3 Haziran 2010 Perşembe

Haziran Ayı Davetiyeleri


1) Efes Pilsen One Love Festival Pre-weekend, 4 Haziran Cuma ve 5 Haziran Cumartesi günleri Tamirane’de gerçekleşiyor. Bu yıl üçüncü kez santralistanbul’da gerçekleşecek olan Efes One Love Festival öncesi ısınma turları 4 Haziran Cuma Prince Language ve 5 Haziran Cumartesi Portecho’nun etkileyici performanslarıyla başlıyor.



10 şanslı Alternatif-İstanbul okuyucusu Efes Pilsen One Love Festival Pre-weekend kombine davetiyesi kazanıyor.



2) Seçimleri ile farkını ortaya koyanların tercihi Beck’s’in, uykuya hayır diyenler için başlattığı INSOMNIA by Beck’s partileri 60’lar ve 70’lerden sonra 80’ler ile devam ediyor! Dönem konseptli parti serisinin üçüncüsü olan 80’leri, 12 Haziran’da Garaj İstanbul’da gerçekleştiriyor.


5 şanslı Alternatif-İstanbul okuyucusu INSOMNIA by Beck’s davetiyesi kazanıyor.

Davetiyeler için yapmanız gereken, ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınızı soyadınızı bildirmek, geri kalanı bize bırakıp eğlencenin tadına varmak.

Haziran Ayı Davetiyeleri


1) Efes Pilsen One Love Festival Pre-weekend, 4 Haziran Cuma ve 5 Haziran Cumartesi günleri Tamirane’de gerçekleşiyor. Bu yıl üçüncü kez santralistanbul’da gerçekleşecek olan Efes One Love Festival öncesi ısınma turları 4 Haziran Cuma Prince Language ve 5 Haziran Cumartesi Portecho’nun etkileyici performanslarıyla başlıyor.



10 şanslı Alternatif-İstanbul okuyucusu Efes Pilsen One Love Festival Pre-weekend kombine davetiyesi kazanıyor.



2) Seçimleri ile farkını ortaya koyanların tercihi Beck’s’in, uykuya hayır diyenler için başlattığı INSOMNIA by Beck’s partileri 60’lar ve 70’lerden sonra 80’ler ile devam ediyor! Dönem konseptli parti serisinin üçüncüsü olan 80’leri, 12 Haziran’da Garaj İstanbul’da gerçekleştiriyor.


5 şanslı Alternatif-İstanbul okuyucusu INSOMNIA by Beck’s davetiyesi kazanıyor.

Davetiyeler için yapmanız gereken, ezgi@alternatif-istanbul.net adresine adınızı soyadınızı bildirmek, geri kalanı bize bırakıp eğlencenin tadına varmak.

1 Haziran 2010 Salı

Gogol Bordello'nun Yepyeni Albümü "Trans-Continental Hustle" Şimdi Müzik Marketlerde



“Start Wearing Purple” şarkısıyla ülkemizde popülerlik kazanan, Efes One Love Festivali’nde ve Sabancı Üniversitesi Bahar Şenliklerinde sahne alan ve bu ziyaretlerinden birinde de Sulukuleli müzisyenlerle birlikte çalarak onlara destek veren asi rock grubu Gogol Bordello’nun uzun zamandır beklenen 5. stüdyo albümü “Trans-Continental Hustle” Sony Music etiketiyle 1 Haziran 2010’da raflardaki yerini alıyor.


Rick Rubin’in prodüktörlüğünde hazırlanan ve 13 parçanın yer aldığı “Trans-Continental Hustle”
albümünde, Gogol Bordello kültürlerarası birleştirici ve eşitlik yanlısı politikalarını sürdürüyor. Grubun solisti ve lideri Eugene Hutz, 2 yıl önce yerleştiği Brezilya’yı varış noktası olarak alıyor ve orada yaşadığı deneyimleri, Brezilyalı çingeneleri, karnavalların orta yerinde yaşanan melankoliyi, kıtalararası aşkları grubun bu albüme konu ediyor.

Albümün bir diğer güçlü yanı ise prodüktör koltuğuna geçen; Rick Rubin. Rubin, Eugene’in şarkı yazarlığındaki yeteneğine odaklanarak, grubun sahiciliğini ve melodi kalitesini doruğa çıkartmayı bu albümde başarıyor.

2007 imzalı “Super Taranta!”dan sonra yayınladıkları bu ilk albümde Gogol Bordello’nun pozitif enerjisi ve farkındalığı; ska, metal, punk, rap, dub ve biraz da Breazilya müziği ile harmanlanarak hayat buluyor.


Günümüzün en saygıdeğer gruplarından biri olan ve yılda 200’den fazla konser veren grup kıtalar arasında süren yolculuklarına devam ediyor Mayıs – Haziran tarihlerinde Avrupa turnesine de çıkacak Gogol Bordello’nun Sony Müzik etiketiyle yayınlanan “Trans-Continental Hustle” albümü tüm müzik marketlerde !

www.gogolbordello.com

MySpace:

www.myspace.com/gogolbordello

Albüm Ön-dinleme:

http://myplay.com/music/gogol-bordello/trans-continental-hustle

Facebook Sayfası:

http://www.facebook.com/gogolbordello

Albümün çıkış parçası ve çok beğenilen Pala Tude şarkısını ücretsiz olarak bilgisayarınıza indirmek için:

http://www.gogolbordello.com/freesongmp3

Gogol Bordello'nun Yepyeni Albümü "Trans-Continental Hustle" Şimdi Müzik Marketlerde



“Start Wearing Purple” şarkısıyla ülkemizde popülerlik kazanan, Efes One Love Festivali’nde ve Sabancı Üniversitesi Bahar Şenliklerinde sahne alan ve bu ziyaretlerinden birinde de Sulukuleli müzisyenlerle birlikte çalarak onlara destek veren asi rock grubu Gogol Bordello’nun uzun zamandır beklenen 5. stüdyo albümü “Trans-Continental Hustle” Sony Music etiketiyle 1 Haziran 2010’da raflardaki yerini alıyor.


Rick Rubin’in prodüktörlüğünde hazırlanan ve 13 parçanın yer aldığı “Trans-Continental Hustle”
albümünde, Gogol Bordello kültürlerarası birleştirici ve eşitlik yanlısı politikalarını sürdürüyor. Grubun solisti ve lideri Eugene Hutz, 2 yıl önce yerleştiği Brezilya’yı varış noktası olarak alıyor ve orada yaşadığı deneyimleri, Brezilyalı çingeneleri, karnavalların orta yerinde yaşanan melankoliyi, kıtalararası aşkları grubun bu albüme konu ediyor.

Albümün bir diğer güçlü yanı ise prodüktör koltuğuna geçen; Rick Rubin. Rubin, Eugene’in şarkı yazarlığındaki yeteneğine odaklanarak, grubun sahiciliğini ve melodi kalitesini doruğa çıkartmayı bu albümde başarıyor.

2007 imzalı “Super Taranta!”dan sonra yayınladıkları bu ilk albümde Gogol Bordello’nun pozitif enerjisi ve farkındalığı; ska, metal, punk, rap, dub ve biraz da Breazilya müziği ile harmanlanarak hayat buluyor.


Günümüzün en saygıdeğer gruplarından biri olan ve yılda 200’den fazla konser veren grup kıtalar arasında süren yolculuklarına devam ediyor Mayıs – Haziran tarihlerinde Avrupa turnesine de çıkacak Gogol Bordello’nun Sony Müzik etiketiyle yayınlanan “Trans-Continental Hustle” albümü tüm müzik marketlerde !

www.gogolbordello.com

MySpace:

www.myspace.com/gogolbordello

Albüm Ön-dinleme:

http://myplay.com/music/gogol-bordello/trans-continental-hustle

Facebook Sayfası:

http://www.facebook.com/gogolbordello

Albümün çıkış parçası ve çok beğenilen Pala Tude şarkısını ücretsiz olarak bilgisayarınıza indirmek için:

http://www.gogolbordello.com/freesongmp3

31 Mayıs 2010 Pazartesi

İyi Müzik İnsanı Her Şeye Rağmen Mutlu Kılar





Miller Freshtival alanına vardığımızda alan nispeten tenha, güneş ziyadesiyle yakıcı, sahnede ise Sakin vardı. Sakin, her zaman olduğu gibi dinleyicisini utandırmayan bir performans sergiledi ve yerini New York'tan gelen Phenomenal Handclap Band'e bıraktı. 60'ların Glastonbury'sinden fırlamış edaları ve kılık kıyafetleriyle güzel bir akşamüstü geçirttiler festival dinleyicisine.





Ben efil efil bir yaz ya da ılık bir sonbahar akşamına pek yakışacağını düşündüğüm "Baby" adlı şarkılarını beğendim. Laf aramızda Laura Marin adlı hanım kızımızın elbisesini pek beğendiğimizi ve hafif yollu kıskandığımızı da belirtmeden geçemem.






The Raveonettes sahnedeyken, biz ortama uzaktan bağlanıyorduk ve buna rağmen grubun şanına layık bir müzik yaptığı görülüyordu. Eski takıntılarını dinlemekten yenilerle teşviki mesaide geciken ben gibi müzikseverler için tanışma faslı niteliğindeydi bu konser. Ama bilenler, Sharin Foo ve Sune Rose Wagner'dan mürekkip The Raveonettes'in İstanbul konserini beklemeye değdiği kanaatindeler.




The Raveonettes hususundaki bilgisizliğimize rağmen, Mika'nın müziğine aşinaydık. Özellikle Linda, bir dönem yalnızca Mika şarkıları dinlemiş bir deliydi. Haliyle, "Mika'ya hazır mısın?" sorusunun cevabı bizim cephede kesinlikle evetti, hazırdık, artık başlasındı.






Ve işte Mika sahnedeydi. Konuşan bir bavulu, o bavulundan çıkmış nefis şarkıları, çizgi filmlerden fırlamış oyuncakları, rengarenk bir ceketi, kendi deyişiyle "aptal" bir orkestrası ve grubun 3. vokali gibi bir dinleyici kitlesi vardı. Haliyle konser konser olmaktan çıkıp da karnavala dönüşmekte gecikmedi.






Relax, Big Girl, Stuck In The Middle, Rain, Dr. John, Happy Ending derken, "hani nerede Grace Kelly?" dediğimiz anda o da duyuldu.


Gider gibi yapıp geri döndüklerinde ise, zincirin eksik halkası olan Lollipop geldi ve Mika'nın yarat(t)ıkları eşliğinde dans ederek vedalaştık. Konser bittiğinde Mika'ın konuşan bavulundan bende de olsa ve bana "hadi gitme zamanı bir yerlere,toparlan bakalım!" dese diye düşündüğümü anımsıyorum.



Miller Freshtival sahnesini bir anda karnavala döndürüveren Mika sayesinde bir kez daha şunu anladık ki, iyi müzik insanı içmeden sarhoş ve her şeye rağmen mutlu kılabiliyor. Geleceğe dair umutları tazeliyor, gelecek günlere karşı hazırlıklı kılıyor. İyi müzik insana insan olduğunu hissettiriyor!


Dip Sos;


Festival fotoğrafları için olay yeri muhabiri gibi çalışan Linda'ya teşekkür ederim. Başka fotoğrafları da görmek isterseniz, Friendfeed sayfamıza bakabilirsiniz.






Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons