüze seriyor. Biz tüm bu gelişmeleri an be an takip ederek hayatımızı adeta bir “güncelleme” –Kurşun’un deyişiyle “güncelleştirme”- maratonu içine sokuyoruz. Hal böyle olunca daha kısıtlı imkanlar dahilinde daha çok düşünerek, daha çok zaman harcayarak ortaya çıkaracağımız ürünlerin yerini daha hazıra konduğumuz, bize daha çok imkan sunduğu sanılırken aslında bizi daha çok birbirine benzeyen işler alıyor.

Kurşun konuyu kendinden bir örnekle de açıkladı. Örneğin, bilgisayarında kullandığı programları yıllarca güncellemediğini söyledi, ta ki bilgisayarı uyarı verene, hatta bozulana kadar.

Ayrıca okullarda öğrencilere tam teçhizatlı programlar yerine kısıtlı imkanların kullanılabileceği programları ve bunların temel özelliklerinin öğretilmesiyle çok daha yaratıcı sonuçlar alınabileceğini söyledi. Ne de olsa önemli olan altyapı, geriye kalan öğrencinin zihninin ve ruhunun tezahürüne kalmış. İlk etapta hissettiğim şaşkınlık, bir süre sonra yerini hak vermeye bıraktı.

Hakan Kurşun 1988’de SAE Viyana’ya giderek Audio Engineering eğitimi almış bu, eğitiminin ardından Varşova’ya taşınıp, Polonya’da bir dizi ünlü müzisyenle çalışmış.. Middlesex Üniversitesi Kayıt Sanatları lisans derecesini aldıktan sonra, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ders vermeye başlamış.

Hakan Kurşun aynı zamanda SAE İstanbul kurucu temsilciliğini üstleniyor. Hakan Kurşun ve ekibi SAE aracılığıyla gençlere ses mühendisliği, dijital film&animasyon, web tasarımı ve geliştirme alanlarında eğitim veriyor. Bu enstitü bana bir zamanların Akademi İstanbul’unu hatırlattı açıkçası. Ancak arkasında 30 yıllık deneyimi olan ve uluslar arası alanda birçok başarıya imza atan bu köklü kurumsal yapının olması nedeniyle sonunun o şekilde olmayacağını umuyorum.

Tüm dünyada çapında eğitim veren Enstitü’nün İstanbul’da da faaliyet gösteriyor olması İstanbullular adına büyük bir şans.

Ayrıntılı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.

Yaratıcılığın sınıra ihtiyacı var mı ?


“Yaratıcılık sınırlara ihtiyaç duyar”

İngilizce söyleyince daha havalı oluyor nedense : “Creativity needs boundaries”

Dün İKSV Salon’da “Dijital Dünyada Yaratıcılık” ana temasıyla gerçekleşen seminer boyunca kulaklarımda çınlayan bu sözler, semineri organize eden SAE Türkiye Ofisi Kurucusu Hakan Kurşun’a ait.

Hakan Kurşun adını duymayalı yıllar, cismini görmeyeli adeta yüzyıllar olmuştu; dün gerçekleşen etkinlik şu anda SAE aracılığıyla ne işler yaptığını ve gelecekte ne gibi başarılı işlere imza atılacağını öğrenmemiz adına da beni çok sevindirdi.

Başlığa geri dönecek olursak. Hakan Kurşun bu sözleri ilk sarfettiğinde, “nasıl yani?” diye sordum. Biz, yaratıcılığın sınır tanımadığı, özgür düşüncenin önünün açılması gerektiğini düşünen insanlarız ne de olsa. Ne demekti “sınır koymak” , nasıl olurdu da yaratıcılık “sınıra” ihtiyaç duyabilirdiİ?

Muhtemelen Hakan Kurşun da söylediğinin yanlış anlaşılabileceğini fark etti ki açıklama gereği duydu. Ve şu şekilde devam etti:

Teknolojik değişim ve dönüşüm, hayatımızı her anında kolaylaştıracak, bizi daha fazla “çaba sarfetmekten” daha da kötüsü “düşünmekten” uzaklaştıracak bir dizi unsuru önümüze seriyor. Biz tüm bu gelişmeleri an be an takip ederek hayatımızı adeta bir “güncelleme” –Kurşun’un deyişiyle “güncelleştirme”- maratonu içine sokuyoruz. Hal böyle olunca daha kısıtlı imkanlar dahilinde daha çok düşünerek, daha çok zaman harcayarak ortaya çıkaracağımız ürünlerin yerini daha hazıra konduğumuz, bize daha çok imkan sunduğu sanılırken aslında bizi daha çok birbirine benzeyen işler alıyor.

Kurşun konuyu kendinden bir örnekle de açıkladı. Örneğin, bilgisayarında kullandığı programları yıllarca güncellemediğini söyledi, ta ki bilgisayarı uyarı verene, hatta bozulana kadar.

Ayrıca okullarda öğrencilere tam teçhizatlı programlar yerine kısıtlı imkanların kullanılabileceği programları ve bunların temel özelliklerinin öğretilmesiyle çok daha yaratıcı sonuçlar alınabileceğini söyledi. Ne de olsa önemli olan altyapı, geriye kalan öğrencinin zihninin ve ruhunun tezahürüne kalmış. İlk etapta hissettiğim şaşkınlık, bir süre sonra yerini hak vermeye bıraktı.

Hakan Kurşun 1988’de SAE Viyana’ya giderek Audio Engineering eğitimi almış bu, eğitiminin ardından Varşova’ya taşınıp, Polonya’da bir dizi ünlü müzisyenle çalışmış.. Middlesex Üniversitesi Kayıt Sanatları lisans derecesini aldıktan sonra, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ders vermeye başlamış.

Hakan Kurşun aynı zamanda SAE İstanbul kurucu temsilciliğini üstleniyor. Hakan Kurşun ve ekibi SAE aracılığıyla gençlere ses mühendisliği, dijital film&animasyon, web tasarımı ve geliştirme alanlarında eğitim veriyor. Bu enstitü bana bir zamanların Akademi İstanbul’unu hatırlattı açıkçası. Ancak arkasında 30 yıllık deneyimi olan ve uluslar arası alanda birçok başarıya imza atan bu köklü kurumsal yapının olması nedeniyle sonunun o şekilde olmayacağını umuyorum.

Tüm dünyada çapında eğitim veren Enstitü’nün İstanbul’da da faaliyet gösteriyor olması İstanbullular adına büyük bir şans.

Ayrıntılı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Kendini Caza Teslim Etmiş Bir Müzisyen: Aldo Romano


21 ve 22 Ocak'ta Salon İKSV'de iki konser verecek olan Aldo Romano, 2001 yılında çıkardığı Intervista albümünden sonra Jazz Dergisi'nin editörü Philippe Carles ile bir röportaj gerçekleştiriyor ve müziğe bakışı hakkında şunları söylüyor: "Sadece davul çalmak için albüm yapmıyorum, albüm yaparken öncelikli amacım müziğimle kendimi ifade edebilmek. Amacım, yalnızca bir caz davulcusu olarak değil, bir besteci olarak da anılmak."


Romano, aynı röportajın devamında kendisini bir caz davulcusu olmaya nasıl adadığını da anlatıyor. Paris'te Latin kökenlilerin yoğun yaşadığı bölgedeki bir kulüpte elektro gitar çalan ve zaman zaman New Orleans Revival Band adlı grubun asıl davulcusu yerine çalan Romano, yakın bir kulüpte trampetçi Donald Byrd, tenor saksafoncu Bobby Jaspar ve davulcu Arthur Taylor'ın konser vermeye başladığını görüyor. Romano bu günleri kendisi için bir dönüm noktası olarak anlatıyor; "İlk defa o zaman modern caz diye bir şeyin varlığından haberdar oldum; önce Art Taylor'ı duydum ve sonra Kenny Clarke'ı. Ve kendi kendime "davul çalmaktan başka bir şey yapmamalıyım!" dedim. Bu benim için gerçek bir devrimdi, davul çalmak benim için bir tutku, bir teslim oluş haline geldi."


Bundan sonrası ise, dünyaca ünlü pek çok müzisyenle çalışma fırsatı, on stüdyo albüm, binlerce konser ve 2004 yılında alınan Jazzpar Ödülü.


Kendisini caza teslim etmiş ve tüm hayatını buna göre şekillendirmiş tutkulu bir müzisyenin İstanbul'dan geçişine şahit olmak için 21 veya 22 Ocak'ta Salon İKSV'ye yolunuzu düşürün, deriz.


Kaynak; Europe Jazz Network



Bu da Bizden Olsun!


Dün dört şanslı okuyucumuzun 21 -22 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Aldo Romano konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebileceğini iletmiştik. 21 Ocak Cuma günü gerçekleşecek konser için davetiyelerini sahiplerine ulaştırdık.


Gelelim, kalan iki şanslı okuyucuyu belirlemeye. Aşağıda yer alan sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan 5. ve 10. kişi 22 Ocak'ta gerçekleşecek Aldo Romano konseri için davetiye kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!

Aldo Romano'nun 2006 yılında Carla Bruni ile çıkarmış olduğu albümün adı nedir?


Kendini Caza Teslim Etmiş Bir Müzisyen: Aldo Romano


21 ve 22 Ocak'ta Salon İKSV'de iki konser verecek olan Aldo Romano, 2001 yılında çıkardığı Intervista albümünden sonra Jazz Dergisi'nin editörü Philippe Carles ile bir röportaj gerçekleştiriyor ve müziğe bakışı hakkında şunları söylüyor: "Sadece davul çalmak için albüm yapmıyorum, albüm yaparken öncelikli amacım müziğimle kendimi ifade edebilmek. Amacım, yalnızca bir caz davulcusu olarak değil, bir besteci olarak da anılmak."


Romano, aynı röportajın devamında kendisini bir caz davulcusu olmaya nasıl adadığını da anlatıyor. Paris'te Latin kökenlilerin yoğun yaşadığı bölgedeki bir kulüpte elektro gitar çalan ve zaman zaman New Orleans Revival Band adlı grubun asıl davulcusu yerine çalan Romano, yakın bir kulüpte trampetçi Donald Byrd, tenor saksafoncu Bobby Jaspar ve davulcu Arthur Taylor'ın konser vermeye başladığını görüyor. Romano bu günleri kendisi için bir dönüm noktası olarak anlatıyor; "İlk defa o zaman modern caz diye bir şeyin varlığından haberdar oldum; önce Art Taylor'ı duydum ve sonra Kenny Clarke'ı. Ve kendi kendime "davul çalmaktan başka bir şey yapmamalıyım!" dedim. Bu benim için gerçek bir devrimdi, davul çalmak benim için bir tutku, bir teslim oluş haline geldi."


Bundan sonrası ise, dünyaca ünlü pek çok müzisyenle çalışma fırsatı, on stüdyo albüm, binlerce konser ve 2004 yılında alınan Jazzpar Ödülü.


Kendisini caza teslim etmiş ve tüm hayatını buna göre şekillendirmiş tutkulu bir müzisyenin İstanbul'dan geçişine şahit olmak için 21 veya 22 Ocak'ta Salon İKSV'ye yolunuzu düşürün, deriz.


Kaynak; Europe Jazz Network



Bu da Bizden Olsun!


Dün dört şanslı okuyucumuzun 21 -22 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Aldo Romano konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebileceğini iletmiştik. 21 Ocak Cuma günü gerçekleşecek konser için davetiyelerini sahiplerine ulaştırdık.


Gelelim, kalan iki şanslı okuyucuyu belirlemeye. Aşağıda yer alan sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan 5. ve 10. kişi 22 Ocak'ta gerçekleşecek Aldo Romano konseri için davetiye kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!

Aldo Romano'nun 2006 yılında Carla Bruni ile çıkarmış olduğu albümün adı nedir?


18 Ocak 2011 Salı

Aldo Romano Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


İtalyan asıllı davulcu Aldo Romano, müzikal yolculuğuna 50'lerin sonunda Paris'te başladı. 60'lı yıllar boyunca Chat Qui Pêche ve Caméléon gibi kulüplerde dünyaca ünlü solistlere eşlik eden davulcu, daha sonra François Jeanneu ve Jean-François Jenny-Clark, Michel Graillier, Henri Texier gibi isimlerle birlikte çalıştı.


70'li yılların başında, en az davul kadar iyi çaldığı gitardan da hareketle bir rock grubu kuran Romano, 80'lerde Paolo Fresu, Franco D'Andrea ve Furio Di Castri ile birlikte kurduğu "Italian Quartet" (İtalyan Dörtlüsü) ile büyük başarı yakaladı. Emmanuel Bex Trio'dan Michel Bénita Quartet'e, etkileyici kariyeri boyunca parçası olduğu tüm topluluklarda, her zaman aynı düşün peşinden gitti: kendini alışıldık kalıplardan kurtararak, rock'tan Latin-Amerikan ezgilerine ve aryalara kadar farklı türlerle oluşturduğu her çeşit yeniliği keşfedecek şekilde caz çalmak.



Yarım asırdır müzikal yolculuğunu devam ettiren bir caz efsanesini dinlemek her zaman mümkün olmaz.16 Ocak'ta doğum gününü kutlayan müzisyen, aynı gün All About Jazz adlı websitesi tarafından günün müzisyeni seçilmişti. Görünen o ki, Aldo Romano doğum günü kutlamalarına İstanbullu cazseverlerle Salon İKSV'de devam edecek. Aldo Romano, 21 Ocak Cuma ve 22 Ocak Cumartesi günü olmak üzere iki konser verecek.




Dinleme Noktası


Black and Blue


Caruso


Bu da Bizden Olsun!


Dört şanslı okuyucumuz, 21 -22 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Aldo Romano konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! 21 Ocak Cuma günü gerçekleşecek konser için davetiye kazanmak için aşağıdaki soruya yanıt vermeniz yeterli:


Aldo Romano, caz müziğin uluslararası çapta tanınan müzisyenlerine verilen ve Avrupa'nın en prestijli müzik ödüllerinden biri olan Jazzpar Ödülü'nü hangi tarihte kazanmıştır?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan 8. ve 15. kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!


Aldo Romano Salon İKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


İtalyan asıllı davulcu Aldo Romano, müzikal yolculuğuna 50'lerin sonunda Paris'te başladı. 60'lı yıllar boyunca Chat Qui Pêche ve Caméléon gibi kulüplerde dünyaca ünlü solistlere eşlik eden davulcu, daha sonra François Jeanneu ve Jean-François Jenny-Clark, Michel Graillier, Henri Texier gibi isimlerle birlikte çalıştı.


70'li yılların başında, en az davul kadar iyi çaldığı gitardan da hareketle bir rock grubu kuran Romano, 80'lerde Paolo Fresu, Franco D'Andrea ve Furio Di Castri ile birlikte kurduğu "Italian Quartet" (İtalyan Dörtlüsü) ile büyük başarı yakaladı. Emmanuel Bex Trio'dan Michel Bénita Quartet'e, etkileyici kariyeri boyunca parçası olduğu tüm topluluklarda, her zaman aynı düşün peşinden gitti: kendini alışıldık kalıplardan kurtararak, rock'tan Latin-Amerikan ezgilerine ve aryalara kadar farklı türlerle oluşturduğu her çeşit yeniliği keşfedecek şekilde caz çalmak.



Yarım asırdır müzikal yolculuğunu devam ettiren bir caz efsanesini dinlemek her zaman mümkün olmaz.16 Ocak'ta doğum gününü kutlayan müzisyen, aynı gün All About Jazz adlı websitesi tarafından günün müzisyeni seçilmişti. Görünen o ki, Aldo Romano doğum günü kutlamalarına İstanbullu cazseverlerle Salon İKSV'de devam edecek. Aldo Romano, 21 Ocak Cuma ve 22 Ocak Cumartesi günü olmak üzere iki konser verecek.




Dinleme Noktası


Black and Blue


Caruso


Bu da Bizden Olsun!


Dört şanslı okuyucumuz, 21 -22 Ocak 'ta Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Aldo Romano konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! 21 Ocak Cuma günü gerçekleşecek konser için davetiye kazanmak için aşağıdaki soruya yanıt vermeniz yeterli:


Aldo Romano, caz müziğin uluslararası çapta tanınan müzisyenlerine verilen ve Avrupa'nın en prestijli müzik ödüllerinden biri olan Jazzpar Ödülü'nü hangi tarihte kazanmıştır?


Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan 8. ve 15. kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!


17 Ocak 2011 Pazartesi

Emre Şen Bach, Liszt, Chopin ve Schumann Seçkisiyle Salon IKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Salon İKSV'de klasik müzik ziyafeti, Emre Şen konseriyle sürüyor. 17 yaşında katıldığı İstanbul Mozart Yorum Yarışması’nda kazandığı birincilik ödülünün ardından, Avrupa’nın çeşitli kentlerinde piyanonun önde gelen isimlerinden dersler aldı. Lisansüstü eğitimini Londra'daki Kraliyet Koleji'nde üstünlük derecesi ve konçerto dalında birincilikle tamamladı. Türkiye'de ve dünyada verdiği konserler sonrasında uluslararası basında övgüyle anıldı. 2001 yılında, İstanbul’da BBC Filarmoni Orkestrası’yla Çaykovski’nin Birinci Piyano Konçertosu’nu seslendirdi ve bu konser İngiltere BBC3 radyo kanalında yayımlandı.



Emre Şen, Ocak ayının keyifli bir akşamında Bach, Liszt, Chopin ve Schumann'dan bir seçkiyi Salon'da seslendirecek.



Emre Şen’in Salon’da vereceği konser ile ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.



Bu da Bizden Olsun!



Bir şanslı okuyucumuz, Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Emre Şen konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki soruya yanıt vermeniz yeterli:



Türkiye'de ve dünyada verdiği konserler sonrasında uluslararası müzik çevrelerinde övgüyle anılan Emre Şen'e İtalyan basını tarafından yapılan benzetme nedir?




Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan üçüncü kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!



Emre Şen Bach, Liszt, Chopin ve Schumann Seçkisiyle Salon IKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Salon İKSV'de klasik müzik ziyafeti, Emre Şen konseriyle sürüyor. 17 yaşında katıldığı İstanbul Mozart Yorum Yarışması’nda kazandığı birincilik ödülünün ardından, Avrupa’nın çeşitli kentlerinde piyanonun önde gelen isimlerinden dersler aldı. Lisansüstü eğitimini Londra'daki Kraliyet Koleji'nde üstünlük derecesi ve konçerto dalında birincilikle tamamladı. Türkiye'de ve dünyada verdiği konserler sonrasında uluslararası basında övgüyle anıldı. 2001 yılında, İstanbul’da BBC Filarmoni Orkestrası’yla Çaykovski’nin Birinci Piyano Konçertosu’nu seslendirdi ve bu konser İngiltere BBC3 radyo kanalında yayımlandı.



Emre Şen, Ocak ayının keyifli bir akşamında Bach, Liszt, Chopin ve Schumann'dan bir seçkiyi Salon'da seslendirecek.



Emre Şen’in Salon’da vereceği konser ile ilgili detayları bu adresten öğrenebilirsiniz.



Bu da Bizden Olsun!



Bir şanslı okuyucumuz, Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Emre Şen konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki soruya yanıt vermeniz yeterli:



Türkiye'de ve dünyada verdiği konserler sonrasında uluslararası müzik çevrelerinde övgüyle anılan Emre Şen'e İtalyan basını tarafından yapılan benzetme nedir?




Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan üçüncü kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!



İyi Haber Tez Ulaşsın, Kötü Haberi Yel Alsın


İyi haber: Yarın akşam Babylon'da dünyanın gördüğü görebileceği en üretken ve icatçı müzik adamlarından Renaud Garcia-Fons'un solo konseri var.


Kötü haber: 6-8 Şubat'ta Babylon'da iki konser verecek olan Hindi Zahra konserinin avantajli bileti için bugün son gün.


İyi haber: İstanbul konserlerini defalarca kaçırdığımız Oi Va Voi, 19-20-21 Ocak'ta tarihlerinde olmak üzere üç gün üst üste Babylon'da.


Kötü haber: Biletleri hızla tükeniyor. Hatta Çarşamba ve Perşembe için yer kalmadı. Cuma için acele edin.


İyi haber: Yoğun istek üzerine Body Worlds sergisi uzatıldı.


Kötü haber: Santalİstanbul'daki İstanbul 1910-2010 sergisinin son günü dündü. Kaçırdık.


İyi Haber: İtalya'nın "Piyanonun Şeytani Meleği" diye tanımladığı Emre Şen, 19 Ocak Çarşamba akşamı Salon İKSV'de Bach, Liszt, Chopin ve Schumann'ın eserlerinden oluşan bir seçkiyle klasik müzik sevenlerin kulaklarının pasını silecek.


Kötü haber: Klasik müzik Türkiye'de hala üvey evlat. Sahi Türkiye'nin öz evladı ne?


İyi haber: Blogger's Base açıldı. Bloggerlar evlerinin dışında da içerik üretecek bir mekana kavuştu.


Kötü haber: Yılların Rejans Lokantası kapanıyor.


İyi haber: Çoğunluk filminin DVD'si çıktı.


Kötü haber: I Am Love'ın son sahnesi filmin kendisi kadar etkilemedi.


İyi haber: Büyük Ev Ablukada'yı keşfettik. 26 Ocak'ta Salon İKSV'deki konserlerini Ece Ajandamıza yazdık.


Kötü haber: Şubat'ta üzerimize akın akın gelecek konser fırtınasından korkuyoruz.


İyi Haber Tez Ulaşsın, Kötü Haberi Yel Alsın


İyi haber: Yarın akşam Babylon'da dünyanın gördüğü görebileceği en üretken ve icatçı müzik adamlarından Renaud Garcia-Fons'un solo konseri var.


Kötü haber: 6-8 Şubat'ta Babylon'da iki konser verecek olan Hindi Zahra konserinin avantajli bileti için bugün son gün.


İyi haber: İstanbul konserlerini defalarca kaçırdığımız Oi Va Voi, 19-20-21 Ocak'ta tarihlerinde olmak üzere üç gün üst üste Babylon'da.


Kötü haber: Biletleri hızla tükeniyor. Hatta Çarşamba ve Perşembe için yer kalmadı. Cuma için acele edin.


İyi haber: Yoğun istek üzerine Body Worlds sergisi uzatıldı.


Kötü haber: Santalİstanbul'daki İstanbul 1910-2010 sergisinin son günü dündü. Kaçırdık.


İyi Haber: İtalya'nın "Piyanonun Şeytani Meleği" diye tanımladığı Emre Şen, 19 Ocak Çarşamba akşamı Salon İKSV'de Bach, Liszt, Chopin ve Schumann'ın eserlerinden oluşan bir seçkiyle klasik müzik sevenlerin kulaklarının pasını silecek.


Kötü haber: Klasik müzik Türkiye'de hala üvey evlat. Sahi Türkiye'nin öz evladı ne?


İyi haber: Blogger's Base açıldı. Bloggerlar evlerinin dışında da içerik üretecek bir mekana kavuştu.


Kötü haber: Yılların Rejans Lokantası kapanıyor.


İyi haber: Çoğunluk filminin DVD'si çıktı.


Kötü haber: I Am Love'ın son sahnesi filmin kendisi kadar etkilemedi.


İyi haber: Büyük Ev Ablukada'yı keşfettik. 26 Ocak'ta Salon İKSV'deki konserlerini Ece Ajandamıza yazdık.


Kötü haber: Şubat'ta üzerimize akın akın gelecek konser fırtınasından korkuyoruz.


7 Ocak 2011 Cuma

Melis Danişmend "Daha Az Renk" Albümünün İlk Konseriyle Salon IKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Uzun yıllar üçnoktabir ile müzik yapan, grubun dağılmasının ardından solo albüm çalışmalarına başlayan Melis Danişmend, Daha Az Renk albümünün ilk konseriyle 8 Ocak Cumartesi akşamı Salon IKSV'de.


Kasım 2010'da yayımlanan albümün müzik direktörlüğünü Deniz Ilgar ve Tansu Kaner, yapımcılığını, tüm söz ve müziklerini ise Melis Danişmend üstlendi. Danişmend, akustik gitar ve piyanonun ağırlıkta olduğu yeni şarkılarını şimdi de Salon dinleyicileriyle paylaşmaya hazırlanıyor.


Etkinlikle ilgili detayları buradan öğrenebilirsiniz.


Bu da Bizden Olsun!


Bir şanslı okuyucumuz, Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Melis Danişmend konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki soruya yanıt vermeniz yeterli:


Melis Danişmend'in solo çalışmalarına başlamadan önce solistliğini üstlendiği üçnoktabir adlı müzik grubunun 2007 yılında çıkardığı ilk ve son albümün ismi nedir?



Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan beşinci kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!



Melis Danişmend "Daha Az Renk" Albümünün İlk Konseriyle Salon IKSV'de, Davetiyesi Alternatif-İstanbul'da


Uzun yıllar üçnoktabir ile müzik yapan, grubun dağılmasının ardından solo albüm çalışmalarına başlayan Melis Danişmend, Daha Az Renk albümünün ilk konseriyle 8 Ocak Cumartesi akşamı Salon IKSV'de.


Kasım 2010'da yayımlanan albümün müzik direktörlüğünü Deniz Ilgar ve Tansu Kaner, yapımcılığını, tüm söz ve müziklerini ise Melis Danişmend üstlendi. Danişmend, akustik gitar ve piyanonun ağırlıkta olduğu yeni şarkılarını şimdi de Salon dinleyicileriyle paylaşmaya hazırlanıyor.


Etkinlikle ilgili detayları buradan öğrenebilirsiniz.


Bu da Bizden Olsun!


Bir şanslı okuyucumuz, Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Melis Danişmend konserini Alternatif-İstanbul'un davetlisi olarak izleyebilecek! Davetiye kazanmak için aşağıdaki soruya yanıt vermeniz yeterli:


Melis Danişmend'in solo çalışmalarına başlamadan önce solistliğini üstlendiği üçnoktabir adlı müzik grubunun 2007 yılında çıkardığı ilk ve son albümün ismi nedir?



Sorunun yanıtını bugün saat 16:00'ya kadar ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adı ve soyadıyla birlikte e-posta atan beşinci kişi davetiyeyi kazanacak. İyi şanslar ve şimdiden iyi eğlenceler!



Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons