1 Kasım 2010 Pazartesi

3...2...1... Galaxy Müzikevi'ne Yolculuk İçin Geri Sayım Başladı




I Create Soundscapes ile İstanbul sahnesinde görünürlük kazanan müzik ve görsellerin bir arada kullanımı, Galaxy Müzikevi adı verilen web tabanlı bir müzik projesiyle sürüyor. Galaxy Müzikevi, dinleyicisini Abba'dan Frank Zappa'ya uzanan bir yolculuk vadediyor, bu yolculuk esnasında size notaların yanı sıra müziğin çağrıştırdığı görsel imgelerin eşlik edeceğini de ekliyor.


Galaxy Müzikevi size an itibariyle hiçbir şey çağrıştırmadıysa, hemen buradan bloguna ışınlanmanızı öneriyorum. Çünkü; 'Kim bunlar?' sorunuza cevap orada. Öykü bir müzik dükkanı ile başlıyor, doldurma kasetlerle, Marantz ve başka çeşit pikaplarla ve arzu nesnesi plaklarla devam ediyor. Henüz belki aşina olmadığınız, ama öykülerini okuduktan sonra kulak vereceğiniz bu müzik yaratımının ilk zamanlarına tanık oluyorsunuz.



Eğer Galaxy Müzikevi'nin öyküsünden etkilendiyseniz ve teşvik-i mesaiyi sürdürmek niyetindeyseniz de Salon İKSV imdada yetişiyor ve 4 Kasım Perşembe akşamını boş bırakın diyor. Galaxy Müzikevi, başlangıcından bugüne müziğini, analog enstrümanlarını, 2D ve 3D dijital görsellerini çantasına doldurup bunları sahnede paylaşmaya hazır, orada olmanızı bekliyor.



Etkinlik detayları bu sayfada yer alıyor.


Dip Sos. Konser posterinin Space Odyssey'i çağıştırmasına ne demeli?

3...2...1... Galaxy Müzikevi'ne Yolculuk İçin Geri Sayım Başladı




I Create Soundscapes ile İstanbul sahnesinde görünürlük kazanan müzik ve görsellerin bir arada kullanımı, Galaxy Müzikevi adı verilen web tabanlı bir müzik projesiyle sürüyor. Galaxy Müzikevi, dinleyicisini Abba'dan Frank Zappa'ya uzanan bir yolculuk vadediyor, bu yolculuk esnasında size notaların yanı sıra müziğin çağrıştırdığı görsel imgelerin eşlik edeceğini de ekliyor.


Galaxy Müzikevi size an itibariyle hiçbir şey çağrıştırmadıysa, hemen buradan bloguna ışınlanmanızı öneriyorum. Çünkü; 'Kim bunlar?' sorunuza cevap orada. Öykü bir müzik dükkanı ile başlıyor, doldurma kasetlerle, Marantz ve başka çeşit pikaplarla ve arzu nesnesi plaklarla devam ediyor. Henüz belki aşina olmadığınız, ama öykülerini okuduktan sonra kulak vereceğiniz bu müzik yaratımının ilk zamanlarına tanık oluyorsunuz.



Eğer Galaxy Müzikevi'nin öyküsünden etkilendiyseniz ve teşvik-i mesaiyi sürdürmek niyetindeyseniz de Salon İKSV imdada yetişiyor ve 4 Kasım Perşembe akşamını boş bırakın diyor. Galaxy Müzikevi, başlangıcından bugüne müziğini, analog enstrümanlarını, 2D ve 3D dijital görsellerini çantasına doldurup bunları sahnede paylaşmaya hazır, orada olmanızı bekliyor.



Etkinlik detayları bu sayfada yer alıyor.


Dip Sos. Konser posterinin Space Odyssey'i çağıştırmasına ne demeli?

Her Şehrin Hayatta Kalma Rehberi Kendine


Fotoğraf: Gökşen Çalışkan



Her şehrin hayatta kalma rehberi farklıdır. İstanbul'da metrobüse hangi zamanlamayla binersen boğulmaktan kurtulursun sorusunun cevabını öğrenmek zorundasın. Vapurda hangi taraftan yürürsen kalabalığa takılmadan üst güvertede yerini alabileceğini bilmelisin. Yolların burada soldan akmadığını, gidiş-geliş yönü diye bir şey olmadığını unutursan asabiyecinin kucağına düşersin. Bir sabah savaş uçaklarının sesiyle uyandığında, bunun bir terör saldırısına karşı olabileceğini bilmez ve ona göre davranmazsan şapşallaşırsın.


Eskişehir'de ise her duyduğun uçak sesine heyecanlanmazsın. Bilirsin ki, düzenli olarak tepende Phantom'lar uçar. O anda telefonla konuşuyorsan susarsın, sınavdaysan kalemi bırakırsın, müzik dinliyorsan sesini kısarsın. İstanbul'da acı acı öterek giden ambulans neyse, Eskişehir'de uçak sesi odur. İstanbul'da ambulansa heyecanlanmazsın, Eskişehir'de uçağa.


Ankara'da hayatta kalma rehberinin maddeleri başkadır. Londra'da başka. Paris'te başka. Nairobi'de başka. Beijing'de başka. Sydney'de başka. New York'da başka. Dünyanın kaç köşesi varsa, orada başka.


Ama dünyanın her neresinde olursan ol, aynı olan bir şey vardır ki, o da hamili kart kedi tanıdığın yoksa yol ortasında sıçan görmek süpriz değildir.


Müzik Sos; Ne dinlemeli? Iron & Wine'dan Cinder and Smoke mu? Janis Joplin'den Little Girl Blue mu?


Her Şehrin Hayatta Kalma Rehberi Kendine


Fotoğraf: Gökşen Çalışkan



Her şehrin hayatta kalma rehberi farklıdır. İstanbul'da metrobüse hangi zamanlamayla binersen boğulmaktan kurtulursun sorusunun cevabını öğrenmek zorundasın. Vapurda hangi taraftan yürürsen kalabalığa takılmadan üst güvertede yerini alabileceğini bilmelisin. Yolların burada soldan akmadığını, gidiş-geliş yönü diye bir şey olmadığını unutursan asabiyecinin kucağına düşersin. Bir sabah savaş uçaklarının sesiyle uyandığında, bunun bir terör saldırısına karşı olabileceğini bilmez ve ona göre davranmazsan şapşallaşırsın.


Eskişehir'de ise her duyduğun uçak sesine heyecanlanmazsın. Bilirsin ki, düzenli olarak tepende Phantom'lar uçar. O anda telefonla konuşuyorsan susarsın, sınavdaysan kalemi bırakırsın, müzik dinliyorsan sesini kısarsın. İstanbul'da acı acı öterek giden ambulans neyse, Eskişehir'de uçak sesi odur. İstanbul'da ambulansa heyecanlanmazsın, Eskişehir'de uçağa.


Ankara'da hayatta kalma rehberinin maddeleri başkadır. Londra'da başka. Paris'te başka. Nairobi'de başka. Beijing'de başka. Sydney'de başka. New York'da başka. Dünyanın kaç köşesi varsa, orada başka.


Ama dünyanın her neresinde olursan ol, aynı olan bir şey vardır ki, o da hamili kart kedi tanıdığın yoksa yol ortasında sıçan görmek süpriz değildir.


Müzik Sos; Ne dinlemeli? Iron & Wine'dan Cinder and Smoke mu? Janis Joplin'den Little Girl Blue mu?


30 Ekim 2010 Cumartesi

Sadece Mesafe Konusuna Takılmazsan Kitap Fuarı Başladı


Yedi gün boyunca sürecek bir 'Kitap Fuarı Çelişkisi' ile daha karşı karşıyayız sayın okuyucular. Çelişki, diyorum zira kiminle konuşsam -Avcılar-Beylikdüzü civarında ikamet edenler hariç- Kitap Fuarı'na ulaşmak için katedilen uzaklığı mevzu bahis ediyor. Evet, Tepebaşı'ndayken ne kadar güzeldi, hepimiz ne kadar mutluyduk, kitabımızı alır, çayımızı söyler, denize baka baka hem çayı, hem kitabı yudum yudum içerdik. Bu doğru. Şimdi saatlerimizin yollarda heba olarak geçtiği de doğru. Ama kimi kişilerde gözlemlediğim ve 'Bahçelievler civarından sonrasına Anadolu'nun hiç gitmediği uzak köyü muamelesi yapma sendromu' adını verdiğim eda ve haller yetersiz geliyor. Şehir ne yazık ki 50 yıla yakın bir süredir kenarında köşesinde ne var ne yok yutarak genişliyor. Haliyle, şehirde Beyoğlu, Şişli, Kadıköy ve Üsküdar'dan başka yerleşim yerlerinin oluşması doğal. Kültürel etkinlikler de ille hepimizin düzayak olarak kabul ettiği o tarihi üçgende yapılacak değil sadece. O nedenle, hani senede bir ya da iki defa her zaman gittiğimiz yerlerin uzağına giderken eski günleri hasretle anmanın ötesine geçip, bunu sürekli memnuniyetsizlik haline çevirmek doğru değil. Doğru olan, fuarın şehir içinde olmasını talep etmek, ama bunu tek sorun olarak görmemek gibi geliyor.


'Kitabın bu kadar az okunduğu bir memlekette kitap fuarını şehir merkezinden bu kadar uzakta yapmanın yayıncılar, yazarlar ve okurlar açısından avantajı ve dezavantajı nedir, ne değildir'i oturup tartışabiliriz. Bizi bir yere götürecek bakış açısı budur. Hatta belki bir sonraki kitap fuarında akıl edilir de bu konunun tartışılacağı bir konferans yapılır. Sonunda da bir rapor yayınlanarak görüşler duyurulur. Yalnızca mesafeye odaklanılıp, Beylikdüzü ve çevresi cüzzamlılar kampıymış gibi davranılması ve diğer konuların gözardı edilmesi bizi ne bir yere götürür, ne de Kitap Fuarı'nı oturduğumuz mahalleye yaklaştırır.


Mesafe konusunu kafanızda çözebildiyseniz eğer, Kitap Fuarı'nda bir okuyucu olarak ilginç keşifler bulmanız mümkün. İspanyol edebiyatı ile haşır neşirseniz eğer, bu senenin onur konuğunun İspanya olduğunu bilmenizde fayda var. Fuarın konuğu olacak yazarlar arasında; İspanyol edebiyatının en gözde yazarlarından biri olan Julio Llamazares, İspanya'nın en prestijli ödülü Planeta'yı kazanan Soledad Puertolas ve kitabında göç eden ve büyük sıkıntılar yaşayan kadınları anlattığı romanıyla Planeta Ödülü'nü kazanan yazar Angeles Caso bulunuyor.


Gidenlerden aldığımız duyumlar, fuarda bu sene özellikle çizgi roman meraklılarını cezbedecek detaylar olduğu, fuarın onur yazarının Prof. Doğan Kuban, temasının ise 'İstanbul'u Yazmak' olarak belirlendiği, kenarda köşede de olsa iyi kitaplar yayınlayıp ayakta kalmaya çabalayan ufak yayınevlerini aynı çatı altında görmenin fuarın avantajlarından biri olduğu yönünde.

TÜYAP Kitap Fuarı'nı Mesafeden Bağımsız Eleştirmek;

  • Fuarın Türkçe websitesinde paragrafların tekrar edilmesi ve yazım hataları (bknz.Konuk Ülke Bilgileri sayfası),
  • Websitesinin genel olarak özensiz hazırlandığı izlenimi,
  • Kimi yayınevlerinin standlarının kendilerine bildirilmeden değiştirildiği duyumu,
  • Ve gidip gördükten sonra eklenecekler...
Fuardaki diğer etkinlik, konferans ve yazarların imza günlerini bu adresten görebilirsiniz.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons