6 Haziran 2010 Pazar

Ağır Roman


Ahmet Ümit'in İstanbul Hatırası kitabını okumaya başladım. Dolmuşta, parkta bir ağacın altında oturmuş şehrin keşmekeşini kıyıdan izlerken, evde tüm kuvvetiyle yağan yağmurun taciz ettiği pencerenin önünde, birini beklerken, hatta tuvalette. Bu kadar ayrılmamacasına okuma nedenim öyle polisiye ve cinai romanlara duyduğum alaka filan değil. Ahmet Ümit herşeyden önce bir İstanbul anlatısı yazmış.


Romanda Komiser Nevzat'ın oturduğu mahallede yaşayan Bahtiyar adlı bir sokak köpeği var örneğin. Bir gece bu kalender ve minnet dolu Bahtiyar'a araba çarpıyor. Komiser Nevzat, sevgilisi Evgenia ile iki arkadaşı Bahtiyar'ı yol ortasında buluyorlar ve arkadaşlardan veteriner olanın evine götürüyorlar. Bundan sonraki satırlar İstanbul'un sokak hayvanlarına aşina olanlara öyle tanıdık ki! Bahtiyar'ın yanındaki 4 kişi, ona basit bir taş parçasıymış gibi çarpıp gidenlerin umursamazlığına karşın, yaşaması için çabalıyorlar. Çünkü Bahtiyar herşeyden önce yaşamlarının, yaşadıkları mahallenin, dahası İstanbul'un bir sakini.



İstanbul Hatırası'nı gözlerimi İstanbul'un sokaklarında, pencerelerinde, çatılarında yeniden gezdirmemi sağladığı için sevdim. İstanbul'a yeniden bakarken, bir veteriner kliniğinin penceresini gördüm. Soğuk, metal bir ameliyat masasınn başındaki 4 kişi, Üsküdar'da bir mahallede muhtemelen bir köpeğe parçalatılmış duman renkli bir kediyi hayatta tutmaya çabalıyorlardı. Kedinin dili siyaha çalmış, zor nefes alıyorken, onu yaşatmak için uğraşan veteriner hekimin dışındaki herkes yaşayacak umudundaydı. Üç yerinden korkunç şekilde ısırılarak kaburgaları kırılmış bir kedinin yaşamasını ummak bir nevi cahil cesaretiydi aslında. Aradaki tek gerçekçi kişi olan veteriner hekim, yani benim arkadaşım olan Ozan hepimize dönüp "Can çekişiyor, yaşaması çok zor" dediğinde aptalca iyimserliğimizi kafamızdan silmemiz gerektiğini anlıyorduk. Anlıyorduk, ama güya bir mucize, bizim dışımızda bir güç, bizim yaşamasını çok ama çok istememizden doğan o "ilahi" hava bize yardım ederdi belki, kimbilir?



Kedi çırpınırken ben kaçtım. Şu anda yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum. Öğrenmeye korkuyorum. Gerçeğin içimdeki umudu söküp almasından korkuyorum. Sanki benim oturduğum yerden umud etmemin "Gri"ye bir yararı olabilirmiş gibi yaşamasını umuyorum. Burada oturmuş, İstanbul'un bir mahallesinde daha dün arkadaşı tekirle popo popoya uyuyan "Gri"yi Ahmet Ümit'in Bahtiyar'ı ile bir tutuyorum.


Belki diyorum, "Gri" de Bahtiyar gibi yaşama döner, gerçek bir adı olur. Ya ölürse diye ad koymadık çünkü.



Ağır Roman


Ahmet Ümit'in İstanbul Hatırası kitabını okumaya başladım. Dolmuşta, parkta bir ağacın altında oturmuş şehrin keşmekeşini kıyıdan izlerken, evde tüm kuvvetiyle yağan yağmurun taciz ettiği pencerenin önünde, birini beklerken, hatta tuvalette. Bu kadar ayrılmamacasına okuma nedenim öyle polisiye ve cinai romanlara duyduğum alaka filan değil. Ahmet Ümit herşeyden önce bir İstanbul anlatısı yazmış.


Romanda Komiser Nevzat'ın oturduğu mahallede yaşayan Bahtiyar adlı bir sokak köpeği var örneğin. Bir gece bu kalender ve minnet dolu Bahtiyar'a araba çarpıyor. Komiser Nevzat, sevgilisi Evgenia ile iki arkadaşı Bahtiyar'ı yol ortasında buluyorlar ve arkadaşlardan veteriner olanın evine götürüyorlar. Bundan sonraki satırlar İstanbul'un sokak hayvanlarına aşina olanlara öyle tanıdık ki! Bahtiyar'ın yanındaki 4 kişi, ona basit bir taş parçasıymış gibi çarpıp gidenlerin umursamazlığına karşın, yaşaması için çabalıyorlar. Çünkü Bahtiyar herşeyden önce yaşamlarının, yaşadıkları mahallenin, dahası İstanbul'un bir sakini.



İstanbul Hatırası'nı gözlerimi İstanbul'un sokaklarında, pencerelerinde, çatılarında yeniden gezdirmemi sağladığı için sevdim. İstanbul'a yeniden bakarken, bir veteriner kliniğinin penceresini gördüm. Soğuk, metal bir ameliyat masasınn başındaki 4 kişi, Üsküdar'da bir mahallede muhtemelen bir köpeğe parçalatılmış duman renkli bir kediyi hayatta tutmaya çabalıyorlardı. Kedinin dili siyaha çalmış, zor nefes alıyorken, onu yaşatmak için uğraşan veteriner hekimin dışındaki herkes yaşayacak umudundaydı. Üç yerinden korkunç şekilde ısırılarak kaburgaları kırılmış bir kedinin yaşamasını ummak bir nevi cahil cesaretiydi aslında. Aradaki tek gerçekçi kişi olan veteriner hekim, yani benim arkadaşım olan Ozan hepimize dönüp "Can çekişiyor, yaşaması çok zor" dediğinde aptalca iyimserliğimizi kafamızdan silmemiz gerektiğini anlıyorduk. Anlıyorduk, ama güya bir mucize, bizim dışımızda bir güç, bizim yaşamasını çok ama çok istememizden doğan o "ilahi" hava bize yardım ederdi belki, kimbilir?



Kedi çırpınırken ben kaçtım. Şu anda yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum. Öğrenmeye korkuyorum. Gerçeğin içimdeki umudu söküp almasından korkuyorum. Sanki benim oturduğum yerden umud etmemin "Gri"ye bir yararı olabilirmiş gibi yaşamasını umuyorum. Burada oturmuş, İstanbul'un bir mahallesinde daha dün arkadaşı tekirle popo popoya uyuyan "Gri"yi Ahmet Ümit'in Bahtiyar'ı ile bir tutuyorum.


Belki diyorum, "Gri" de Bahtiyar gibi yaşama döner, gerçek bir adı olur. Ya ölürse diye ad koymadık çünkü.



4 Haziran 2010 Cuma

Sansür Zorbalığın Bir Başka Biçimidir!

Güncelleme: Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının (TİB) kararıyla Google'a ait bazı IP'lere (Internet Protocol Address), "hukuksal nedenlerden dolayı" erişimin engelleneceği öğrenildi. 2008'in Ekim ayında Blogger'ın sansürlenmesi üzerine kaleme aldığımız metni yeniden yayınlıyoruz. Ne yazık ki noktasına, virgülüne bile dokunmadan, çünkü geçen zaman yenilik namına hiçbir şey getirmedi.


Ön Not: Başta blogger olmak üzere internet sitelerine uygulanan sansür http://www.serbestyazarlar.com/ adresinde protesto edilmekte.


Aşağıda, sansüre karşı tepkimizi göstermek için yayınladığımız bildiriyi okuyabilir, dağıtabilir, kendinize uyarlayabilirsiniz.


Değerli Alternatif-İstanbul Okuyucuları;



Bünyesinde birbirinden değerli websitelerini barındıran ve ücretsiz blog hizmeti sunan blogger.com adresi, 24 Ekim Cuma günü itibari ile mahkeme kararı ile engellenmiştir.



Binlerce kıymetli bilginin paylaşıldığı, insanların önemli anlarını not alıp başka insanlara aktardığı, fikir alış-verişinin en etkin yolu olan internet günlükleri Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi' nin -gerekçesini bile açıklama gereği duymadığı- tek kararı ile bir anda kapatılmıştır.


Günlük yazılarını ve belki araştırmalarını sadece Blogspot veri tabanında saklayıp paylaşıma açanlar bir anda birikimlerine ulaşamaz hale getirilmiştir. Yıllardır kendi çıkarları doğrultusunda yayın yapmakta olan yayın organlarına inat, bağımsız blog siteleri içlerindeki onlarca değerli bilgi ile birlikte sansürlenmiştir!


Yüksek tahsilli bireylerini işsiz bırakan, yaşlı teyze ve amcalarına cep harçlığı - emekli maaşı veren, türcülük, ırkçılık, cinsel ayrımcılığın her köşede kendini gösterdiği ülkemizde,


İnsanların internet üzerinden "at, köpek, hayvan pornosu", "verecek hatun nasıl davranır" aramalarında cinsel tatmin bulduğu ülkemizde,


20 milyon kadının her sabah birbirinden beter TV programlarına maruz bırakıldığı, genç kız ve erkeklerin "kendini en kısa yoldan pazarlama" üzerine bilgilendirildiği ülkemizde,


Hayatımızın her noktasına sokulan, geleceğimizi karartmayı hedefleyen sansürcü anlayışı kınıyoruz! Daha özgür, daha yaşanılası bir dünya için hepimiz sesimizi Sansüre Karşı yükseltiyoruz!


Aşağıda imzası bulunan websiteleri olarak, Türkiye'deki internet sitelerinin sansüre uğramasına tepki olarak doğmuş olan www.sansuresansur.org'u ve bu konuda çalışmalar yürüten diğer birey ve inisiyatifleri destekliyoruz!


http://www.ozanezgiberberoglu.com


http://www.alternatif-istanbul.net


http://www.kurkehayir.gen.tr

Sansür Zorbalığın Bir Başka Biçimidir!

Güncelleme: Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının (TİB) kararıyla Google'a ait bazı IP'lere (Internet Protocol Address), "hukuksal nedenlerden dolayı" erişimin engelleneceği öğrenildi. 2008'in Ekim ayında Blogger'ın sansürlenmesi üzerine kaleme aldığımız metni yeniden yayınlıyoruz. Ne yazık ki noktasına, virgülüne bile dokunmadan, çünkü geçen zaman yenilik namına hiçbir şey getirmedi.


Ön Not: Başta blogger olmak üzere internet sitelerine uygulanan sansür http://www.serbestyazarlar.com/ adresinde protesto edilmekte.


Aşağıda, sansüre karşı tepkimizi göstermek için yayınladığımız bildiriyi okuyabilir, dağıtabilir, kendinize uyarlayabilirsiniz.


Değerli Alternatif-İstanbul Okuyucuları;



Bünyesinde birbirinden değerli websitelerini barındıran ve ücretsiz blog hizmeti sunan blogger.com adresi, 24 Ekim Cuma günü itibari ile mahkeme kararı ile engellenmiştir.



Binlerce kıymetli bilginin paylaşıldığı, insanların önemli anlarını not alıp başka insanlara aktardığı, fikir alış-verişinin en etkin yolu olan internet günlükleri Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi' nin -gerekçesini bile açıklama gereği duymadığı- tek kararı ile bir anda kapatılmıştır.


Günlük yazılarını ve belki araştırmalarını sadece Blogspot veri tabanında saklayıp paylaşıma açanlar bir anda birikimlerine ulaşamaz hale getirilmiştir. Yıllardır kendi çıkarları doğrultusunda yayın yapmakta olan yayın organlarına inat, bağımsız blog siteleri içlerindeki onlarca değerli bilgi ile birlikte sansürlenmiştir!


Yüksek tahsilli bireylerini işsiz bırakan, yaşlı teyze ve amcalarına cep harçlığı - emekli maaşı veren, türcülük, ırkçılık, cinsel ayrımcılığın her köşede kendini gösterdiği ülkemizde,


İnsanların internet üzerinden "at, köpek, hayvan pornosu", "verecek hatun nasıl davranır" aramalarında cinsel tatmin bulduğu ülkemizde,


20 milyon kadının her sabah birbirinden beter TV programlarına maruz bırakıldığı, genç kız ve erkeklerin "kendini en kısa yoldan pazarlama" üzerine bilgilendirildiği ülkemizde,


Hayatımızın her noktasına sokulan, geleceğimizi karartmayı hedefleyen sansürcü anlayışı kınıyoruz! Daha özgür, daha yaşanılası bir dünya için hepimiz sesimizi Sansüre Karşı yükseltiyoruz!


Aşağıda imzası bulunan websiteleri olarak, Türkiye'deki internet sitelerinin sansüre uğramasına tepki olarak doğmuş olan www.sansuresansur.org'u ve bu konuda çalışmalar yürüten diğer birey ve inisiyatifleri destekliyoruz!


http://www.ozanezgiberberoglu.com


http://www.alternatif-istanbul.net


http://www.kurkehayir.gen.tr

3 Haziran 2010 Perşembe

Haziran Ayı Davetiyeleri


1) Efes Pilsen One Love Festival Pre-weekend, 4 Haziran Cuma ve 5 Haziran Cumartesi günleri Tamirane’de gerçekleşiyor. Bu yıl üçüncü kez santralistanbul’da gerçekleşecek olan Efes One Love Festival öncesi ısınma turları 4 Haziran Cuma Prince Language ve 5 Haziran Cumartesi Portecho’nun etkileyici performanslarıyla başlıyor.



10 şanslı Alternatif-İstanbul okuyucusu Efes Pilsen One Love Festival Pre-weekend kombine davetiyesi kazanıyor.



2) Seçimleri ile farkını ortaya koyanların tercihi Beck’s’in, uykuya hayır diyenler için başlattığı INSOMNIA by Beck’s partileri 60’lar ve 70’lerden sonra 80’ler ile devam ediyor! Dönem konseptli parti serisinin üçüncüsü olan 80’leri, 12 Haziran’da Garaj İstanbul’da gerçekleştiriyor.


5 şanslı Alternatif-İstanbul okuyucusu INSOMNIA by Beck’s davetiyesi kazanıyor.

Davetiyeler için yapmanız gereken, ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınızı soyadınızı bildirmek, geri kalanı bize bırakıp eğlencenin tadına varmak.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons