17 Eylül 2009 Perşembe

Beşiktaş-Manchester United Maçından Tribün Notları : Hani Şans Bizim Elimizden Tutacaktı, Neden Bıraktı?





Bunu yazmaktan imtina ediyorum ama, damarlarımdaki kana kadar Beşiktaş'lı hissetmem en son 94-95 sezonundaydı. Her küçük kız gibi babamın dibinden ayrılmıyor ve Baba Hakkı'lı, Şükrü'lü, arka planında Şeref Stadı'nın çamurlu zemini olan efsane Beşiktaş öyküleri dinleyerek büyüyordum.


Sonra birşeyler oldu. Vakur, alçakgönüllü, tatlı-sert ve az biraz anarşist o takım gitti. Yerine kadrosunu saymaktan aciz olduğum, eskiden gelen tatlı muhabbet vesilesiyle saygım koruduğum ama eskisi kadar takip etmediğim bir Beşiktaş'ı kabullenmek zorunda kaldım. Eskiden televizyondan da olsa izlediğim maçlar artık o kadar da ilgilendirmez oldu. Beşiktaş taraftarlığım, arada sırada Fenerli arkadaşlarıma takılmak ve 2-3 futbolcusunu tanımak dahiline sıkıştı kaldı.



Bu haftanın başında gelen bir haber, artık hayatını çocukluğunu geçirdiği o güzel yalıyı hala üzüntüyle hatırlayan yaşlı kadın misali sahiplendiğim Beşiktaş taraftarlığımda yeni bir dönemin başlangıcı oldu: 15 Eylül'de oynanacak Beşiktaş-Mancherster United maçı için bir arkadaşımın (merhaba Gökçe! ) fazladan bileti vardı ve gidecek adam arıyordu, bahtına hatun çıktı. Yüksek beleşçi ruhumla bilete talip olduğum gibi siyah beyaz pöti kareli gömleğimi sırtıma geçirdim ve soluğu İnönü Stadı'nda aldım. Yani aldık.


Veee, yüksek gözlemci ve de gizli fanatik Beşiktaş'lı tavrımla gözümü ve kulağımı dört açtım ve 1-0 yenik kapadığımız maçı yine de keyifle izledim. İşte maç notlarım:


- Kadın güvenlik görevlileri erkeklerden daha erkeksi davranıyor. Bir tanesi, çantamın içindeki yeşil çekirge anahtarlığımı sertçe tutarak "Bu ne?" diye sordu. "Anahtarlarım" yanıtını alınca "Yeşil yeşil görünce çantanda canlı bir şey var sandım" dedi. Karşılıklı gülüştük, ortam yumuşadı.



- Daha maç başlamadan Beşiktaş tribününde hafif yollu bir keyifsizlik vardı. Meğer UEFA bizim Çarşı'nın simgesindeki "A" harfini anarşizm anlamına geliyor diye toplatmış. Sonradan nedenini öğrendiğimde içim cız etti, eski sevgiliyi hatırladım. Hayatımda gördüğüm en aklı başında futbol fanatiğiydi, üstelik endüstriyel futbola karşıydı.


- Çarşı, baştaki keyifsizliğe karşın, taraftarlık konusunda tüm takımların ağzını sulandıran tavrını sürdürdü ve harkulade tribün gösterileri ve taraftar marşları ile İnönü'yü yıktı. Hatta sonradan ailemizin haber kaynağı Twitter'dan öğrendiğim kadarıyla Beşiktaş tribününün şovu karşısında heyecanlanan maç spikeri "Atkılar, eller, her şey havada!" yorumunu yaparak televizyon başındaki milyonları dumura uğratmış. Ben oradaydım ve atkılar ve de eller dışında hiçbir şeyimizin havada olmadığı konusunda sizi temin ederim.




- Beşiktaş tribünü, yönetimin Tabata'ya çil çil sekizbuçukmilyoneuro saymasından fevkalade rahatsız. Arkamdaki taraftarın sözcükleri ile aynen aktarmam gerekirse "Ben bu Tabata'ya sekizbuçukmilyoneuro sayan yönetimin taaaaaa ..." Ehöm, neyse.


- Beşiktaş tribünü bir de Bobo'nun Mustafa Denizli tarafından kadroya alınmamasına hayıflanıyor. Delgado'nun takımda işi olmadığı kanaati de oldukça yaygın görülüyor.


- Herkes, ben de dahil, Beşiktaş'ın pire gibi bir forvet ihtiyacı olduğu konusunda hemfikir.


- Deli İbrahim, Manchester United'ın 25 numarası Valencia'yı tutmakta epeyce zorlandı.


- Maç boyunca Hakan kale vuruşlarında topu taca salladı durdu. En sonunda isyankar bir taraftar "Ulan ayağını şeyettiğimin Hakan'ı, şu topa doğru vur bir kere de be" diye haykırdı.


- Hakem maç boyunca Manchester United'dan yanaydı. Buna karşın, kimse hakemin cinsel tercihine yönelik herhangi bir pis imada bulunmadı.


- O 77. dakikada yediğimiz gol var ya o gol, boku bokuna yedik o golü.


- Az önce sözü geçen spiker, "hani şans bizim elimizden tutacaktı neden bıraktı'' demiş bir yerde. Fazla arabesk takılan bir arkadaş kendisi sanırım, sevdim.


Sonuç olarak, baktım ki ben bu taraftarlık mevzusuna geri döndüğüm için pek mesut oldum, daha sık periyodlarla maça gitme kararı aldım. Beşiktaş takımını beni bir sosyal sorumluluk projesi olarak ele alıp tarafıma Çarşı'ya yakın bir yerlerde çift kişilik kombine bilet hibe etmesini temenni ediyorum şimdi.


İnsan hayallerle yaşarmış. Hah, buyrun, 11. Bienal'in sorusunu da cevaplamış oldum böylece.


Beşiktaş-Manchester United Maçından Tribün Notları : Hani Şans Bizim Elimizden Tutacaktı, Neden Bıraktı?





Bunu yazmaktan imtina ediyorum ama, damarlarımdaki kana kadar Beşiktaş'lı hissetmem en son 94-95 sezonundaydı. Her küçük kız gibi babamın dibinden ayrılmıyor ve Baba Hakkı'lı, Şükrü'lü, arka planında Şeref Stadı'nın çamurlu zemini olan efsane Beşiktaş öyküleri dinleyerek büyüyordum.


Sonra birşeyler oldu. Vakur, alçakgönüllü, tatlı-sert ve az biraz anarşist o takım gitti. Yerine kadrosunu saymaktan aciz olduğum, eskiden gelen tatlı muhabbet vesilesiyle saygım koruduğum ama eskisi kadar takip etmediğim bir Beşiktaş'ı kabullenmek zorunda kaldım. Eskiden televizyondan da olsa izlediğim maçlar artık o kadar da ilgilendirmez oldu. Beşiktaş taraftarlığım, arada sırada Fenerli arkadaşlarıma takılmak ve 2-3 futbolcusunu tanımak dahiline sıkıştı kaldı.



Bu haftanın başında gelen bir haber, artık hayatını çocukluğunu geçirdiği o güzel yalıyı hala üzüntüyle hatırlayan yaşlı kadın misali sahiplendiğim Beşiktaş taraftarlığımda yeni bir dönemin başlangıcı oldu: 15 Eylül'de oynanacak Beşiktaş-Mancherster United maçı için bir arkadaşımın (merhaba Gökçe! ) fazladan bileti vardı ve gidecek adam arıyordu, bahtına hatun çıktı. Yüksek beleşçi ruhumla bilete talip olduğum gibi siyah beyaz pöti kareli gömleğimi sırtıma geçirdim ve soluğu İnönü Stadı'nda aldım. Yani aldık.


Veee, yüksek gözlemci ve de gizli fanatik Beşiktaş'lı tavrımla gözümü ve kulağımı dört açtım ve 1-0 yenik kapadığımız maçı yine de keyifle izledim. İşte maç notlarım:


- Kadın güvenlik görevlileri erkeklerden daha erkeksi davranıyor. Bir tanesi, çantamın içindeki yeşil çekirge anahtarlığımı sertçe tutarak "Bu ne?" diye sordu. "Anahtarlarım" yanıtını alınca "Yeşil yeşil görünce çantanda canlı bir şey var sandım" dedi. Karşılıklı gülüştük, ortam yumuşadı.



- Daha maç başlamadan Beşiktaş tribününde hafif yollu bir keyifsizlik vardı. Meğer UEFA bizim Çarşı'nın simgesindeki "A" harfini anarşizm anlamına geliyor diye toplatmış. Sonradan nedenini öğrendiğimde içim cız etti, eski sevgiliyi hatırladım. Hayatımda gördüğüm en aklı başında futbol fanatiğiydi, üstelik endüstriyel futbola karşıydı.


- Çarşı, baştaki keyifsizliğe karşın, taraftarlık konusunda tüm takımların ağzını sulandıran tavrını sürdürdü ve harkulade tribün gösterileri ve taraftar marşları ile İnönü'yü yıktı. Hatta sonradan ailemizin haber kaynağı Twitter'dan öğrendiğim kadarıyla Beşiktaş tribününün şovu karşısında heyecanlanan maç spikeri "Atkılar, eller, her şey havada!" yorumunu yaparak televizyon başındaki milyonları dumura uğratmış. Ben oradaydım ve atkılar ve de eller dışında hiçbir şeyimizin havada olmadığı konusunda sizi temin ederim.




- Beşiktaş tribünü, yönetimin Tabata'ya çil çil sekizbuçukmilyoneuro saymasından fevkalade rahatsız. Arkamdaki taraftarın sözcükleri ile aynen aktarmam gerekirse "Ben bu Tabata'ya sekizbuçukmilyoneuro sayan yönetimin taaaaaa ..." Ehöm, neyse.


- Beşiktaş tribünü bir de Bobo'nun Mustafa Denizli tarafından kadroya alınmamasına hayıflanıyor. Delgado'nun takımda işi olmadığı kanaati de oldukça yaygın görülüyor.


- Herkes, ben de dahil, Beşiktaş'ın pire gibi bir forvet ihtiyacı olduğu konusunda hemfikir.


- Deli İbrahim, Manchester United'ın 25 numarası Valencia'yı tutmakta epeyce zorlandı.


- Maç boyunca Hakan kale vuruşlarında topu taca salladı durdu. En sonunda isyankar bir taraftar "Ulan ayağını şeyettiğimin Hakan'ı, şu topa doğru vur bir kere de be" diye haykırdı.


- Hakem maç boyunca Manchester United'dan yanaydı. Buna karşın, kimse hakemin cinsel tercihine yönelik herhangi bir pis imada bulunmadı.


- O 77. dakikada yediğimiz gol var ya o gol, boku bokuna yedik o golü.


- Az önce sözü geçen spiker, "hani şans bizim elimizden tutacaktı neden bıraktı'' demiş bir yerde. Fazla arabesk takılan bir arkadaş kendisi sanırım, sevdim.


Sonuç olarak, baktım ki ben bu taraftarlık mevzusuna geri döndüğüm için pek mesut oldum, daha sık periyodlarla maça gitme kararı aldım. Beşiktaş takımını beni bir sosyal sorumluluk projesi olarak ele alıp tarafıma Çarşı'ya yakın bir yerlerde çift kişilik kombine bilet hibe etmesini temenni ediyorum şimdi.


İnsan hayallerle yaşarmış. Hah, buyrun, 11. Bienal'in sorusunu da cevaplamış oldum böylece.


Beşiktaş-Manchester United Maçından Tribün Notları : Hani Şans Bizim Elimizden Tutacaktı, Neden Bıraktı?





Bunu yazmaktan imtina ediyorum ama, damarlarımdaki kana kadar Beşiktaş'lı hissetmem en son 94-95 sezonundaydı. Her küçük kız gibi babamın dibinden ayrılmıyor ve Baba Hakkı'lı, Şükrü'lü, arka planında Şeref Stadı'nın çamurlu zemini olan efsane Beşiktaş öyküleri dinleyerek büyüyordum.


Sonra birşeyler oldu. Vakur, alçakgönüllü, tatlı-sert ve az biraz anarşist o takım gitti. Yerine kadrosunu saymaktan aciz olduğum, eskiden gelen tatlı muhabbet vesilesiyle saygım koruduğum ama eskisi kadar takip etmediğim bir Beşiktaş'ı kabullenmek zorunda kaldım. Eskiden televizyondan da olsa izlediğim maçlar artık o kadar da ilgilendirmez oldu. Beşiktaş taraftarlığım, arada sırada Fenerli arkadaşlarıma takılmak ve 2-3 futbolcusunu tanımak dahiline sıkıştı kaldı.



Bu haftanın başında gelen bir haber, artık hayatını çocukluğunu geçirdiği o güzel yalıyı hala üzüntüyle hatırlayan yaşlı kadın misali sahiplendiğim Beşiktaş taraftarlığımda yeni bir dönemin başlangıcı oldu: 15 Eylül'de oynanacak Beşiktaş-Mancherster United maçı için bir arkadaşımın (merhaba Gökçe! ) fazladan bileti vardı ve gidecek adam arıyordu, bahtına hatun çıktı. Yüksek beleşçi ruhumla bilete talip olduğum gibi siyah beyaz pöti kareli gömleğimi sırtıma geçirdim ve soluğu İnönü Stadı'nda aldım. Yani aldık.


Veee, yüksek gözlemci ve de gizli fanatik Beşiktaş'lı tavrımla gözümü ve kulağımı dört açtım ve 1-0 yenik kapadığımız maçı yine de keyifle izledim. İşte maç notlarım:


- Kadın güvenlik görevlileri erkeklerden daha erkeksi davranıyor. Bir tanesi, çantamın içindeki yeşil çekirge anahtarlığımı sertçe tutarak "Bu ne?" diye sordu. "Anahtarlarım" yanıtını alınca "Yeşil yeşil görünce çantanda canlı bir şey var sandım" dedi. Karşılıklı gülüştük, ortam yumuşadı.



- Daha maç başlamadan Beşiktaş tribününde hafif yollu bir keyifsizlik vardı. Meğer UEFA bizim Çarşı'nın simgesindeki "A" harfini anarşizm anlamına geliyor diye toplatmış. Sonradan nedenini öğrendiğimde içim cız etti, eski sevgiliyi hatırladım. Hayatımda gördüğüm en aklı başında futbol fanatiğiydi, üstelik endüstriyel futbola karşıydı.


- Çarşı, baştaki keyifsizliğe karşın, taraftarlık konusunda tüm takımların ağzını sulandıran tavrını sürdürdü ve harkulade tribün gösterileri ve taraftar marşları ile İnönü'yü yıktı. Hatta sonradan ailemizin haber kaynağı Twitter'dan öğrendiğim kadarıyla Beşiktaş tribününün şovu karşısında heyecanlanan maç spikeri "Atkılar, eller, her şey havada!" yorumunu yaparak televizyon başındaki milyonları dumura uğratmış. Ben oradaydım ve atkılar ve de eller dışında hiçbir şeyimizin havada olmadığı konusunda sizi temin ederim.




- Beşiktaş tribünü, yönetimin Tabata'ya çil çil sekizbuçukmilyoneuro saymasından fevkalade rahatsız. Arkamdaki taraftarın sözcükleri ile aynen aktarmam gerekirse "Ben bu Tabata'ya sekizbuçukmilyoneuro sayan yönetimin taaaaaa ..." Ehöm, neyse.


- Beşiktaş tribünü bir de Bobo'nun Mustafa Denizli tarafından kadroya alınmamasına hayıflanıyor. Delgado'nun takımda işi olmadığı kanaati de oldukça yaygın görülüyor.


- Herkes, ben de dahil, Beşiktaş'ın pire gibi bir forvet ihtiyacı olduğu konusunda hemfikir.


- Deli İbrahim, Manchester United'ın 25 numarası Valencia'yı tutmakta epeyce zorlandı.


- Maç boyunca Hakan kale vuruşlarında topu taca salladı durdu. En sonunda isyankar bir taraftar "Ulan ayağını şeyettiğimin Hakan'ı, şu topa doğru vur bir kere de be" diye haykırdı.


- Hakem maç boyunca Manchester United'dan yanaydı. Buna karşın, kimse hakemin cinsel tercihine yönelik herhangi bir pis imada bulunmadı.


- O 77. dakikada yediğimiz gol var ya o gol, boku bokuna yedik o golü.


- Az önce sözü geçen spiker, "hani şans bizim elimizden tutacaktı neden bıraktı'' demiş bir yerde. Fazla arabesk takılan bir arkadaş kendisi sanırım, sevdim.


Sonuç olarak, baktım ki ben bu taraftarlık mevzusuna geri döndüğüm için pek mesut oldum, daha sık periyodlarla maça gitme kararı aldım. Beşiktaş takımını beni bir sosyal sorumluluk projesi olarak ele alıp tarafıma Çarşı'ya yakın bir yerlerde çift kişilik kombine bilet hibe etmesini temenni ediyorum şimdi.


İnsan hayallerle yaşarmış. Hah, buyrun, 11. Bienal'in sorusunu da cevaplamış oldum böylece.


15 Eylül 2009 Salı

Akbank Caz Festivali dünyanın cazı ile huzurlara geliyor!



AKBANK 19. CAZ FESTİVALİNDEN ‘ŞEHRİN CAZ HALİ’

istanbuldaki müzikal çeşitliliğin baş aktörlerinden Akbank Caz Festivali 15-25 Ekim tarihleri arasında 19. kez ‘şehrin caz hali’nde dinleyenleriyle buluşuyor. Özgün ve yaratıcı programıyla cazseverleri cazın sınırları aşan heyecanını paylaşmaya davet eden Akbank Caz Festivali birkez daha cazın onlarca farklı rengine kucak açıyor. İki hafta boyunca 13 farklı mekanda 30’un üzerinde canlı performansa ev sahipliği yapacak olan festival konserlerin yanısıra atölye çalışmalarına ve panellere de programı kapmasında yer veriyor. Cazın kendine özgü doğallığını ve samimiyeti bir kez daha 7’den 70’e tüm cazseverlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşayan Akbank Caz Festivali dünyanın dört bir yanından dünyanın cazı ile huzurlara geliyor.



Akbank 19. Caz Festivali’nden seçmeler… Ustalardan Caz...



Akbank 19. Caz Festivali “Ustalardan Caz” bölümünde bu yıl Terje Rypdal & Ketil Bjørnstad, Cecil Taylor, Joe Lovano Us Five, Marilyn Mazur ve Trio 3’ü ağırlıyor. Eleştirmenler tarafından avangart cazın yaratıcılarından biri olarak selamlanan büyük usta Cecil Taylor, 22 Ekim Perşembe günü Cemal Reşit Rey’de hayranlarıyla buluşuyor.
Grammy ödülü ünlü saksafon sanatçısı Joe Lovano ve grubunun performansı ise yine 23 Ekim Cuma günü CRR sahnesinde. Kuzey Avrupa cazının en üretken isimlerinden Norveçli gitarist Terje Rypdal ile aranjör, kompozitör ve piyanist Ketil Bjørnstad’ın performansları ise 16 Ekim Cuma günü Aya İrini’de sahnesinde. Festivali’nin bu bölümdeki bir diğer yıldızı ise dünyaca ünlü perküsyon sanatçısı Marilyn Mazur. (24 Ekim CRR’de)



Dünyanın Dörtbir Yanından Caz



Akbank 19. Caz Festivali, Afrika, Yunanistan, Japonya ve İran’dan müzisyenleri bir araya getirdiği “Dünyadan Caz” bölümünde yine önemli isimler var. Melodi sihirbazı piyanist Vassilis Tsabropoulos, 15 Ekim Perşembe günü vereceği konserle festivalin açılışını yapıyor. 22 Ekim Perşembe günü Babylon’da sahne alacak olan Japon müzisyen Aki Takase’nin konseri ise hiç şüphesiz festivalin en merakla beklenen performanslarından. Bu bölümün diğer konukları arasında Kamerun kökenli basçı Richard Bona (24 Ekim CRR’de) BBC World Music ödülünü kazanan ikili Justin Adams - Juldeh Camara (20 Ekim CRR’de) ve geleneksel İran ezgilerini elektronik dünyaya ustalıkla taşıyan topluluk Niyaz’ın (22 Ekim Ghetto’da) performansları yer alıyor.



Festivalde Farklı Tınılar & Yeni Renkler



Efsanevi Sun Ra Arkestra’da bir dönem trompet çalan Phil Cohran ve yedi oğlundan oluşan topluluk Hypnotic Brass Ensemble ( 16 Ekim) ve eleştirmenlerce “Hip hop jenerasyonundan kusursuz bir caz müzisyeni” olarak selamlanan vokal Jose James ( 23 Ekim) Babylon sahnesinin konukları arasında. Bu bölümde yer alan bir diğer konser ise festivalin bu yılki en ilginç sürprizi olarak değerlendirilen “Grand Pianoromax” featuring Celena Glenn aka Black Cracker projesi. (21 Ekim Babylon’da)



Her Telden Caz



Akbank 19. Caz Festivali caz müziği tüm yönleriyle kavradığı konserlerle yine her zevke hitap etmeyi başarıyor. Festival, “Güncel Sesler” kategorisinde; Burçin Büke Quartet, Fahir Atakoğlu Trio, İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions, EVO Trio, Cenk Erdoğan Trio, Geraldine Laurent “Time Out Trio”, Carl Ludwig Hübsch’s Longrun Development of the Universe, İmer Demirer Quartet, Trio BraamDeJoodeVatcher Quartet Featuring Peter van Bergen, Bik Bent Braam “Extremen” ve “konstruKt & Guests” ağırlıyor. Akbank 19. Caz Festivali’nin bu yılki DJ performansları ise Andy Votel ve Yakuza’dan gelecek.



Kampüste Caz



İlhan Erşahinin projesi İstanbul Sessions, Akbank Caz Festivali kapsamındaki “Kampüste Caz” serisiyle genç müzikseverler ile buluşuyor. Serinin finaliyse 24 Ekim’de sürpriz konuklarla Babylon’da gerçekleşecek konser olacak.

Akbank Caz Festivali dünyanın cazı ile huzurlara geliyor!



AKBANK 19. CAZ FESTİVALİNDEN ‘ŞEHRİN CAZ HALİ’

istanbuldaki müzikal çeşitliliğin baş aktörlerinden Akbank Caz Festivali 15-25 Ekim tarihleri arasında 19. kez ‘şehrin caz hali’nde dinleyenleriyle buluşuyor. Özgün ve yaratıcı programıyla cazseverleri cazın sınırları aşan heyecanını paylaşmaya davet eden Akbank Caz Festivali birkez daha cazın onlarca farklı rengine kucak açıyor. İki hafta boyunca 13 farklı mekanda 30’un üzerinde canlı performansa ev sahipliği yapacak olan festival konserlerin yanısıra atölye çalışmalarına ve panellere de programı kapmasında yer veriyor. Cazın kendine özgü doğallığını ve samimiyeti bir kez daha 7’den 70’e tüm cazseverlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşayan Akbank Caz Festivali dünyanın dört bir yanından dünyanın cazı ile huzurlara geliyor.



Akbank 19. Caz Festivali’nden seçmeler… Ustalardan Caz...



Akbank 19. Caz Festivali “Ustalardan Caz” bölümünde bu yıl Terje Rypdal & Ketil Bjørnstad, Cecil Taylor, Joe Lovano Us Five, Marilyn Mazur ve Trio 3’ü ağırlıyor. Eleştirmenler tarafından avangart cazın yaratıcılarından biri olarak selamlanan büyük usta Cecil Taylor, 22 Ekim Perşembe günü Cemal Reşit Rey’de hayranlarıyla buluşuyor.
Grammy ödülü ünlü saksafon sanatçısı Joe Lovano ve grubunun performansı ise yine 23 Ekim Cuma günü CRR sahnesinde. Kuzey Avrupa cazının en üretken isimlerinden Norveçli gitarist Terje Rypdal ile aranjör, kompozitör ve piyanist Ketil Bjørnstad’ın performansları ise 16 Ekim Cuma günü Aya İrini’de sahnesinde. Festivali’nin bu bölümdeki bir diğer yıldızı ise dünyaca ünlü perküsyon sanatçısı Marilyn Mazur. (24 Ekim CRR’de)



Dünyanın Dörtbir Yanından Caz



Akbank 19. Caz Festivali, Afrika, Yunanistan, Japonya ve İran’dan müzisyenleri bir araya getirdiği “Dünyadan Caz” bölümünde yine önemli isimler var. Melodi sihirbazı piyanist Vassilis Tsabropoulos, 15 Ekim Perşembe günü vereceği konserle festivalin açılışını yapıyor. 22 Ekim Perşembe günü Babylon’da sahne alacak olan Japon müzisyen Aki Takase’nin konseri ise hiç şüphesiz festivalin en merakla beklenen performanslarından. Bu bölümün diğer konukları arasında Kamerun kökenli basçı Richard Bona (24 Ekim CRR’de) BBC World Music ödülünü kazanan ikili Justin Adams - Juldeh Camara (20 Ekim CRR’de) ve geleneksel İran ezgilerini elektronik dünyaya ustalıkla taşıyan topluluk Niyaz’ın (22 Ekim Ghetto’da) performansları yer alıyor.



Festivalde Farklı Tınılar & Yeni Renkler



Efsanevi Sun Ra Arkestra’da bir dönem trompet çalan Phil Cohran ve yedi oğlundan oluşan topluluk Hypnotic Brass Ensemble ( 16 Ekim) ve eleştirmenlerce “Hip hop jenerasyonundan kusursuz bir caz müzisyeni” olarak selamlanan vokal Jose James ( 23 Ekim) Babylon sahnesinin konukları arasında. Bu bölümde yer alan bir diğer konser ise festivalin bu yılki en ilginç sürprizi olarak değerlendirilen “Grand Pianoromax” featuring Celena Glenn aka Black Cracker projesi. (21 Ekim Babylon’da)



Her Telden Caz



Akbank 19. Caz Festivali caz müziği tüm yönleriyle kavradığı konserlerle yine her zevke hitap etmeyi başarıyor. Festival, “Güncel Sesler” kategorisinde; Burçin Büke Quartet, Fahir Atakoğlu Trio, İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions, EVO Trio, Cenk Erdoğan Trio, Geraldine Laurent “Time Out Trio”, Carl Ludwig Hübsch’s Longrun Development of the Universe, İmer Demirer Quartet, Trio BraamDeJoodeVatcher Quartet Featuring Peter van Bergen, Bik Bent Braam “Extremen” ve “konstruKt & Guests” ağırlıyor. Akbank 19. Caz Festivali’nin bu yılki DJ performansları ise Andy Votel ve Yakuza’dan gelecek.



Kampüste Caz



İlhan Erşahinin projesi İstanbul Sessions, Akbank Caz Festivali kapsamındaki “Kampüste Caz” serisiyle genç müzikseverler ile buluşuyor. Serinin finaliyse 24 Ekim’de sürpriz konuklarla Babylon’da gerçekleşecek konser olacak.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Best Web Hosting Coupons