emek sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emek sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2011 Pazartesi

Film Gibi 30 Yıl


İstanbul Film Festivali bu sene 30. yılını kutluyor. 1982 yılında başlayan bir macera bu. 30 yılda İstanbul'da neler değişti, saymaya gücümüz yetmez. Ama festival anılarından söz etmek gerektiğinde bir önceki festivalden bu yana kapalı olan güzelim Emek Sineması'nı anımsayıp hüzünlenmemek elde değil. Mesela ben, sinema sevgisi yüreğime düştüğünden bu yana Sophia Loren ile birlikte en çok sevdiğim İtalyan aktris Claudia Cardinale'yi kanlı canlı Emek'in o nefis sahnesinde gördüğümde nasıl heyecanlanmıştım, anlatamam. Anlatamam, ama festivalin 30. yılını sinema izleyicisinin anılarını da katarak kutlamak için yayınlanan Film Gibi 30 Yıl blogunda yazabilirim.


Festivalin ilk zamanlarında altyazı olmayan filmlerde yapılan simultane tercümelerin naifliği, film kaçıracağı için iş görüşmesine giderken içi yananlar, dersi kırıp soluğu Emek Sineması'nda alanlar, film izleyeceğim diye sınıfta kalanlar, uzayan bilet kuyruklarına aklı ermeyenler ve daha pek çok yaşanmışlık... Okuyun, 30 koca yıla tanıklık edin. Okumakla kalmayın, bu festivalin bir 30 yıl daha yaşaması için anılarınızı paylaşarak

geçmiş 30 yılın bir parçası olun.



Film Gibi 30 Yıl


İstanbul Film Festivali bu sene 30. yılını kutluyor. 1982 yılında başlayan bir macera bu. 30 yılda İstanbul'da neler değişti, saymaya gücümüz yetmez. Ama festival anılarından söz etmek gerektiğinde bir önceki festivalden bu yana kapalı olan güzelim Emek Sineması'nı anımsayıp hüzünlenmemek elde değil. Mesela ben, sinema sevgisi yüreğime düştüğünden bu yana Sophia Loren ile birlikte en çok sevdiğim İtalyan aktris Claudia Cardinale'yi kanlı canlı Emek'in o nefis sahnesinde gördüğümde nasıl heyecanlanmıştım, anlatamam. Anlatamam, ama festivalin 30. yılını sinema izleyicisinin anılarını da katarak kutlamak için yayınlanan Film Gibi 30 Yıl blogunda yazabilirim.


Festivalin ilk zamanlarında altyazı olmayan filmlerde yapılan simultane tercümelerin naifliği, film kaçıracağı için iş görüşmesine giderken içi yananlar, dersi kırıp soluğu Emek Sineması'nda alanlar, film izleyeceğim diye sınıfta kalanlar, uzayan bilet kuyruklarına aklı ermeyenler ve daha pek çok yaşanmışlık... Okuyun, 30 koca yıla tanıklık edin. Okumakla kalmayın, bu festivalin bir 30 yıl daha yaşaması için anılarınızı paylaşarak

geçmiş 30 yılın bir parçası olun.



14 Aralık 2010 Salı

İstanbul'da Kentsel Dönüşüm Bu Seminerlerde Konuşulacak




Duyduğum zaman tüylerimi diken diken eden kavramlardan biridir 'cazibe merkezi' dedikleri şey. Kentsel dönüşüm kavramı hayatımıza girdiğinden bu yana otorite tarafından en fazla dillendirilen sözcüklerden biri olmuştur. Mimarisiyle, tarihi değeriyle, yaşanmışlıklara kattığı öykülerle şehrin birer parçası olmuş her yapı en azından bir kere nasibini alır bu 'cazibe merkezi' mantalitesinden. Haydarpaşa Garı, Emek Sineması'nı da kapsayan güzelim
Cercle d'Orient kompleksi ve olağanüstü bir tarihin üzerine kurulmuş Sulukule de bu çapraşık ve ne idüğü belirsiz 'cazibe merkezi' tartışmalarından mahrum kalmadı elbette. Ne yazık ki hepsi sırayla bu ülkede garın gar, sinemanın sinema, mahallenin mahalle kalamayacağını acı bir şekilde deneyimlediler.


İstanbul'da bütün bu olup bitenler çok kitlesel olmasa da bir sivil tepkiyi beraberinde getirdi. Sorular peşpeşe soruldu: Sulukule'de Koruma Kurulu kararına rağmen inşaatlar neden devam ediyor? Topkapı Sarayı'nın surları neden çatladı? Haliç Metro Geçişi Süleymaniye'yi nasıl etkiler? Cercle d'Orient'in olduğu gibi korunması mümkün değil mi? Haydarpaşa Garı'nın küllerinden ne doğacak? Bütün bu sorulara yerel ve genel yönetiminden doyurucu yanıtlar gelmeyince, iş sivil inisiyatiflerin konuyu ele almasına düştü.

Bu haftanın takvimine eklemenizi önerdiğimiz iki seminer var. İlki; bugün (15 Aralık) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi tarafından düzenlenen Çarşamba Seminerleri' kapsamındaki "Kentsel Dönüşüm, Küreselleşme ve Türkiye" başlıklı seminer. Fuat Keyman'ın konuşmacı olarak katılacağı seminerde küreselleşme ve Türkiye bağlamında kentsel dönüşüm konusu ele alınacak. Seminer, üniversitenin Fındıklı Kampüsü'ndeki Mimarlık Fakültesi Video Konferans Salonu'nda gerçekleşecek ve saat 11:00'da başlayacak.


Yarın (16 Aralık) ise; İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde 'Haydarpaşa Yandı! Küllerinden Ne Doğacak?' başlıklı bir konferans düzenlenecek. Konferansta hepimizin merak ettiği sorulara yanıt aranacak. Yangının nedeni açıklandıktan sonra bölgenin ‘cazibe merkezi' olarak yeniden düzenlenmesi yeniden gündeme geldi, cazibe merkezinden kastedilen ne? Marmaray projesi Haydarpaşa Tren Garını ekarte etmek için mi yapıldı? Gar ve çevresinin yaşayan haliyle iyileştirilmesi mi yoksa müze olması mı gerekir? İstanbul'da insanları evsiz bırakacak, yerine plazalar, villa kentler inşa edecek olan Kentsel Dönüşüm projelerine nasıl bakmalıyız? 3. Boğaz Köprüsü Projesi kapsamında su havzaları ve yaban hayatıyla birlikte İstanbul'un Kuzey ormanlarının ve Marmara bölgesindeki tarım alanlarının yok edilmesi ne uğruna ‘göze alınıyor'? gibi sorular konferansta tartışılacak konular arasında yer alıyor. İTÜ Taşkışla Kampüsü'nde gerçekleşecek konferansın başlama saati 12:30.


Biz İstanbullular sorularımızın yanıtlarını ısrarla aramadıkça, kimsenin gerçekleri açıklayacağı yok. O nedenle, İstanbul'da kentsel dönüşüm namına olup bitenler ne kadar konuşulur ve dillendirilirse, o kadar iyi.

İstanbul'da Kentsel Dönüşüm Bu Seminerlerde Konuşulacak




Duyduğum zaman tüylerimi diken diken eden kavramlardan biridir 'cazibe merkezi' dedikleri şey. Kentsel dönüşüm kavramı hayatımıza girdiğinden bu yana otorite tarafından en fazla dillendirilen sözcüklerden biri olmuştur. Mimarisiyle, tarihi değeriyle, yaşanmışlıklara kattığı öykülerle şehrin birer parçası olmuş her yapı en azından bir kere nasibini alır bu 'cazibe merkezi' mantalitesinden. Haydarpaşa Garı, Emek Sineması'nı da kapsayan güzelim
Cercle d'Orient kompleksi ve olağanüstü bir tarihin üzerine kurulmuş Sulukule de bu çapraşık ve ne idüğü belirsiz 'cazibe merkezi' tartışmalarından mahrum kalmadı elbette. Ne yazık ki hepsi sırayla bu ülkede garın gar, sinemanın sinema, mahallenin mahalle kalamayacağını acı bir şekilde deneyimlediler.


İstanbul'da bütün bu olup bitenler çok kitlesel olmasa da bir sivil tepkiyi beraberinde getirdi. Sorular peşpeşe soruldu: Sulukule'de Koruma Kurulu kararına rağmen inşaatlar neden devam ediyor? Topkapı Sarayı'nın surları neden çatladı? Haliç Metro Geçişi Süleymaniye'yi nasıl etkiler? Cercle d'Orient'in olduğu gibi korunması mümkün değil mi? Haydarpaşa Garı'nın küllerinden ne doğacak? Bütün bu sorulara yerel ve genel yönetiminden doyurucu yanıtlar gelmeyince, iş sivil inisiyatiflerin konuyu ele almasına düştü.

Bu haftanın takvimine eklemenizi önerdiğimiz iki seminer var. İlki; bugün (15 Aralık) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi tarafından düzenlenen Çarşamba Seminerleri' kapsamındaki "Kentsel Dönüşüm, Küreselleşme ve Türkiye" başlıklı seminer. Fuat Keyman'ın konuşmacı olarak katılacağı seminerde küreselleşme ve Türkiye bağlamında kentsel dönüşüm konusu ele alınacak. Seminer, üniversitenin Fındıklı Kampüsü'ndeki Mimarlık Fakültesi Video Konferans Salonu'nda gerçekleşecek ve saat 11:00'da başlayacak.


Yarın (16 Aralık) ise; İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde 'Haydarpaşa Yandı! Küllerinden Ne Doğacak?' başlıklı bir konferans düzenlenecek. Konferansta hepimizin merak ettiği sorulara yanıt aranacak. Yangının nedeni açıklandıktan sonra bölgenin ‘cazibe merkezi' olarak yeniden düzenlenmesi yeniden gündeme geldi, cazibe merkezinden kastedilen ne? Marmaray projesi Haydarpaşa Tren Garını ekarte etmek için mi yapıldı? Gar ve çevresinin yaşayan haliyle iyileştirilmesi mi yoksa müze olması mı gerekir? İstanbul'da insanları evsiz bırakacak, yerine plazalar, villa kentler inşa edecek olan Kentsel Dönüşüm projelerine nasıl bakmalıyız? 3. Boğaz Köprüsü Projesi kapsamında su havzaları ve yaban hayatıyla birlikte İstanbul'un Kuzey ormanlarının ve Marmara bölgesindeki tarım alanlarının yok edilmesi ne uğruna ‘göze alınıyor'? gibi sorular konferansta tartışılacak konular arasında yer alıyor. İTÜ Taşkışla Kampüsü'nde gerçekleşecek konferansın başlama saati 12:30.


Biz İstanbullular sorularımızın yanıtlarını ısrarla aramadıkça, kimsenin gerçekleri açıklayacağı yok. O nedenle, İstanbul'da kentsel dönüşüm namına olup bitenler ne kadar konuşulur ve dillendirilirse, o kadar iyi.

21 Eylül 2010 Salı

Filmekimi 2010 Seçkisi + Duvarların Dili




'Nikahta Esaret Var', 'Eren Beyaz Don Giyer', ' Sen Yoksun Nem Var', 'Have sex tonight', 'Falan Filan, İnter Milan', 'Korsika'ya Özgürlük', 'İnsan Neyle Ölür?' ve nicesi. Hani derler ya, duvarların dili olsa da konuşsa diye? Evet, duvarların dili var ve konuşuyorlar. Gökşen, alıyor eline kamerasını, yurt dahilinde ve haricinde karşılaştığı geveze duvarların fotoğraflarını çekiyor ve blogunda paylaşıyor. Ortaya siz deyin nefis bir görsel arşiv, ben diyeyim gülümseten bir popüler kültür yaratımı çıkıyor. Bir sonraki satırlarda Filmekimi seçkimizi okumadan önce Live It Up In Turkey'e gidip bir bakın, ama sonra bize geri dönün derim.

Malumunuz, Filmekimi programı dün akşam saatlerinde açıklandı. Geleneksel olarak, bilen bilir, bu bir Alternatif-İstanbul geleneğidir, izlemek istediğim filmlerden bir seçki yaptım. Emek Sineması'nda ardı ardına iki film izleyip Atlas Sineması'nda cila çektiğimiz günleri mumla arıyor olsam da, 8 Ekim'de başlayacak olan Filmekimi'ni merakla bekmeden edemiyorum.



- Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor / Lung Boonmee Raluek Chat / Apichatpong Weerasethakul

- Tehlikeli Yol / Route Irish / Ken Loach

- Başka Bir Yerde / Somewhere / Sofia Coppola

- Devrim / Revolutcion / Gael Garcia Bernal, Mariana Chenillo, Fernando Eimbcke, Amat Escalante, Diego Luna, Gerardo Naranjo, Rodrigo Garcia, Rodrigo Plá, Carlos Reygadas, Patricia Riggen

- Turne / Tournée / Mathieu Amalric

- Gümmm / Kaboom / Greg Arakki

- İnsanlar ve Tanrılar / Des Hommes et Des Dieux / Xavier Beauvois

- Sosyalizm / Film Socialisme / Jean-Luc Godard

- Şeytanı Gördüm / Akmareul Boatida / Kim Ji-Woon

- Aslı Gibidir / Certified Copy / Abbas Kiarostami

- Montpensier Prensesi / La Princesse de Montpensier / Bertrand Tavernier


Filmekimi ile ilgili bilet, seans ve öğrenmek istediğiniz her şeye bu adresten ulaşabiliyorsunuz.


Dip Sos. Belki duydunuz, belki şimdi duyacaksınız. Dün akşam Tophane'deki bir kaç galeriye saldırı oldu. Ana akım medya ne yazık ki haberi aktarmada yetersiz kaldığı gibi, eksik ve yanlış bilgi verdi. Kulak vermek gereken mecra, her şeyi detaylarına kadar yazabilen alternatif medya ve bloglar belli ki. Bu linkte olayı bizzat yaşamış bir kişinin görüşleri yayınlanmış. Blogların kıymetini bilmek gerek diye boşuna demiyoruz.

Filmekimi 2010 Seçkisi + Duvarların Dili




'Nikahta Esaret Var', 'Eren Beyaz Don Giyer', ' Sen Yoksun Nem Var', 'Have sex tonight', 'Falan Filan, İnter Milan', 'Korsika'ya Özgürlük', 'İnsan Neyle Ölür?' ve nicesi. Hani derler ya, duvarların dili olsa da konuşsa diye? Evet, duvarların dili var ve konuşuyorlar. Gökşen, alıyor eline kamerasını, yurt dahilinde ve haricinde karşılaştığı geveze duvarların fotoğraflarını çekiyor ve blogunda paylaşıyor. Ortaya siz deyin nefis bir görsel arşiv, ben diyeyim gülümseten bir popüler kültür yaratımı çıkıyor. Bir sonraki satırlarda Filmekimi seçkimizi okumadan önce Live It Up In Turkey'e gidip bir bakın, ama sonra bize geri dönün derim.

Malumunuz, Filmekimi programı dün akşam saatlerinde açıklandı. Geleneksel olarak, bilen bilir, bu bir Alternatif-İstanbul geleneğidir, izlemek istediğim filmlerden bir seçki yaptım. Emek Sineması'nda ardı ardına iki film izleyip Atlas Sineması'nda cila çektiğimiz günleri mumla arıyor olsam da, 8 Ekim'de başlayacak olan Filmekimi'ni merakla bekmeden edemiyorum.



- Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor / Lung Boonmee Raluek Chat / Apichatpong Weerasethakul

- Tehlikeli Yol / Route Irish / Ken Loach

- Başka Bir Yerde / Somewhere / Sofia Coppola

- Devrim / Revolutcion / Gael Garcia Bernal, Mariana Chenillo, Fernando Eimbcke, Amat Escalante, Diego Luna, Gerardo Naranjo, Rodrigo Garcia, Rodrigo Plá, Carlos Reygadas, Patricia Riggen

- Turne / Tournée / Mathieu Amalric

- Gümmm / Kaboom / Greg Arakki

- İnsanlar ve Tanrılar / Des Hommes et Des Dieux / Xavier Beauvois

- Sosyalizm / Film Socialisme / Jean-Luc Godard

- Şeytanı Gördüm / Akmareul Boatida / Kim Ji-Woon

- Aslı Gibidir / Certified Copy / Abbas Kiarostami

- Montpensier Prensesi / La Princesse de Montpensier / Bertrand Tavernier


Filmekimi ile ilgili bilet, seans ve öğrenmek istediğiniz her şeye bu adresten ulaşabiliyorsunuz.


Dip Sos. Belki duydunuz, belki şimdi duyacaksınız. Dün akşam Tophane'deki bir kaç galeriye saldırı oldu. Ana akım medya ne yazık ki haberi aktarmada yetersiz kaldığı gibi, eksik ve yanlış bilgi verdi. Kulak vermek gereken mecra, her şeyi detaylarına kadar yazabilen alternatif medya ve bloglar belli ki. Bu linkte olayı bizzat yaşamış bir kişinin görüşleri yayınlanmış. Blogların kıymetini bilmek gerek diye boşuna demiyoruz.

7 Haziran 2010 Pazartesi

Hepimiz Bilirkişiyiz, Yıktırmıyoruz!



Gündemin yoğunluğundan unuttunuz belki. Hayatın keşmekeşi içinde umursamadınız. Araya daha önemli işler girdi. Öncelikleriniz değişiverdi. Ama Emek Sineması, İnci Pastanesi ve Yeni Rüya Sineması akıbetlerinin ne olacağını bilmeden orada öylece duruyorlar.


“Emek Sinemasını Yıktırmıyoruz Platformu” ve “İstanbul Kültür Sanat Varyetesi” herkesi 11 Haziran Cuma günü saat 19 :00'da bir buluşmaya davet ediyor. Şu anda hala orada olan bu ruhu olan binaların hayaletleriyle karşılaşmamak, unutulmalarına engel olmak için.

Hepimiz Bilirkişiyiz, Yıktırmıyoruz!



Gündemin yoğunluğundan unuttunuz belki. Hayatın keşmekeşi içinde umursamadınız. Araya daha önemli işler girdi. Öncelikleriniz değişiverdi. Ama Emek Sineması, İnci Pastanesi ve Yeni Rüya Sineması akıbetlerinin ne olacağını bilmeden orada öylece duruyorlar.


“Emek Sinemasını Yıktırmıyoruz Platformu” ve “İstanbul Kültür Sanat Varyetesi” herkesi 11 Haziran Cuma günü saat 19 :00'da bir buluşmaya davet ediyor. Şu anda hala orada olan bu ruhu olan binaların hayaletleriyle karşılaşmamak, unutulmalarına engel olmak için.

15 Nisan 2010 Perşembe

Yeşilçam Sokak'ta İsyan Zamanı


Bildiriyi okumak için resme tıklayınız.


Yeşilçam Sokak'ta İsyan Zamanı


Bildiriyi okumak için resme tıklayınız.


12 Nisan 2010 Pazartesi

"Emek Sineması'nı Yaşatalım" Toplantısı

Emek Sineması'nın penceresine "Yıktırmıyoruz" afişi asılıyor. Bir A4 kağıdına "Sinema Aşk'tır, Emeğine Sahip Çık" yazılıp demir parmaklıkların arasına bırakılıyor. Yeşilçam Sokağı'na asılan beyaz perde üzerinde gecekondularını yıkmak isteyenlere karşı direnen yoksul mahallenin güzel insanlarını anlatan "Sultan" filmi gösteriliyor. Sanır mısınız ki, bütün bu emekler, bütün bu çabalar boşuna? Hepsi bir umudun ürünü aslında, Emek Sineması'nı hayallerden koparmamak, kişiliksiz bir alışveriş merkezine dönüştürülmesine engel olmak, o güzelim salonda benzer duyguları paylaşan bine yakın kişiyle film izlemeye devam etmek umudu bu. İstanbul'u gerçekten ve yürekten sevenler toplanıyor, şehrin ortak hafızasını silmek isteyenlere direniyor. İstanbul'u dikkatle izleyin, burada güzel şeyler oluyor.




İKSV, "Emek'lerini Yıktırmak İstemeyenler" ile aynı duyguyu paylaşarak, İstanbul Film Festivali'nin artık simgesi haline gelmiş Emek Sineması için 14 Nisan Çarşamba günü bir toplantı düzenliyor. Emek Sineması'nın kaderini elinde tutan kurum ve kuruluşlar, sinema yazarları, İstanbul Film Festivali'nin Türkiye'den ve diğer ülkelerden konukları toplantıya davet edilmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, İstanbul Büyüksehir Belediye Başkanlığı , Beyoglu Belediyesi Başkanlığı, Turkmall ve Kamer İnşaat ve Mimarlar Odası da konunun birincil muhatapları olarak toplantıya katılmaları için çağrıda bulunulan merciler arasında. Eğer davete icabet edip kamu vicdanı ile bir araya gelirlerse ve akıllardaki sorulara dolambaçsız cevaplar verebilirlerse Emek Sineması'nın akıbeti hakkındaki endişelerimiz biraz olsun giderilecek ya da tam tersine korkularımız artacak.


Söz konusu toplantı İKSV Salon'da gerçekleşecek ve saat 10:00'da başlayacak. Emek Sineması'na değer veren ve zamanı olan herkesin orada olması dileğimiz.


Ekleme: Emek Sineması için bir de online imza kampanyası yürütülüyor. Burayı tıklayarak destek verebilirsiniz.





"Emek Sineması'nı Yaşatalım" Toplantısı

Emek Sineması'nın penceresine "Yıktırmıyoruz" afişi asılıyor. Bir A4 kağıdına "Sinema Aşk'tır, Emeğine Sahip Çık" yazılıp demir parmaklıkların arasına bırakılıyor. Yeşilçam Sokağı'na asılan beyaz perde üzerinde gecekondularını yıkmak isteyenlere karşı direnen yoksul mahallenin güzel insanlarını anlatan "Sultan" filmi gösteriliyor. Sanır mısınız ki, bütün bu emekler, bütün bu çabalar boşuna? Hepsi bir umudun ürünü aslında, Emek Sineması'nı hayallerden koparmamak, kişiliksiz bir alışveriş merkezine dönüştürülmesine engel olmak, o güzelim salonda benzer duyguları paylaşan bine yakın kişiyle film izlemeye devam etmek umudu bu. İstanbul'u gerçekten ve yürekten sevenler toplanıyor, şehrin ortak hafızasını silmek isteyenlere direniyor. İstanbul'u dikkatle izleyin, burada güzel şeyler oluyor.




İKSV, "Emek'lerini Yıktırmak İstemeyenler" ile aynı duyguyu paylaşarak, İstanbul Film Festivali'nin artık simgesi haline gelmiş Emek Sineması için 14 Nisan Çarşamba günü bir toplantı düzenliyor. Emek Sineması'nın kaderini elinde tutan kurum ve kuruluşlar, sinema yazarları, İstanbul Film Festivali'nin Türkiye'den ve diğer ülkelerden konukları toplantıya davet edilmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, İstanbul Büyüksehir Belediye Başkanlığı , Beyoglu Belediyesi Başkanlığı, Turkmall ve Kamer İnşaat ve Mimarlar Odası da konunun birincil muhatapları olarak toplantıya katılmaları için çağrıda bulunulan merciler arasında. Eğer davete icabet edip kamu vicdanı ile bir araya gelirlerse ve akıllardaki sorulara dolambaçsız cevaplar verebilirlerse Emek Sineması'nın akıbeti hakkındaki endişelerimiz biraz olsun giderilecek ya da tam tersine korkularımız artacak.


Söz konusu toplantı İKSV Salon'da gerçekleşecek ve saat 10:00'da başlayacak. Emek Sineması'na değer veren ve zamanı olan herkesin orada olması dileğimiz.


Ekleme: Emek Sineması için bir de online imza kampanyası yürütülüyor. Burayı tıklayarak destek verebilirsiniz.





9 Nisan 2010 Cuma

Sinemalarına Sahip Çık



Fotoğraf: Gökşen Çalışkan



Bizim mahallenin kıdemli kağıt toplayıcısı, çöp kutularını karıştırırken bir CD çantası bulmuş. Günlük selamlaşmamız esnasında "Abla bak şuna neler atmışlar" deyiverdi. Elindekine baktım, içinde internetten indirilmiş filmlerin CD'leri sıra sıra dizilmiş, belli ki büyük temizlik sırasında da gözden çıkarılmış. "Abla, Godfather bile var. Daha neler neler!" diye sevinçle şakıdı bizimki. Film izlemeyi pek severmiş, izleyecek yeri de varmış. "Hazine buldum sanki abla" diye diye neşeyle uzaklaştı.


Aklıma Muzaffer İzgü'nün Adana'da geçen çocukluğunu anlattığı kitabı ve aynı adla sinemaya uyarlanan "Zıkkımın Kökü" geldi. Akan damdan sızan suya bakıp "Aaa, Tarzan işiyor!" diyen Muzo'nun Adana'nın yazlık sinemalarında şekillenen hayal dünyası nasıl sıcacık bir öyküydü... Sonra bizim hiç yaşayamadığımız, ama anlatılanlardan 1960'lı yılların umut dolu İstanbul'unda idealist sinemacılar yetişmesine ortam sağlayan, özgürlükçü fikirlere kaynaklık eden Sinematek zamanları...


Sonra bugüne bakıyorum. Alkazar Sineması'nı alelacele elden çıkardılar. Emek Sineması'nın kapısı demir parmaklıklar ardında, kilitli. Penceresinde "Yıktırmıyoruz" yazısı. Yeşilçam Sineması, ufak ölçekte Sinematek gibi çalıştığı halde boş koltuklara oynamakta. Moda Sineması Cuma akşamında bile 25 kişilik salona film gösteriyor. Film izlemek, film festivalleri de olmasa, çoktandır alışveriş arası boş zaman aktivitesi muamelesi görüyor. İstanbul Film Festivali, alışveriş merkezi odaklı bir festival olmamak için büyük çaba harcıyor.



Herşeye rağmen, bizim sinema aşığı kağıt toplayıcısının, Emek Sineması'nın camına "Aşkına katkısı olan Emeğine Sahip çık" yazanların yüzü suyu hürmetine İstanbul için hala umut var mı dersiniz? Ne de olsa;

"Puisque même un artichaut a du cœur / Bir enginarın bile kalbi vardır."

Sinemalarına Sahip Çık



Fotoğraf: Gökşen Çalışkan



Bizim mahallenin kıdemli kağıt toplayıcısı, çöp kutularını karıştırırken bir CD çantası bulmuş. Günlük selamlaşmamız esnasında "Abla bak şuna neler atmışlar" deyiverdi. Elindekine baktım, içinde internetten indirilmiş filmlerin CD'leri sıra sıra dizilmiş, belli ki büyük temizlik sırasında da gözden çıkarılmış. "Abla, Godfather bile var. Daha neler neler!" diye sevinçle şakıdı bizimki. Film izlemeyi pek severmiş, izleyecek yeri de varmış. "Hazine buldum sanki abla" diye diye neşeyle uzaklaştı.


Aklıma Muzaffer İzgü'nün Adana'da geçen çocukluğunu anlattığı kitabı ve aynı adla sinemaya uyarlanan "Zıkkımın Kökü" geldi. Akan damdan sızan suya bakıp "Aaa, Tarzan işiyor!" diyen Muzo'nun Adana'nın yazlık sinemalarında şekillenen hayal dünyası nasıl sıcacık bir öyküydü... Sonra bizim hiç yaşayamadığımız, ama anlatılanlardan 1960'lı yılların umut dolu İstanbul'unda idealist sinemacılar yetişmesine ortam sağlayan, özgürlükçü fikirlere kaynaklık eden Sinematek zamanları...


Sonra bugüne bakıyorum. Alkazar Sineması'nı alelacele elden çıkardılar. Emek Sineması'nın kapısı demir parmaklıklar ardında, kilitli. Penceresinde "Yıktırmıyoruz" yazısı. Yeşilçam Sineması, ufak ölçekte Sinematek gibi çalıştığı halde boş koltuklara oynamakta. Moda Sineması Cuma akşamında bile 25 kişilik salona film gösteriyor. Film izlemek, film festivalleri de olmasa, çoktandır alışveriş arası boş zaman aktivitesi muamelesi görüyor. İstanbul Film Festivali, alışveriş merkezi odaklı bir festival olmamak için büyük çaba harcıyor.



Herşeye rağmen, bizim sinema aşığı kağıt toplayıcısının, Emek Sineması'nın camına "Aşkına katkısı olan Emeğine Sahip çık" yazanların yüzü suyu hürmetine İstanbul için hala umut var mı dersiniz? Ne de olsa;

"Puisque même un artichaut a du cœur / Bir enginarın bile kalbi vardır."

10 Mart 2010 Çarşamba

29.Uluslararası İstanbul Film Festivali Seçkisi

Sinefillere iyi haber: 29. Uluslararası Film Festivali programı dün akşam açıklandı. Ne yazık ki bir de kötü haber: İstanbul Film Festivali'nin simgesi olan Emek Sineması tadilatta olduğu gerekçesiyle festival mekanları içinde yok. Beyoğlu Belediyesi, geçtiğimiz günlerde 85 yıllık Emek Sineması'nın yıkılıp yerine bir alışveriş merkezi inşa edileceğinin işaretini verdi. Emek Sineması ise, Cercle d'Orient kompleksinin en üst katında yeniden yapılandırılacak. Emek Sineması'nın aslı değil, sureti İstanbullulara sunulacak. Yeni plan kapsamında Cercle d'Orient bünyesindeki Rüya Sineması'nın akıbeti meçhul. Rüya ile birlikte Sinepop Sineması'nı da belki de son görüşümüz olacak bu festival.


İstanbul yerel yönetimi binlerce havai fişek patlatarak başlattığı 2010 Kültür Başkentliği macerasında ardı ardına gelen yıkım haberleriyle içleri karartadursun, 29. İstanbul Uluslararası Film Festivali bu olumsuzluğun içinde 200'ün üzerinde filmle seyircisi karşısına çıkmaya hazır. İstanbul Film Festivali kapsamında 2009 ve 2010’un yeni yapımlarının yanı sıra sinemanın unutulmaz klasikleri ve usta yönetmenlerinin başyapıtlarından seçmeler içeren 22 bölümde 57 ülkeden 243 yönetmenin filmlerini izleme fırsatı bulacağız.


Film festivali programını incelediğimizde gözümüze çarpan ilk şey, yeni bölümler oldu. İstanbul'u konu eden yerli ve yabancı filmlerden oluşan İstanbul: İçeriden ve Dışarıdan, komedi filmlerine ayrılmış Antidepresan, Ortadoğu sinemalarını ve görsel sanatlarını tanıtma ve destekleme amacıyla kurulmuş olan New York merkezli sanat kurumu ArteEast’ten Rasha Salti’nin küratörlüğünde yapılan seçkide yer alan 11 filmi sinemaseverlere sunacak olan Büyüleyici İsyancılar: Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan Bağımsız Sinemacılar Seçkisi, 1980’den 2010’a kadar çekilen “ilk filmleri” değerlendiren Siyad üyelerinin seçtiği 30 filmi kapsayan İyi bir Başlangıç: 30 Yılın En İyi İlk Filmleri bu seneki festivalin yenileri. Tabi festivalin klasik bölümleri de yerlerini koruyor: Dünya Festivallerinden, NTV Belgesel Kuşağı, Genç Ustalar, Geceyarısı Çılgınlığı, Mayınlı Bölge, Çocuk Mönüsü.


Gelelim naçizane seçkimize. Bu senenin festivalinden kategori kategori süzgeçimize takılanlar:


nya Festivallerinden


Elveda / L'affaire Farewell / Christian Carion

Şişme Bebek / Kuki Ningyo / Hirokazu Kore-Eda


Bahar Sarhoşu / Chun Feng Chen Ziu De Ye wan / Ye Lou


Kadın, Silah ve Erişte / San Qiang Pai An Jing Qi / Yimou Zhang


Yuva / La Refuge / François Ozon


Etek Günü / La Journee De La Jupe / Jean-Paul Lilienfeld


Yıllara Meydan Okuyanlar


Yabani Otlar / Les Herbes Folles / Alain Resnais

Zulüm / Persécution / Patrice Chéreau


36 Dağ Manzarası / Around a Small Mountain / Jacques Rivette


Genç Ustalar



Gözleri Tamamen Açık / Eyes Wide Open /


Öksüz / Huacho / Alejandro Fernandez Almendras


Islık Çalmak İstersem Çalarım / Eu cand vreau sa fluier, fluier / Florin Serban

Akbank Galaları


Ben ve Orson Welles / Me and Orson Welles / Richard Linklater


Savaş Sırasında Yaşam / Life During Wartime / Todd Solondz


Geceyarısı Sineması

Boşluk / Enter the Void / Gaspar Noé


İstanbul: İçeriden ve Dışarıdan

Ah Güzel İstanbul / Atıf Yılmaz

Ölümsüz Kadın / L'Immortelle / Alain Robbe-Grillet

Sevmek Zamanı / Metin Erksan


Türk Kısaları: Haliç-İstanbul-Boğaziçi / Court Métrages Turcs: La Corne D'or - Istanul - Bosphore




Türk Sineması 2009-2010


Ulusal Yarışma


Bal / Semih Kaplanoğlu


Vavien / Yağmur Taylan, Durul Taylan



Min Dit / Ben Gördüm / Miraz Bezar


İyi Bir Başlangıç: 30 Film kategorisindeki filmler kişisel arşivde olduğundan takvim dışı ama siz Michael Haneke'nin Yedinci Kıta / Seventh Continent'ini listenize alabilirsiniz.


Vakit oldukça Büyüleyici İsyancılar: Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan Bağımsız Sinemacılar Seçkisi'ni olduğu gibi takip etmek iyi olur.


An itibariyle festival websitesi sorunlu. Düzeldiğinde filmler ile ilgili detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Sözümüzü festival biletlerinin 20 Mart'ta satışa çıkacağını ve bilet fiyatlarının tam 10 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü için 7 TL olacağını, hafta içi gündüz seansları ise yalnızca 3,50 TL olduğunu iletelim. Akbank Galaları’nın bilet fiyatları 15 TL, festivalin Türk Sineması bölümünde yer alan filmler için de bilet fiyatı tüm seanslarda yine 3,50 TL olacak.


Festival kapsamında gerçekleşecek tüm etkinlikler için http://www.iksv.org/film ziyaret edilebilir.

29.Uluslararası İstanbul Film Festivali Seçkisi

Sinefillere iyi haber: 29. Uluslararası Film Festivali programı dün akşam açıklandı. Ne yazık ki bir de kötü haber: İstanbul Film Festivali'nin simgesi olan Emek Sineması tadilatta olduğu gerekçesiyle festival mekanları içinde yok. Beyoğlu Belediyesi, geçtiğimiz günlerde 85 yıllık Emek Sineması'nın yıkılıp yerine bir alışveriş merkezi inşa edileceğinin işaretini verdi. Emek Sineması ise, Cercle d'Orient kompleksinin en üst katında yeniden yapılandırılacak. Emek Sineması'nın aslı değil, sureti İstanbullulara sunulacak. Yeni plan kapsamında Cercle d'Orient bünyesindeki Rüya Sineması'nın akıbeti meçhul. Rüya ile birlikte Sinepop Sineması'nı da belki de son görüşümüz olacak bu festival.


İstanbul yerel yönetimi binlerce havai fişek patlatarak başlattığı 2010 Kültür Başkentliği macerasında ardı ardına gelen yıkım haberleriyle içleri karartadursun, 29. İstanbul Uluslararası Film Festivali bu olumsuzluğun içinde 200'ün üzerinde filmle seyircisi karşısına çıkmaya hazır. İstanbul Film Festivali kapsamında 2009 ve 2010’un yeni yapımlarının yanı sıra sinemanın unutulmaz klasikleri ve usta yönetmenlerinin başyapıtlarından seçmeler içeren 22 bölümde 57 ülkeden 243 yönetmenin filmlerini izleme fırsatı bulacağız.


Film festivali programını incelediğimizde gözümüze çarpan ilk şey, yeni bölümler oldu. İstanbul'u konu eden yerli ve yabancı filmlerden oluşan İstanbul: İçeriden ve Dışarıdan, komedi filmlerine ayrılmış Antidepresan, Ortadoğu sinemalarını ve görsel sanatlarını tanıtma ve destekleme amacıyla kurulmuş olan New York merkezli sanat kurumu ArteEast’ten Rasha Salti’nin küratörlüğünde yapılan seçkide yer alan 11 filmi sinemaseverlere sunacak olan Büyüleyici İsyancılar: Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan Bağımsız Sinemacılar Seçkisi, 1980’den 2010’a kadar çekilen “ilk filmleri” değerlendiren Siyad üyelerinin seçtiği 30 filmi kapsayan İyi bir Başlangıç: 30 Yılın En İyi İlk Filmleri bu seneki festivalin yenileri. Tabi festivalin klasik bölümleri de yerlerini koruyor: Dünya Festivallerinden, NTV Belgesel Kuşağı, Genç Ustalar, Geceyarısı Çılgınlığı, Mayınlı Bölge, Çocuk Mönüsü.


Gelelim naçizane seçkimize. Bu senenin festivalinden kategori kategori süzgeçimize takılanlar:


nya Festivallerinden


Elveda / L'affaire Farewell / Christian Carion

Şişme Bebek / Kuki Ningyo / Hirokazu Kore-Eda


Bahar Sarhoşu / Chun Feng Chen Ziu De Ye wan / Ye Lou


Kadın, Silah ve Erişte / San Qiang Pai An Jing Qi / Yimou Zhang


Yuva / La Refuge / François Ozon


Etek Günü / La Journee De La Jupe / Jean-Paul Lilienfeld


Yıllara Meydan Okuyanlar


Yabani Otlar / Les Herbes Folles / Alain Resnais

Zulüm / Persécution / Patrice Chéreau


36 Dağ Manzarası / Around a Small Mountain / Jacques Rivette


Genç Ustalar



Gözleri Tamamen Açık / Eyes Wide Open /


Öksüz / Huacho / Alejandro Fernandez Almendras


Islık Çalmak İstersem Çalarım / Eu cand vreau sa fluier, fluier / Florin Serban

Akbank Galaları


Ben ve Orson Welles / Me and Orson Welles / Richard Linklater


Savaş Sırasında Yaşam / Life During Wartime / Todd Solondz


Geceyarısı Sineması

Boşluk / Enter the Void / Gaspar Noé


İstanbul: İçeriden ve Dışarıdan

Ah Güzel İstanbul / Atıf Yılmaz

Ölümsüz Kadın / L'Immortelle / Alain Robbe-Grillet

Sevmek Zamanı / Metin Erksan


Türk Kısaları: Haliç-İstanbul-Boğaziçi / Court Métrages Turcs: La Corne D'or - Istanul - Bosphore




Türk Sineması 2009-2010


Ulusal Yarışma


Bal / Semih Kaplanoğlu


Vavien / Yağmur Taylan, Durul Taylan



Min Dit / Ben Gördüm / Miraz Bezar


İyi Bir Başlangıç: 30 Film kategorisindeki filmler kişisel arşivde olduğundan takvim dışı ama siz Michael Haneke'nin Yedinci Kıta / Seventh Continent'ini listenize alabilirsiniz.


Vakit oldukça Büyüleyici İsyancılar: Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan Bağımsız Sinemacılar Seçkisi'ni olduğu gibi takip etmek iyi olur.


An itibariyle festival websitesi sorunlu. Düzeldiğinde filmler ile ilgili detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Sözümüzü festival biletlerinin 20 Mart'ta satışa çıkacağını ve bilet fiyatlarının tam 10 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü için 7 TL olacağını, hafta içi gündüz seansları ise yalnızca 3,50 TL olduğunu iletelim. Akbank Galaları’nın bilet fiyatları 15 TL, festivalin Türk Sineması bölümünde yer alan filmler için de bilet fiyatı tüm seanslarda yine 3,50 TL olacak.


Festival kapsamında gerçekleşecek tüm etkinlikler için http://www.iksv.org/film ziyaret edilebilir.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons