mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2007 Salı

Koku Hafızam

Sevgili Gaykedi’nin başlatmış olduğu yeni mim dalgası “Kokular” üzerine. Goddess Artemis kendisi için özel kokulardan sözettikten sonra pası bana atmış. Gaykedi’nin ve Goddess Artemis’in yazdıklarını okur okumaz aklıma hemen Patrick Suskind’in “Koku” adlı romanının gelmesi tesadüf değil, zira ben koku hafızası denen şeyin kesinlikle varolduğuna inanan bir insanım. Öyle ki, hastanelerde büyümüş biri olarak lizol ve ilaç karışımı hastane kokusu pek çok insanı tiksindirirken bana çocukluğumu hatırlatabilir veya biriyle evinde sohbet ederken “biliyor musun, bütün evlerin kendine has bir kokusu vardır. Bu evin olduğu gibi…” diyebilirim. Normalde asla hoşlanmadığım sigara ve alkolün bireşiminden oluşan kokuya sevgilinin teninde katlabilirim ve yıllar geçse de O'nu bu kokuyla hatırlayabilirim.

İşte hafızama bir şekilde kazınmış özel kokularım, Gaykedi’nin deyimi ile “Hüzünlü Kokularım” fotoğraflar eşliğinde karşınızda:



Eski analog fotoğraf makinalarını kokusunu severim. Fotoğraf makinası koklamaya bayıldığımı söylediğim insanlar afallar ve şaşkınca "Nasıl yani?" diye sorarlar. "Kokuyu birşeylere benzetmem zor. Böyle karamelimsi, değişik bir kokudur. Benzeri ancak bir eskici dükkanında, yaşanmışlıkları hatırlatan emektar bir eşyada olur. Bu kokuyu alınca ağzım sulanır benim." diye yanıtlayınca "Aaa, evet, biliyorum o kokuyu!" derler, "Eski eşya kokusu..." Tam öyle değil. Sözcüklerle tarif edemiyorum işte...

Bediha Teyze'nin Ünlü Evi

Ahşap evlerin kokusunu duyunca da yutkunmaya başlarım. Reçine kokusundan olsa gerek ya da bilmiyorum neden...Fotoğraf makinası ve ahşap evlerin, vapur iskelelerinin ya da içlerinde ahşap kullanılmış mekanların kokusunun üzerimde nasıl bir etki yarattığını anlatamıyorum sözcüklerle. Hele de o ahşap evin içinde tepsi tepsi cevizli baklava açılmışsa...Limon suyu damlatılmış şerbet baklavaların üzerine dökülmek için el altında bekliyorsa...İşte o kokudan parfüm yapsınlar!

000009.JPG

Her şehri farklı kokularla hatırlarım. İstanbul kışın kestane kebap,


IMG_0091-1

Eskişehir sıcak sahlep, kömür ve ıslak palto kokar.


zeyrek-722378


Yeditepe'nin mahallelerinin kokusu da birbirine benzemez. Bilirim ki Zeyrek, iki kardeşin az önce paylaştığı çikolata kokar.



000018.JPG


Eminönü, nişan alışverişi yapan genç kızlar görsün diye duvarlara asılan pazen elbiseler gibi kokar.



000023

Beyoğlu'nun ara sokaklarının duvar diplerinden ise buram buram sidik kokusu yükselir.





Annemin tahıllı ekmeğinin kokusu İstanbul'a dönüşlerimi, Vakfıkebir Ekmeği'nin maya kokusu yolculukları anımsatır.



Her romantik insan evladı gibi deniz ve deniz kenarındaki şehirlere has nemli iyot kokusuna aşığım. Bunların yanında taze çekilmiş ve pişirilmiş Türk kahvesi, sayfaları sararmış kitaplar, yeni açılmış şişedeki rakının kokusu, kekikli zeytinyağı, zeytinyağı ile pişmiş bilimum yemeklerin kokuları ve pek tabi deniz börülcesinin kokusu detaycı hafızamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Kişisel koku tercihim ise meyveli ve hafif kokulardan yanadır. Ağır ve baharatlı parfümlerle aram yoktur. Bunlara ve karışık kokulara (parfüm+ter, sigara+parfüm vs.) maruz kalırsam başım ağrır.


Sıra geldi bu mimlenme olayının en özen isteyen bölümüne: Goddess Artemis'in bana pasladığı topu eğer kabul ederlerse bloğunun ilk yılını törenlerle kutlayan Fırat'a, Küçük Hikayeler'e, uyuzluk edip "Yalanlar" mimlenmesindeki pasını es geçtiğim adaşım Ezgi'ye, Ozan'a, blogunu ilk fırsatta güncelleyeceğini bildiğim için Linda'ya, Nakhar'a, Ev Ahalipisi'nden Deniz'e ve vereceği cevapları pek merak ettiğim Anselmo'ya şutluyorum.

Koku Hafızam

Sevgili Gaykedi’nin başlatmış olduğu yeni mim dalgası “Kokular” üzerine. Goddess Artemis kendisi için özel kokulardan sözettikten sonra pası bana atmış. Gaykedi’nin ve Goddess Artemis’in yazdıklarını okur okumaz aklıma hemen Patrick Suskind’in “Koku” adlı romanının gelmesi tesadüf değil, zira ben koku hafızası denen şeyin kesinlikle varolduğuna inanan bir insanım. Öyle ki, hastanelerde büyümüş biri olarak lizol ve ilaç karışımı hastane kokusu pek çok insanı tiksindirirken bana çocukluğumu hatırlatabilir veya biriyle evinde sohbet ederken “biliyor musun, bütün evlerin kendine has bir kokusu vardır. Bu evin olduğu gibi…” diyebilirim. Normalde asla hoşlanmadığım sigara ve alkolün bireşiminden oluşan kokuya sevgilinin teninde katlabilirim ve yıllar geçse de O'nu bu kokuyla hatırlayabilirim.

İşte hafızama bir şekilde kazınmış özel kokularım, Gaykedi’nin deyimi ile “Hüzünlü Kokularım” fotoğraflar eşliğinde karşınızda:



Eski analog fotoğraf makinalarını kokusunu severim. Fotoğraf makinası koklamaya bayıldığımı söylediğim insanlar afallar ve şaşkınca "Nasıl yani?" diye sorarlar. "Kokuyu birşeylere benzetmem zor. Böyle karamelimsi, değişik bir kokudur. Benzeri ancak bir eskici dükkanında, yaşanmışlıkları hatırlatan emektar bir eşyada olur. Bu kokuyu alınca ağzım sulanır benim." diye yanıtlayınca "Aaa, evet, biliyorum o kokuyu!" derler, "Eski eşya kokusu..." Tam öyle değil. Sözcüklerle tarif edemiyorum işte...

Bediha Teyze'nin Ünlü Evi

Ahşap evlerin kokusunu duyunca da yutkunmaya başlarım. Reçine kokusundan olsa gerek ya da bilmiyorum neden...Fotoğraf makinası ve ahşap evlerin, vapur iskelelerinin ya da içlerinde ahşap kullanılmış mekanların kokusunun üzerimde nasıl bir etki yarattığını anlatamıyorum sözcüklerle. Hele de o ahşap evin içinde tepsi tepsi cevizli baklava açılmışsa...Limon suyu damlatılmış şerbet baklavaların üzerine dökülmek için el altında bekliyorsa...İşte o kokudan parfüm yapsınlar!

000009.JPG

Her şehri farklı kokularla hatırlarım. İstanbul kışın kestane kebap,


IMG_0091-1

Eskişehir sıcak sahlep, kömür ve ıslak palto kokar.


zeyrek-722378


Yeditepe'nin mahallelerinin kokusu da birbirine benzemez. Bilirim ki Zeyrek, iki kardeşin az önce paylaştığı çikolata kokar.



000018.JPG


Eminönü, nişan alışverişi yapan genç kızlar görsün diye duvarlara asılan pazen elbiseler gibi kokar.



000023

Beyoğlu'nun ara sokaklarının duvar diplerinden ise buram buram sidik kokusu yükselir.





Annemin tahıllı ekmeğinin kokusu İstanbul'a dönüşlerimi, Vakfıkebir Ekmeği'nin maya kokusu yolculukları anımsatır.



Her romantik insan evladı gibi deniz ve deniz kenarındaki şehirlere has nemli iyot kokusuna aşığım. Bunların yanında taze çekilmiş ve pişirilmiş Türk kahvesi, sayfaları sararmış kitaplar, yeni açılmış şişedeki rakının kokusu, kekikli zeytinyağı, zeytinyağı ile pişmiş bilimum yemeklerin kokuları ve pek tabi deniz börülcesinin kokusu detaycı hafızamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Kişisel koku tercihim ise meyveli ve hafif kokulardan yanadır. Ağır ve baharatlı parfümlerle aram yoktur. Bunlara ve karışık kokulara (parfüm+ter, sigara+parfüm vs.) maruz kalırsam başım ağrır.


Sıra geldi bu mimlenme olayının en özen isteyen bölümüne: Goddess Artemis'in bana pasladığı topu eğer kabul ederlerse bloğunun ilk yılını törenlerle kutlayan Fırat'a, Küçük Hikayeler'e, uyuzluk edip "Yalanlar" mimlenmesindeki pasını es geçtiğim adaşım Ezgi'ye, Ozan'a, blogunu ilk fırsatta güncelleyeceğini bildiğim için Linda'ya, Nakhar'a, Ev Ahalipisi'nden Deniz'e ve vereceği cevapları pek merak ettiğim Anselmo'ya şutluyorum.

Koku Hafızam

Sevgili Gaykedi’nin başlatmış olduğu yeni mim dalgası “Kokular” üzerine. Goddess Artemis kendisi için özel kokulardan sözettikten sonra pası bana atmış. Gaykedi’nin ve Goddess Artemis’in yazdıklarını okur okumaz aklıma hemen Patrick Suskind’in “Koku” adlı romanının gelmesi tesadüf değil, zira ben koku hafızası denen şeyin kesinlikle varolduğuna inanan bir insanım. Öyle ki, hastanelerde büyümüş biri olarak lizol ve ilaç karışımı hastane kokusu pek çok insanı tiksindirirken bana çocukluğumu hatırlatabilir veya biriyle evinde sohbet ederken “biliyor musun, bütün evlerin kendine has bir kokusu vardır. Bu evin olduğu gibi…” diyebilirim. Normalde asla hoşlanmadığım sigara ve alkolün bireşiminden oluşan kokuya sevgilinin teninde katlabilirim ve yıllar geçse de O'nu bu kokuyla hatırlayabilirim.

İşte hafızama bir şekilde kazınmış özel kokularım, Gaykedi’nin deyimi ile “Hüzünlü Kokularım” fotoğraflar eşliğinde karşınızda:



Eski analog fotoğraf makinalarını kokusunu severim. Fotoğraf makinası koklamaya bayıldığımı söylediğim insanlar afallar ve şaşkınca "Nasıl yani?" diye sorarlar. "Kokuyu birşeylere benzetmem zor. Böyle karamelimsi, değişik bir kokudur. Benzeri ancak bir eskici dükkanında, yaşanmışlıkları hatırlatan emektar bir eşyada olur. Bu kokuyu alınca ağzım sulanır benim." diye yanıtlayınca "Aaa, evet, biliyorum o kokuyu!" derler, "Eski eşya kokusu..." Tam öyle değil. Sözcüklerle tarif edemiyorum işte...

Bediha Teyze'nin Ünlü Evi

Ahşap evlerin kokusunu duyunca da yutkunmaya başlarım. Reçine kokusundan olsa gerek ya da bilmiyorum neden...Fotoğraf makinası ve ahşap evlerin, vapur iskelelerinin ya da içlerinde ahşap kullanılmış mekanların kokusunun üzerimde nasıl bir etki yarattığını anlatamıyorum sözcüklerle. Hele de o ahşap evin içinde tepsi tepsi cevizli baklava açılmışsa...Limon suyu damlatılmış şerbet baklavaların üzerine dökülmek için el altında bekliyorsa...İşte o kokudan parfüm yapsınlar!

000009.JPG

Her şehri farklı kokularla hatırlarım. İstanbul kışın kestane kebap,


IMG_0091-1

Eskişehir sıcak sahlep, kömür ve ıslak palto kokar.


zeyrek-722378


Yeditepe'nin mahallelerinin kokusu da birbirine benzemez. Bilirim ki Zeyrek, iki kardeşin az önce paylaştığı çikolata kokar.



000018.JPG


Eminönü, nişan alışverişi yapan genç kızlar görsün diye duvarlara asılan pazen elbiseler gibi kokar.



000023

Beyoğlu'nun ara sokaklarının duvar diplerinden ise buram buram sidik kokusu yükselir.





Annemin tahıllı ekmeğinin kokusu İstanbul'a dönüşlerimi, Vakfıkebir Ekmeği'nin maya kokusu yolculukları anımsatır.



Her romantik insan evladı gibi deniz ve deniz kenarındaki şehirlere has nemli iyot kokusuna aşığım. Bunların yanında taze çekilmiş ve pişirilmiş Türk kahvesi, sayfaları sararmış kitaplar, yeni açılmış şişedeki rakının kokusu, kekikli zeytinyağı, zeytinyağı ile pişmiş bilimum yemeklerin kokuları ve pek tabi deniz börülcesinin kokusu detaycı hafızamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Kişisel koku tercihim ise meyveli ve hafif kokulardan yanadır. Ağır ve baharatlı parfümlerle aram yoktur. Bunlara ve karışık kokulara (parfüm+ter, sigara+parfüm vs.) maruz kalırsam başım ağrır.


Sıra geldi bu mimlenme olayının en özen isteyen bölümüne: Goddess Artemis'in bana pasladığı topu eğer kabul ederlerse bloğunun ilk yılını törenlerle kutlayan Fırat'a, Küçük Hikayeler'e, uyuzluk edip "Yalanlar" mimlenmesindeki pasını es geçtiğim adaşım Ezgi'ye, Ozan'a, blogunu ilk fırsatta güncelleyeceğini bildiğim için Linda'ya, Nakhar'a, Ev Ahalipisi'nden Deniz'e ve vereceği cevapları pek merak ettiğim Anselmo'ya şutluyorum.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons